Haber Detayı

‘Tıpkı kapımızdaki masum sokak hayvanları gibiydik, onları daha iyi anladım’
Kelebek hurriyet.com.tr
08/02/2026 07:00 (2 saat önce)

‘Tıpkı kapımızdaki masum sokak hayvanları gibiydik, onları daha iyi anladım’

Gören herkes sevdi konteyner kentte çekilmiş o videoyu... Fatma Arat “Hanimiş benim tontişim” diye şarkı söylerken köpeği Boncuk neşeyle dans ediyordu. Sosyal medyada viral olan videonun arkasında, zor koşullarda filizlenen bir sevgi hikâyesi var. 6 Şubat depremlerinin yıldönümü vesilesiyle Malatya’da konteyner kentte yaşayan Fatma Arat’la konuştuk.

Kimi evini kaybetti, kimi sevdiklerini... 6 Şubat depremlerinden sonra, etkilenen illerde herkesin hayatı başka bir yere savruldu.

Malatya’nın Yeşilyurt ilçesindeki bir konteyner kentte yaşayan 27 yaşındaki Fatma Arat’ı bu kırılmadan kurtaransa, sokak hayvanlarıyla kurduğu ilişkiydi.Boncuk isimli köpeğiyle çektiği ve şarkı gibi söylediği “Hanimiş benim tontişim” sözleriyle (@patii.severler) sosyal medyada paylaştığı video kısa sürede viral oldu.

Şarkı sayısız sosyal medya kullanıcısı tarafından paylaşıldı.

Malatya’dan ulaştığımız Fatma Arat, depremle birlikte sokakta kalmanın ne demek olduğunu bizzat yaşayarak öğrendiğini söylüyor: “Sokakta yaşayanın halini en iyi sokakta kalan anlar.” Onunki iyileşmenin tek taraflı olmadığını hatırlatan güçlü bir dayanışma hikâyesi.◊ Hayvan sevgisini nasıl kazandınız?

Aileden mi geliyor?Sevgi dolu bir ailede büyüdüm.

Annem, anneannem, babam hayvanları çok severdi.

Ama bir süre sonra onları uzaktan sevmek bana yetmedi; beslemek, dokunmak, yaralarını sarmak istedim.

Babam küçükken kedileri, köpekleri kucağıma getirir, “Bir şey yapmaz, çok masumlar, tatlılar.

Onlara şefkat, merhamet duy” derdi.

Yaşım ilerleyince anneannemin bahçesinde, sokakta yaşayamayacak engelli hayvanlara bakmaya başladım.

Depremde orayı da kaybettik.

Şimdi konteynerde, kapımın önünde onlar için küçük bir alan yaptım; bakımlarını, aşılarını ve kısırlaştırmalarını yaptırıyorum. ‘KARŞI KONTEYNERİN KÖPEĞİ’◊ Diğer hayvanları da ‘Hanimiş benim tontişim’ gibi melodili mi seviyorsunuz?Evet, hepsini öyle seviyorum.

Sadece Boncuk’a özel değil.

O an doğaçlama uyduruyorum.

Mesela ‘Nerede benim kokonatım’ diyorum bazen.

O anki ruh halimle alakalı.

Bu ‘Hanimiş benim tontişim’ de aslında bir kalıp değildi.

Her gün hayvan gördüğümde uydurduğum bir şeydi.

İnsanlar bununla video çektikçe ben de ezberledim.

Ben de artık o kalıptan dışarı çıkamıyorum, ağzıma otomatikman geliyor.◊ Boncuk hayatınıza nasıl girdi?Boncuk karşı konteynerin köpeğiydi.

Annem köpeklerden çok korkmasına rağmen onu uzaktan izler; “Burada çok tatlı bir kız var” diyerek severdi.

Bir gün sahibi uzun süre konteyner kentte yokken Boncuk doğum yapmaya başladı.

Yağmur altında, bir leğenin içinde doğuran Boncuk’un iki yavrusu soğukta hayatını kaybetti.

Annem korkmasına rağmen dayanamadı, Boncuk’u eve aldı.

Kalan yavruyu birlikte büyüttük, adını Nazlı koyduk.

Ancak çok köpek var diye şikâyet edenler olunca Nazlı’yı sahiplendirmek zorunda kaldık.

Annem çok üzülmüştü; “Evimi kaybetmeseydim ne Nazlı’yı ne de Boncuk’u verirdim” diye saatlerce ağladı.

Çok üzülmüştüm ve o zamandan beri anneme hayalindeki o bahçeyle evi tekrar yapabilme hayalim var.

Sonra Boncuk’un sahibi geri döndüğünde annemle arasındaki bağı fark etti ve onun rızasıyla Boncuk artık annemin dostu oldu.

Üç yıldır birlikte yaşıyorlar; kısırlaştırmasını, aşılarını yaptırdım, çipi benim adıma kayıtlı.

Boncuk minik bir kız.◊ Siz onlarla yaşamıyorsunuz o zaman?Evet, annemle anneannem Boncuk’la ayrı konteynerde kalıyor.

