Haber Detayı

Nedir bu kayakla atlama skandalı?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
12/02/2026 04:00 (6 saat önce)

Nedir bu kayakla atlama skandalı?

Milano-Cortina 2026’da en ilgiyle izlediğim sporlardan biri kayakla atlama oldu.

Milano-Cortina 2026’da en ilgiyle izlediğim sporlardan biri kayakla atlama oldu.

Dışarıdan bakınca “deli işi” gibi görünen, çocuklarınıza “Bir kere denesin bakalım sevecek mi?” diyerek başlatamayacağınız, çok uzun ve meşakkatli bir yol yürünerek gelinen bu özel branşta Team Türkiye’nin iki sporcuyla yer alması başlı başına bir başarı öyküsü.

Team Türkiye’nin en tecrübelisi Fatih Arda İpçioğlu .

Üçüncü olimpiyatına katılıyor.

Takım arkadaşı Muhammed Ali Bedir ise onu rol model alarak büyümüş, geçen olimpiyatı kıl payı kaçırdıktan sonra bu sezon dünyanın en iyi 50 atlamacısı arasına girerek Predazzo’ya gelmeye hak kazanmış.

İkisinin başarıları, bu branşın ülkemizdeki tarihi gibi, ilklerin ve enlerin altında isimlerinin yazdığı bir hikâye.

Buna rağmen son derece mütevaziler; düzgün, bilinçli ve sporlarını temsil ettiklerinin bilincinde iki milli sporcu.

EŞİT Mİ DEĞİL Mİ?

Belki de biraz da bu yüzden olimpiyatın en büyük tartışmalarından birinin bu sporun etrafında dönmesine, bazı ülkelerin eşit, bazılarının daha eşit olduğu algısına takıldım ve konuyu daha derinlemesine araştırdım.

Skandalın adı “Penisgate” .

Duymuşsunuzdur.

Aslında bu tek bir olay değil; birkaç farklı tartışmanın üst üste gelmesiyle ortaya çıkan bir başlık.

Bir kısmı somut gerçeklere, bir kısmı ise iddialara dayanıyor.

Açalım.

MODİFİYE TULUM!

Kayakla atlamada milimetre seviyesindeki farklar bile metreler kazandırabiliyor.

Bu nedenle ekipman kontrolü sporun en hassas konularından biri. 2025 Dünya Kayakla Atlama Şampiyonası sırasında bazı takımların tulumlarında kurallara aykırı değişiklikler yapıldığı tespit edildi ve diskalifiyeler geldi.

Tartışmanın doğrulanmış kısmı burası.

Norveç takımına ait bazı tulumlarda, yüzey alanını artırarak aerodinamik avantaj sağlayabilecek modifikasyonlar olduğu belirlendi.

Bu neden önemli?

Çünkü kayakla atlamada tulum yalnızca bir kıyafet değil; havada kalış süresini doğrudan etkileyen bir ekipman.

Yüzey büyüdükçe hava tutuşu artıyor, sporcu daha uzun süre süzülebiliyor.

Bu nedenle cezalar ve diskalifiyeler uygulandı.

Zaten hemen her yarışta ekipman kaynaklı diskalifiyeler görmek mümkün.

HYALURONİK ASİT ENJEKTESİ!

İddia edilen ancak kanıtlanmayan taraf ise başka.

Sporcuların ölçüm avantajı sağlamak için anatomik müdahalelere başvurduğu yönünde söylentiler ortaya atıldı.

Özel bölgelerine hyaluronik asit enjekte ettikleri gibi iddialar konuşuldu.

Ancak şu ana kadar bu konuda doğrulanmış herhangi bir bulgu yok.

İlk olarak Alman basınında gündeme gelen bu iddialar için WADA “İddia varsa incelenir” açıklaması yaparken, Uluslararası Kayak ve Snowboard Federasyonu (FIS) konuyu kanıtlanmamış bir söylenti olarak değerlendirdi.

