Haber Detayı

Ediz Hun'un en etkilendiği aktör... 'En büyük şansım' dediği kadın oyuncu
Kültür - sanat odatv.com
17/02/2026 10:23 (3 saat önce)

Ediz Hun'un en etkilendiği aktör... 'En büyük şansım' dediği kadın oyuncu

Yeşilçam'ın unutulmaz jönlerinden Ediz Hun, sinema oyunculuğuna nasıl başladığını, "en büyük şansım" dediği kadın oyuncunun kim olduğunu, en çok etkilendiği aktörü ve nasıl üniversite eğitimine Norveç'te devam ettiğini anlattı.

Türk sinemasının önemli isimlerinden Ediz Hun, Nefes gazetesine röportaj verdi. “Sinemaya ilk başladığınız günlerde ‘ben bu işte kalıcı olacağım’ dediğiniz bir an oldu mu?” sorusuna yanıt veren Hun, “Hayır, olmadı...

Şöyle ki, o sırada Almanya’da diş doktorluğu okumaktaydım, tatil dolayısıyla geldim, Ses mecmuası için düzenlenen bir müsabakaya katılma daveti aldım” dedi.Ses derginin yarışmasında Ajda Pekkan Türkiye’nin en güzel genç kızı, Ediz Hun da Türkiye’nin en yakışıklı genç erkeği seçildi.

Yarışmadan önce yarışmacıların hepsi 6 film şirketi ile birer çevirme sözleşmesi imzaladı.SİNEMA HAYATI NASIL BAŞLADI1 Kasım’da, Bostancı’da rıhtımda, Bolşevik Rus ihtilalinden kaçmış bir prenses olan Madam Tamara’nın köşkünde olmasını, film çekimlerinin başlayacağını bildirdiler.

Sinemayı seviyordu, iyi bir sinema seyircisiydi ama… O güne kadar hiç kameranın karşısına geçmemişti. “Benim sinema eğitimi almam lazım, zira bu konuda hiçbir bilgiye sahip değilim” dedi. “Gereksiz, rejisör sana ne yapacağını anlatır” dediler.

Bunları anlatırken “Size senaryodan da söz etmediler mi?” sorusuna Hun, “Hayır, onu sette öğrendim.”İLK ROLÜ: TÜRKAN ŞORAY VE HÜLYA KOÇYİĞİT VAREdiz Hun’un rol alığı ilk filmin adı: Genç Kızlar’dı.

Çekimin başlayacağı gün Madam Tamara’nın köşküne gitti. “Yatılı bir kız lisesinde, edebiyat öğretmeni İskender Bey rolünü oynayacaktım” diyerek başladı anlatmaya: “60 kişilik bir sınıftaki kız öğrencilerle cebelleşen bir genç erkek öğretmen… Bedia Muvahhit okul müdiresi… ‘Gel çocuğum gel bakayım, heyecanlanma’ diyerek beni sınıfa götürdü.

Ön sırada Türkan (Şoray) ve Hülya (Koçyiğit) oturuyordu.”"HÜLYA DA TÜRKAN DA GENİŞ SEYİRCİ KİTLESİNE SAHİP STAR OLMA YOLUNDAYDI"“Filmi hatırlıyorum, okul deniz kenarındaydı” dedim. “Evet doğru hatırlıyorsunuz orası henüz doldurulmamıştı ve köşk deniz kenarındaydı.

Hülya, İzmir Bademli’de, Metin Erksan yönetiminde ‘Yaz’ı çekmiş gelmişti.

Rol arkadaşları Ulvi Doğan ve Erol Taş’tı… Türkan da 5-6 ay kadar önce, Ayhan (Işık) ve Ekrem (Bora) ile Acı Hayat’ta oynamıştı.

İkisi de geniş seyirci kitlesine sahip star olma yolundaydılar.

Belki de Türkan stardı.

Bu benim şansım oldu çünkü Türkan’ın seyircisi oluşmuştu ve tanınıyordu.

Daha önce rol aldığı birkaç film de çok tutmuştu.”EN BÜYÜK ŞANSI KİMDİ“Hiç eğitim görmeden sadece yönetmenin yönlendirmesiyle kolay değil tabi ki heyecanlanmışsınız” sorusuna Hun şu yanıtı verdi: “Evet heyecanlandım tabii ve çekim sırasında bunu hissettiğim için bilhassa yüz kaslarım çok kasıldı.

Benim şansım, parlamakta olan bu iki genç ve güzel yıldızın yanında sinemaya başlamış olmamdı.”“Yanlış hatırlamıyorsam birinci kadın oyuncu Türkan Şoray’dı…” sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Tabii tabii Türkan birinci kadın oyuncuydu.

