Haber Detayı

Enerjide tehlike çanları
Ekonomi aydinlik.com.tr
07/02/2026 00:27 (3 saat önce)

Enerjide tehlike çanları

Türkiye’nin Chevron ve ExxonMobil ile yaptığı enerji anlaşmalarını Aydınlık’a değerlendiren Prof. Dr. Baş, petrol sektöründeki tekel konumları nedeniyle ‘Yedi Kız Kardeş’lerden ikisi olarak anılan Chevron ve ExxonMobil ile yapılan anlaşmaların emperyalizme hizmet edeceğini söyledi

Türkiye, son dönemde ABD’li enerji devleri ile arka arkaya enerji anlaşmaları imzalıyor.

ABD’li şirketlerle, Karadeniz ve Akdeniz’de birlikte enerji arama konusunda mutabakat sağlanırken, yurt dışı faaliyetlerde de ortaklık kuruluyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 5 Şubat’ta Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)’nın ABD’li enerji şirketi Chevron ile ortak petrol-doğal gaz arama faaliyetleri için anlaşma imzaladığını duyurdu.

TPAO, 8 Ocak’ta da ExxonMobil’in alt şirketi ESSO Exploration International Limited ile Karadeniz ve Akdeniz’de ortak enerji arama anlaşması imzalamıştı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmalar sonucunda, TPAO’yu 1 milyon varil üretim kapasitesine sahip küresel bir enerji şirketine dönüştürmeyi hedeflediklerini belirtti.

Petrol alanında küresel tekel konumları nedeniyle “Yedi Kız Kardeş”lerden ikisi olarak anılan Chevron ve ExxonMobil ile yapılan anlaşmalar, enerjide bağımsızlık politikaları ile ilgili tartışma yarattı.

Söz konusu anlaşmaların ne anlama geldiğini Aydınlık’a anlatan İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

İ.

Melih Baş, “TPAO’nun kapılarının Yedi Kız kardeş’e açılması, doğal kaynaklar emperyalizmine hizmet eder.” dedi. ‘Yedi Kız Kardeş’ olarak anılan ve petrol tekeli olan ABD’li enerji şirketleri ile anlaşmanın ‘İnsanı yoldan çıkarır!’ nitelikte olduğunu ve Türkiye’nin milli çıkarlarıyla uyuşmayacağını belirten Baş, şöyle devam etti: “Bu birlikteliğin ülkemizin enerji sektörünün ekonomi-politik, ekolojik ve sosyo-politik boyutları bağlamında olsun, ödemeler dengesi tablosu açısından olsun, yerli ve millî çıkarlara uygun olmadığı konusundaki görüş çok ciddidir.

Bu konuda geçen günlerde ölüm yıldönümünü andığımız Prof.

Dr.

Muammer Aksoy’un çok kapsamlı ve ayrıntılı çalışmaları mevcuttur.

Melih Baş ‘TÜRKİYE’YE DE BRICS CEPHESİNE DE YARARI YOK’ “ABD, içinde olduğumuz emperyalizm çağında doğal kaynaklar emperyalizmi bağlamında neo-merkantilist ataklar yapmaya başlamıştır.

Bu ataklar rakip gördüğü BRICS cephesinin tedarik zincirlerindeki akışı kontrol etmek gibi bir işlev yüklenmektedir.

Şimdilerde birleşmelerle sayıları dörde düşmüş ‘Yedi Kız Kardeşler’ denilen petrol tekellerinin gemilerinin yelkenlerini yandan rüzgâr ile besleyip onların apaz seyri (en hızlı seyir) ile seyretmelerine destek olmanın ne ülkemize ne de BRICS cephesine yararı vardır. “ABD Venezuela’ya ne dayatmıştı anımsayalım: Çin’e giden petrolün ABD’ye yönlendirilmesi, petrol dış satımını ABD’ye yöneltme ve Chevron enerji şirketinin lisansını genişletmesi!

