Haber Detayı
‘Divriği madeni kamulaştırılsın’
Sivas’ın Divriği ilçesindeki madenciler, direnişlerinin 83’ncü gününde Ulusal Kanal’a konuk oldu. OYAK’a bağlı Ermaden Firması, 271 madencinin işine son vererek üretimi durdurmuştu. Direniş çadırından konuşan bir işçi, “Maden çalışmazsa Divriği hayalet şehre döner.” dedi.
Ulusal Kanal muhabiri Ekrem Demir’in sunduğu Ulusal Özel programında, Sivas’ın Divriği ilçesindeki yer altı demir madeninin kapatılması ve yüzlerce işçinin işten çıkarılması gündeme taşındı.
Divriği madencilerinin direnişi 83’üncü gününe girerken sendika yöneticileri, meslek odası temsilcileri ve Vatan Partisi, kapatma kararının geri çekilmesini, işten çıkarılan 200’ü aşkın işçinin işe iadesini ve madenin kamulaştırılmasını talep etti.
Yaklaşık 320 işçinin çalıştığı sahada 271 işçinin işten çıkarıldığı belirtilirken, üretimin durdurulmasının hem bölge ekonomisi hem de demir-çelik sanayisi açısından stratejik sonuçlar doğuracağı vurgulandı.
Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen) Genel Başkanı Ahmet Atasoy, kapatma kararına ilişkin şunları söyledi: “Divriği demir madeninin başkenti. 2023’ten itibaren burada çalışmaya başladığımızda taşeronda fiili olarak toplu sözleşmeler yapılmaya başlandı.
Bir yıl sonraki ücretler pazarlıkla belirlendi. 2024’te taşeronda çalışan arkadaşlarımızın ücretleri ana şirket olan Ermaden çalışanlarının önüne geçti.
Ana şirket de ücret artırmak zorunda kaldı.
Rahatsızlık biraz buradan kaynaklandı.
Bu madenin kapatılma ihtimali yok.
Sorun, taşerondaki işçilerin ana şirketten daha fazla ücret alması. 9 Ekim 2025’te pazarlıkların başlayacağı dönemde yer altı madenini daraltma gerekçesi sundular ve işçileri sebep belirtmeden 4. maddeden çıkardılar.
Çıkarılanların 17’si yer altından, biri de genel sekreterimizdi; hepsi öncü konumdaydı.
Ekim başında üç kat rezerv hazırdı; sadece patlatma ya da gevşetmeyle çıkarılabilecek durumdaydı. ‘Zarar ediyoruz!’ yönünde bir açıklama doğru değil.
Maden canlı bir yer; tamamen durması büyük tehlike.
OYAK kazandığı milyonlarca doları Divriği’nin maden emekçisine, esnafına ve halkına borçludur.
Taş üstüne taş koymadılar, şimdi de olanı yıkmaya çalışıyorlar.
Biz kazandığımızda Divriği de Türkiye de kazanacak.” ‘MADENİ KAPATMAK CİDDİ TEHLİKE YARATIR’ Türkiye Maden Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Veyis Sır, sürecin teknik ve hukuki boyutuna dikkat çekti.
Sır, yaklaşık 100 işçinin hâlen çalışmasının zorunluluktan kaynaklandığını belirterek şöyle devam etti: “Üretim alanına giden galerilerin tahkimatlarının diri tutulması zorunludur.
Tavan ve yan duvarların kontrolü için çalışma sürmeli; ocağı bir günde terk edemezsiniz.
Terk edilirse ciddi tehlikeler doğar, yeniden üretime geçmek uzun zaman alır ve kamu zararı oluşur.
Hukuki olarak da Maden Kanunu’nun 24’üncü maddesinin 12’nci fıkrası gereği üretim taahhüdü var.
Beş yılın üçünde üretim yapılmalı; bu sürede taahhüdün en az yüzde 30’u gerçekleştirilmeli.
Aksi halde idari para cezası uygulanır.
On yıllık taahhüdün yüzde 15’inin altında kalınması da yaptırıma yol açar.
Yer altı madenini kapatmak ve yeniden açmak çok zordur.
Tenörün yetersiz olduğu görüşüne katılmıyorum.
Demir cevheri stratejik bir hammaddedir.
Yerli üretim varken madeni kapatıp ithalata yönelmek doğru değildir. “Türkiye’de madencilik yapılamaz bir noktaya götürülüyor.
Sadece madencilik değil; tarım ve imalat sanayi de aynı durumda.
Tarım, maden ve imalat yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payı 1976-1986 döneminde yüzde 40,5 iken 1997’ye kadar yüzde 26,1’e, geçen yıl ise yüzde 20,5’e düştü.
Üretmeden büyümek, ekonomiyi geliştirmek ve vatandaşı daha iyi şartlarda yaşatmak mümkün değil.