Ben babamla ve kedilerimle farklı konteynerde kalıyorum.

Sığamadığımız için annemler, anneannemin o yıkılan bahçeli evinin konteynerinde.

Biz de bizim yıkılan evimizin konteynerindeyiz.

İkisi de Yeşilyurt’ta.◊ Konteyner kentte yaşamak hayatınızı nasıl etkiliyor?

Konteynerde yaşam oldukça zor.

Çünkü kocaman odaları olan bir evden, evinizin banyosu kadar bir alana düşüyorsunuz.

Ve bu küçücük alanda ailenizle birlikte yaşamaya çalışıyorsunuz.

Biri uyanınca herkes uyanıyor, biri hareket etti mi o seslerin hepsini duyuyorsunuz.

Kişisel bir alan tabii çok zor bu şartlar altında.◊ İnsanlar zor yaşam koşulları altında bile sevgiye, neşeye dair bir şey görmekten çok etkilendi.

Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?Depremi yaşayan herkes gibi çok zor zamanlar geçirdim.

Sokakta kalanın, sokakta yaşayanın halini en iyi sokakta kalan anlar.

Biz başımızdaki evimizi kaybettik, su bulamadık.

Belki günlerce yemek bulamadık.

Tıpkı kapımızdaki masum sokak hayvanları gibiydik.

Bu yüzden onları depremden sonra çok daha iyi anlamaya başladım.

Depremden önce de onlara bakıyordum ama depremden sonra onlar beni iyileştirmeye başladı.

Ruhumda açılan yaraları, o kötü hisleri hayvanları tedavi ederek iyileştirmeye başladım.

Onlar iyileştikçe ben de iyileştim.

Bu yardım tek taraflı değil, onlara dokunabilmek, bir canlıya fayda sağlayabilmek çok iyi geliyor.◊ Videonuz viral olduktan sonra insanlardan yardım gelmeye başladı mı?Maddi olarak hiçbir yardım etme talebini kabul etmiyorum.

Bir şahsi IBAN kullanmıyorum.

Son dönemlerde çok fazla insan Boncuk’u ve sokakta beslediğim hayvanları fark edip onlara mama göndermek istedi.

Sağ olsunlar, bu kışı kurtaracak kadar mamamız var. @patii.severler Instagram adresimden ulaşabilirler.

Profilimde bir link var, girip mama aldıkları zaman site mamayı bana yolluyor.◊ Gelen mesajlardan sizi şaşırtan, duygulandıran neler oldu?Bir hanımefendi yazmıştı, Ege tarafında bir ilçede yaşıyormuş ve köpeklerden çok korkarmış.

Köpek korkusunu yenmiş şarkıyla birlikte.

Kendi mahallesindeki köpeklerin yanlarından geçerken “Hanimiş benim tontişim” deyince onlar dans etmeye başlamış.

İnsanların mutluluğu, şarkı söylemeleri, eğlenmeleri beni çok keyiflendiriyor.

Çok da teşekkür ediyorum. ‘O GÜNÜ ANLATMAK HÂLÂ BENİ ÇOK ÜZÜYOR’◊ Deprem anında neredeydiniz?Sokakta beslediğim bir kedim vardı, adı Güzel’di.

Apartmanda bakıyordum, sabahları dışarı bırakırdım.

O gece Malatya’da hava çok soğuktu, Güzel saatlerce kapıda miyavladı.

Önce dışarı çıkmak istediğini sandım ama o kadar uzun sürdü ki bir sorun olduğunu fark ettim. 4,5 saat sonra “Hayır Güzel, hava çok soğuk” deyip kapıyı kapattım.

Odama gider gitmez sarsıntı başladı.

Uyanık olduğum için şanslıydım, hemen kedilerime uzandım.

O an bir hayat üçgeninin içindeydim.

Birçok insan maalesef bu fırsatı bulamadı.

O günü anlatmak hâlâ beni çok üzüyor (sesi titriyor).

Binadaki evlerin hepsinin duvarları çatladı ama bizim evde masadan kalem bile düşmedi.

Sabah olunca bahçedeki engelli kedileri almaya giderken ikinci depreme yakalandım.

O sarsıntıda evimiz ağır hasar aldı.‘AMACIM SOKAKTAKİ HAYVANLARA KENDİ İMKÂNLARIMLA MÜDAHALE EDEBİLMEK’◊ Ne iş yapıyorsunuz? 27 yaşındayım, İnönü Üniversitesi Engellilerde Egzersiz ve Spor Eğitimi Öğretmenliği mezunuyum.

Hem özel bireylere hem özel gereksinimi olmayan bireylere ortak bir çalışma alanım vardı.

Halk Eğitim Merkezleri’nde engelli çocuklarla çalıştım.

Son dönemdeyse Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde laborant ve veteriner sağlık önlisans eğitimi aldım, stajımı yeni tamamladım.

Bunu bir meslek ya da gelir kapısı olarak görmüyorum.

Asıl amacım sokaktaki hayvanlara kendi imkânlarımla müdahale edebilmek.

İlgili Sitenin Haberleri