Geçen günlerde Petrol Yasası’nda değişiklik yaptırılarak yabancı şirkete özerklik, vergi indirimi, gelirin kullanımındaki söz hakkında artış vb. imtiyazlar getirildi.

Artık yaygınlaşmış adıyla ‘Chevron Modeli’ çalışacak gözüküyor!

Aslında bu durum ABD petrol lobisinin görüşlerine uygun (Max Ball adlı kişi tarafından) 1954’te hazırlanmış ve 1957’de daha da tavizkâr hale getirilen ve 2013’te aynı ruh korunarak hazırlanan 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu olan ülkemiz için de bir ders! “Dünya Enerji Ajansı’nın 2035 kestirimlerine bakıldığında dünya petrol tüketimi yatay bir seyir izleme eğilimindeyken, ABD’nin Chevron aracılığıyla yaptığı bu ataklar zayıflamakta olan petro-dolar sisteminin çöküşünü önleme çabası bağlamında anlam kazanıyor.

Ülkemiz ulusal çıkarlara odaklanarak kendi olanaklarıyla ve gerektiğinde BRICS cephesindeki olanak ve yeteneklerden de yararlanarak bu işi yürütmelidir.” ‘SOYGUNA MARUZ KALMIŞ OLURUZ’ “İmzalanan sadece mutabakat metnidir.

Bu metne uygun projeler hazırlamaktan ve yapılmasından vazgeçmek yerinde olacaktır.

Bakanlıktan yapılan açıklamada bu ay iki uluslararası şirketle daha anlaşılacağı belirtilmektedir.

Bunlar, sayıları dörde düşmüş ‘Yedi Kız Kardeşler’den diğer ikisi olursa, ABD açısından işlem tamam olur!

Biz de bu soyguna maruz kalmış oluruz!

Zaten 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu’ndaki hükümler de buna uygundur.

Örnekse bir arayıcı ya da işletmeci ürettiği petrolün sadece sekizde birini devlete vermekle yükümlü iyi mi!

Petrol hakkı sahiplerinin ödeyecekleri vergi oranına sınır konmuş; dışalım ve dışsatımda bir dizi kolaylık var; birçok vergi istisnası mevcut!

Yok yok! “Kimi görüşlere göre böylelikle Doğu Akdeniz’de (enerji ekonomisi başta olmak üzere) Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’den oluşan üçlü bloka destek veren ABD’yi, ona Karadeniz’de sofra hazırlayarak Türkiye’nin yanına çekmek olanaklı olabilecektir.

Böylece ülkemiz Doğu Akdeniz’de 12 mil tehdidinden kurtulmak, enerji kaynaklarına ilişkin etkinliklerde bulunabilme olanağına kavuşabilir.

Bunun da bir gündüz düşü olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.

Ülkemiz ABD için bir müttefik değil, ‘Ülkeleri birleştir ve taşerona yönettir!’ projesinin aday ülkesi olarak üç sütundan (Three Pillars) biri olarak görülmektedir.

Ancak son Teksas seçimlerinden anlaşılacağı gibi Trump’ın sonu da yaklaşmıştır; dolar endeksindeki gidişattan anlaşılacağı üzere dolar hegemonyası da oyunda son perdeyi oynamaktadır.

Bu nedenle böyle bir düş ütopya değil Epstein fantezisi olmaktan öteye geçemez!

David Rothkopf’un Superclass (2008) adlı çalışmasında ‘neyin, normal, olanaklı, tolere edilebilir’ olduğuna fiilen karar veren bir ‘ilişkiler ağı’ oluşturan çok küçük bir elitin küresel gündemi belirleme modeli çöküşte!

Kenneth Fearing’in ‘Büyük Saat’ adlı romanından Robert Garland’ın uyarlayarak yaptığı ‘Çıkış Yok’ (No Way Out!) filmindeki gibi!”

İlgili Sitenin Haberleri