MESELE ‘HAVADA’ KALMAK Kayakla atlamada performans temelde üç şeye bağlı: çıkış hızı, uçuş aerodinamiği ve iniş.

Tulum burada adeta bir kanat gibi çalışıyor ve FIS kurallarına göre vücuda belirli toleranslar içinde oturmak zorunda.

Fazla geniş olamıyor ve sporcuların vücut ölçülerine göre belirlenen sınırlar içinde kontrol ediliyor.

Çünkü yüzey büyüdükçe hava tutuşu artıyor, düşüş hızı azalıyor ve sporcu daha uzun süre havada süzülebiliyor.

Bu yüzden kayakla atlama, ekipman kontrolünün en hassas olduğu sporların başında geliyor.

KURALLAR VE SINIRLAR Peki kurallar bazı ülkelere farklı mı uygulanıyor?

Resmi olarak hayır.

Kurallar herkes için aynı.

Ancak ölçüm toleranslarının çok küçük olması, ekipman kontrolünün bazı noktalarda yoruma açık kalması ve büyük takımların sınırları sürekli zorlaması dışarıdan bakıldığında eşitsizlik algısı yaratabiliyor.

Gerçekten de milimetrik seviyelerde sınırlar söz konusu.

Aynı tulum bir gün kontrolden geçip başka bir gün kalmayabiliyor.

Bazı sporcuların yarış sonrası kontrole girmemesi ya da kontrole girenlerin çoğunlukla aynı ülkelerden olması zaman zaman soru işaretleri yaratıyor.

Özellikle tulumun elastikiyeti, kumaşın zamanla genişlemesi ya da ölçüm anındaki vücut pozisyonu gibi detaylar, kontrolü yapan ekiplerin yorumuna ve deneyimine bağlı sonuçlar doğurabiliyor.

Norveç, Avusturya, Almanya ve son dönemde Çin gibi ülkeler ekipman inovasyonunda oldukça önde.

Kuralların sınırını zorlayan genellikle bu büyük takımlar oluyor ve tartışma da bu yüzden sürekli gündemde kalıyor. 4’TE 1 PUAN HAKEMDEN Hakemlerin etkisine gelince...

Puanın büyük bölümü mesafe, rüzgâr ve start kapısından geliyor; bunlar matematiksel ve objektif unsurlar.

Subjektif olan kısım stil puanı.

Beş hakem uçuş stabilitesi, iniş ve telemark üzerinden puan veriyor, en yüksek ve en düşük puanlar eleniyor.

Toplam puanın yaklaşık dörtte biri buradan geliyor.

Yani hakemler sonucu etkileyebiliyor ama kazananı tek başına belirlemiyor.

Asıl belirleyici hâlâ ekipman, aerodinamik ve rüzgâr koşulları.

Yine de aynı mesafeyi atlayan sporcuların sıralamada farklı yerlerde olması mümkün.

BAŞARI HİKÂYESİ YAZDILAR Dünyanın en iyi 50 sporcusu arasına giren iki sporcumuz tüm bu şartlar içinde mücadele ediyor ve branşlarının bir skandalla gündeme gelmesinin üzüntüsünü yaşıyor.

Oysa Türkiye olarak ilk kez iki sporcu ile katıldık ve takım yarışmasına da giriyoruz.

Kış olimpiyatlarında her şeyi madalya üzerinden okumak, sporun gerçek hikâyelerini görmemizi zorlaştırıyor.

Kayakla atlama gibi ülkemizde neredeyse hiç bilinmeyen bir branşta iki sporcu ile olimpiyatta yer alabilmek, dünya şampiyonalarının gediklisi haline gelmek ve sezon boyunca aynı rakiplerle yarışabilmek, bana göre tesisi bile olmayan ve imkânsıza yakın şartlarda yapılan bir sporda başlı başına bir başarı hikâyesi.

BANU YELKOVAN MİLANO

İlgili Sitenin Haberleri