Hülya ise parlamakta olan bir yıldızdı.

Sınıfta ikisi en ön sırada birlikte oturuyorlardı.”"TÜRKAN GİBİ STARLA OYNADIĞIM İÇİN ÇOK ŞANSLIYDIM"Hun, “Film gişe yaptı mı?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Hem de nasıl… Çok tuttu film.

Tutunca beni aldılar Adana’ya götürdüler.

Adana’da bir bölge film şirketi vardı.

Adana ve bölgesindeki seyirci filmi çok tutmuştu.

Bölgeler yapımcı şirketlerden ‘ben falanca aktörün veya filanca kadın sanatçının filmini istiyorum’ diye talepte bulunurlardı ve bizler de öylece yıldız olurduk.

Ben dediğim gibi ilk filmimde Türkan gibi bir starla oynadığım için çok şanslıydım, onun sayesinde daha ilk filmimle tanındım.”"PEK ÇOK ÜNİVERSİTEYE BEDEL BİR EĞİTİMDİR SİNEMA"“Yeşilçam’da sizi en çok şaşırtan şey neydi: disiplin mi, dostluk mu, rekabet mi?” sorusuna ise şu cevabı verdi: “Beni şaşırtan demeyelim de beni en çok eğiten şey; disiplin, dostluk ve çalışma azmiydi… Ben Ediz’i sinemanın eğittiğine inanıyorum.

Pek çok üniversiteye bedel bir eğitimdir sinema.

Sinemada disiplinin yanı sıra dakik olmak ve sabır da vardır.”"ÜNİVERSİTEYE GİTMEM LAZIMDI AMA ŞİRKET BIRAKMADI"Bu sırada üniversite eğitimini nasıl sürdürdüğüne dair şunu anlattı: “Doğru soru… Üniversiteden bir sömestr izin almıştım ve gitmem lazımdı ama yapımcı şirket bırakmadı ve ikinci filmi yine Türkan’la ve Ülkü Erakalın rejisörlüğünde çektik.

Kenan Pars, Aliye Rona, Avni Dilligil, Suzan Avcı vardı, hepsi de o dönemin usta oyuncuları.

Bu iki filmden sonra Orhan Aksoy devreye girdi, Erman Film’le, ‘Bir İçim Su’, ondan sonra Osman Fahir Seden’le ‘Affetmeyen Kadın’… Yarışmadan önce imzaladığım o altı filmlik anlaşma var ya…”"FİLM ÜSTÜNE FİLM... 130 FİLM"Hun, “Ben yine üniversiteyi soracağım…” sorusuna şu yanıtı verdi: “Sorun tabii sorun çünkü ‘döneceğim’ diye söz vermişim ama artık o ilk dört filmden sonra ustalar ‘sen sinemada kalıcı oldun’ diyorlar. ‘Gitmeliyim’ diyorum, ‘Gidersin, gidersin, acele etme, nasıl olsa kaydın var’ diye benim gitmemi engelliyorlar.

Ondan sonra film üstüne film, film üstüne film… 130 film bitti.”Filmlerin kaç yılda çekildiğine dair Hun “1975’te sinemamız adeta krize girdi ve benim asla oynamayacağım filmler çekilmeye başlayınca sinemadan çekildim. 1963’te sinemaya başladığıma göre 12 yılda çekmişiz” dedi.Pek çok oyuncunun, sinemanın zor dönemlerinde sahneye çıktığına dair “Ayhan Işık, Göksel Arsoy ve hatta Ekrem Bora sahneye çıktılar ama sizin çıktığınızı hatırlamıyorum” sorusuna ise Hun şöyle cevap verdi: “Yok yok hayır, ben sahneye çıkmadım.

Zaten o kadar çirkindir ki sesim, şarkı söylemeye kalksam herkes kaçışırdı...

Benden şarkıcı olamazdı, ben yurt dışına gidip üniversite eğitimi yapmayı tercih ettim.”HAYATINIZ FİLİM OLSAYDI ADI NE OLURDUHun, “Hayatınız bir film olsaydı adı ne olurdu” sorusuna ise ‘Başarıya Giden Yol’ dedikten sonra çok duygulu bir ses tonu ve engelleyemediği birkaç damla göz yaşıyla “Hiç de kolay olmayan ama disiplin ve azimli bir çalışmayla geçen yıllardan sonra ulaşılan bir hedef” diye devam etti.EN ÇOK HANGİ ROLÜNÜZ SİZİ ANLATIYORHun “En çok hangi rolünüz sizi anlatıyor” sorusuna ise birkaç saniyeliğine “hafıza” isimli zengin arşivinde gezindikten sonra, “Ankara Ekspresi” deyip açıkladı; “Esat Mahmut Karakurt’un aynı adlı romanından uyarlanmış, Muzaffer Arslan yönetmişti… Rol arkadaşım harika insan Filiz (Akın) idi.

