Haber Detayı
Odatv fikri takipte: 336 bin genç üniversiteden vazgeçti: Eğitim ve iş dünyasını bekleyen tehlike
Maksut Balmuk yazdı...
Üniversite terkleri, hatta sınavlara başvurudaki azalmanın gerekçelerinin başında ekonominin geldiğini; ayrıca barınma, beslenme sorunlarının yanı sıra gençlerin eğitime olan inançlarının azalması, yükseköğrenim sonrası iş olanaklarının kısıtlılığı, “okuyup da ne olacak” anlayışının hakim olmasının da etken olduğunu daha önce ele almıştık.336 BİN GENÇ KAZANDIĞI ÜNİVERSİTEYE KAYIT YAPTIRMADIBasında yer alan haberlere göre sınav sonucunda yerleşen adaylardan 336 bininin kayıt yaptırmadığı görülmektedir.Her ile üniversite açmak garabeti ile hareketle, laboratuvar ya da diğer donanımları eksik, akademisyeni dahi olmayan, kampüsü olmayan tabela üniversitelerinin geldiği nokta ile karşı karşıyayız.Üniversitelerdeki liyakatsizlik ve gerek akademik gerekse idari kadrolaşmada lakayıtlık, kayırmacılık da üniversiteleri bitirme noktasına getirmiştir.
Üniversitelerin olduğu gibi akademisyenlerin mesleki özerkliğinin de yok edilmesi bu süreci körüklemiştir.İŞE ALIMLARDA KRİTER OLMAKTAN ÇIKAN DİPLOMABu durum iş dünyası tarafından da kabul edildiğinden işe alımlarda teknik zorunluluklar dışında öne çıkan kriter diploma olmaktan çıkmıştır.
Teknik alanlarda örneğin gıda alanında gıda, inşaat alanında inşaat mühendisi istihdam zorunluluğu gibi durumlar dışında diplomalar adeta anlamsız hale getirilmiştir.Bazı üniversitelerin diplomaları ulusal ve uluslararası alanda önemini sürdürürken bu üniversitelerin dahi haksız ve hukuksuz uygulamaların merkezi haline getirilmesi ortaya çıkan tabloyu izah edecek niteliktedir.
Boğaziçi Üniversitesindeki kayyum tartışmaları, ses çıkaran akademisyen ve öğrencilerin maruz kaldığı uygulamalar en bariz örnek olarak karşımızdadır.
Diplomanın olmazsa olmaz olduğu kamuda ise işe alımdaki sayı azlığı yine üniversiteye olan gerekliliği adeta yok etmektedir.Akademisyenlerin akademik çalışmalarının istatistiklerinin dahi çok kötü olduğu bilinen bir gerçektir.
Kaldı ki akademisyenlerin kendi alanlarında dahi söz söyle(ye)medikleri ortadadır.
Örneğin eğitim fakültelerinin verdiği eğitim ve diplomayı adeta yok sayar nitelikteki Milli Eğitim Akademisi yasası TBMM'de görüşülürken 100 civarında eğitim fakültesi olan üniversitelerden neredeyse tek ses çıkmaması çok bariz bir örnektir.EĞİTİM VE İŞ DÜNYASINI BEKLEYEN TEHLİKEİşte tüm bu gerekçelerin yanında önümüzde duran en büyük tehlikelerden biri de gelecekte genç sayımızın azalacak olmasıdır. 2000’li yılların başında her yıl yaklaşık 1.3 milyon bebek dünyaya gelirken bugün gelinen noktada sayı 900 binlere düşmüştür.Yükseköğrenimimiz adeta can çekişirken gençlerin yurtdışına adeta kaçış hayalleri de sorunun kaynağı olarak karşımızda durmaktadır.
Yükseköğrenimdeki bu gidişat ile ilgili gerçek çözümler bulunmaması halinde ülkemiz daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.Odatv.com