Bu nedenle işçi direnişi çok değerli.
Türkiye üretim ekonomisinden tüketim ve ithalat ekonomisine sürüklenmek isteniyor. “Demir cevheri stratejik bir hammaddedir.
Yerli üretim varken madeni kapatıp ithalata yönelmek doğru değildir.
Bu süreç ekonomik daralma değil, sendikasızlaştırma operasyonudur.
Amaç, örgütlü işçiyi tasfiye ederek güvencesiz bir düzen kurmaktır.
Divriği Türkiye’nin demir ambarıdır.
Burayı kapatmak Ereğli ve İskenderun’u dışa bağımlı hale getirir.” ‘DEMİR STRATEJİKTİR İTHALATA KURBAN EDİLEMEZ’ Vatan Partisi İşçi Sendika Bürosu Başkanı Hüseyin Karanlık da kapatma kararının ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Üretimi baltalayan bir tablo var.
Bu, işçi ve işveren arasındaki bir hak uyuşmazlığının ötesinde.
İşletmenin kökleri Cumhuriyet devrimine dayanıyor.
Stratejik bir sektör; ağır sanayiye, dolayısıyla savunma sanayine hammadde sağlıyor.
Rezerv bol, alıcı hazır, işçi üretiyor. ‘Zarar var’ deniyor ama yapılan anlaşmalar da gösteriyor ki zarar eden bir kurum değil.
Ülkenin sanayisi açısından stratejik ve üretim temposu aksamayan bir yer.
Bu nedenle altında başka hesaplar aramak gerekir.
Hükümet bu durumu neden seyrediyor, üretimsizliğe nasıl göz yumuluyor?
Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) ana sahip; güçlü sermaye yapısına sahip ticari bir kurum.
Kamuoyunda devletle özdeş görülse de herhangi bir devlet işletmesi değildir.
Divriği, Türkiye’nin ağır sanayisinin mutfağıdır.
Mutfağı kapatırsanız ülkeyi aç bırakırsınız.
OYAK yönetimi burada yalnızca işçiyi değil, Türkiye’nin üretim iradesini hedef almaktadır. ‘Kâr etmiyorum, kapattım’ denilemez.
Madenler halkındır, vatana aittir.
İşletemiyorsa devlet el koymalı ve üretimi sürdürmelidir.
Maden kanunu çıkmalı, kamulaştırılmalıdır.
Bu karardan derhal dönülmelidir.
Sizin bu onurlu direnişiniz sadece Divriği için değil, Zonguldak için, Soma için, Türkiye’nin dört bir yanındaki emekçiler için bir meşaledir.
Dünyanın en kaliteli demir cevheri burada dururken Brezilya’dan, Rusya’dan ithalat yapmak doğru değildir.
Bu karardan dönülmelidir.
Bu direniş yalnız Divriği için değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki emekçiler için bir meşaledir.
Çözüm nettir: Üretim ekonomisi ve tam istihdam.
Taşeron sistemine son verilmeli, işçi güvenceli çalışmalıdır.” ‘Kâr varken küçülme bahanesi bir oyun’ Direniş çadırından programa bağlanan Dev Maden-Sen Genel Başkan Yardımcısı Haluk Özsoy, yaklaşık üç aydır sahada olduklarını belirtti: “Yaklaşık üç aydır burada mücadele ediyoruz.
Son kişi alınana kadar da mücadelemiz sürecek.
Moralimiz yüksek.
Burada 100 milyon tonu aşkın yüzde 55 civarında tenörlü cevher var; bunu bırakıp gideceklerini düşünmüyoruz.
Geçen yıl 465 bin dolar kâr açıklandı.
Bunun bir oyun olduğunu düşünüyoruz.” Dev Maden-Sen Genel Sekreteri Yücel Yalıncak da işten çıkarmaların sendikal faaliyetle bağlantılı olduğunu belirterek, “Sürecin başında 18 kişiyi işten çıkardılar. ‘Sorunlu işçiler’ diyerek kılıflandırdılar ama çıkarılanların çoğu zam pazarlıkları yapan işçi önderleriydi. 220 arkadaşımızın 26 günlük alacağının üzerine yattılar. 100 bin ile 250 bin lira arasında alacağı olanlar var.
Şirketin güvenilirliği yok.
Son arkadaşımız işe alınana kadar mücadele edeceğiz.” Bir genç işçi, “Kışın ortasında haneler aç kaldı.
Maden çalışmazsa Divriği hayalet şehre döner.” derken; tecrübeli bir maden işçisi de şunları söyledi: “Biz yıllardır bu dağları deldik.
Ciğerlerimizi bu madene bıraktık.
Şimdi bize ‘küçülüyoruz’ diyorlar.
Yalan söylüyorlar.
Amaçları bizi kapının önüne koyup üretimi, sendikayı bitirmek.”