Canlandırdığım Binbaşı Seyfi Bey samimi ve sağlam karakterli bir vatanseverdi.

Çok severek oynamıştım.”Sağlıklı ve fit olmak için ne yaptığına dair is Hun “Yeme içme konularına çok hassasım.

Sabah muhakkak kahvaltı yaparım.

Süt, bal ve hakiki tereyağıyla birlikte her gün balık yağı alırım.

Fast food asla yemeyiz” yanıtını verdi.“Memduh Ün’le çalıştınız mı?” sorusuna Hun “Tabii tabii… En değerli filmlerimden birinde çalıştım hem de; Yaprak Dökümü’nde… Fatma da (Girik) benim kız kardeşim rolünü oynamıştı” dedi."FATMA MUHTEŞEM BİR İNSANDI"Yaşamını yitiren Fatma Girik'i ise “Fatma muhteşem bir insandı… Fazla sahici… Çok samimi… Mükemmel bir oyunculuk yeteneği… O kadar doğal bir insandı ki anlatılamaz” şeklinde anlattı."SETTE NE YEMEK ÇIKARSA ONU YERDİ"“Sette çalışanlar ve diğer yan oyuncular, figüranlar hangi yemeği yiyorsa onu yediğinize ilişkin anlatılanlar şehir efsanesi mi yoksa gerçek mi?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Setteki herkes aynı yemeği yerdi.

Başroller dahil ama starlar arasında bazıları vardı ki onlar yemeklerini özel olarak dışarıdan getirtirlerdi.”“İsim sorsam verir misiniz?” sorusunu ise şöyle cevapladı: “Hayır vermem… Onlar sizi okuyunca kendilerinden söz ettiğimi anlarlar.

Umarım utanırlar.

Çünkü oradaki insanlar bizden önce geliyor, bizden sonra gidiyorlar.

Ben orada bonfile yiyeceğim, kebap yiyeceğim diğerleri set mutfağında çıkan yemeği yiyecek, benim kabul edebileceğim bir şey değil ve dışarıdan yemek getirenleri nasıl eleştirdiğim bilindiği için bazı gazetelerde haber konusu olmuş olabilir.”EN ÇOK ETKİLENDİĞİ AKTÖR KİMHun “Sinemamızda sizi en çok etkileyen aktör ya da artist kimdi” sorusuna şu yanıtı verdi: “Hiç tartışmasız Süleyman Turan’dı… Süleyman sadece bir sanatçı, aktör değil mükemmel bir insan, mükemmel bir dosttu.”“SES mecmuasının yarışmasında sanırım rakiplerinizden biriydi” sorusuna ise Hun'dan “Evet tabii… Hatta o kadar düzgün fiziği vardı ki yani o varken benim seçilebileceğime hiç inanmıyordum” yanıtı geldi.Hun, “Ünlü gazeteci, Sözcü Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay’ın babası Ertuğrul Akbay da yarışmacılar arasındaydı” sorusuna ise “Evet evet hem de adam acayip yakışıklıydı.

Keza, Tony Curtis’e benzetilen Tunç Oral da yarışmaya katılmıştı ama beni seçtiler” dedi.EDİZ HUN KİMDİRRumeli göçmeni bir anne ve Çerkes bir baba.… Doğduğu yer, Şair Nedim’in, “Bu şehr-i Sitanbul ki bî misl ü behâdır, Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır” dediği İstanbul...

Doğum tarihi 22 Kasım 1940.… Onuncu sınıfa kadar (Lise 2) Avusturya Lisesinde okudu ama Atatürk Erkek Lisesinden mezun oldu.… Liseden sonra, Almanya’da bir süre üniversite eğitiminde bulundu... 1973’de Berna hanım ile evlendi. 2 çocuğu var.“Norveç’te Oslo ve Trondheim Üniversitelerinde Biyoloji ve Çevre Bilimlerinden okul ikincisi olarak mezun oldum.

Türkiye’ye döndükten sonra Çevre Bakanlığı Müşaviri ve İstanbul Çevre İl Müdürlüğü görevlerinde bulundum. 1999-2002 döneminde milletvekilliği yaptım.

Marmara ve Okan üniversitelerinde Ekoloji Bilimleri üzerine öğretim üyeliği yaptım.

Bostancı’daki Ediz Hun botanik bahçesi benim.

Şehirli gibi görünsem de ben bir tabiat adamıyım. 3000’i aşkın kaktüsüm var adada.

Avrupa’dan geliyorlar, şaşırıyorlar.”Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri