Haber Detayı

Avrupa’da dönüşüm: Trump fırtınasından Çin gerçekliğine
Dünya# dunya.com
07/02/2026 00:00 (5 saat önce)

Avrupa’da dönüşüm: Trump fırtınasından Çin gerçekliğine

Trump karşısında manevra alanı yaratmak isteyen Batı dünyası, kendi içinde kenetlenmenin yollarını ararken diğer taraftan da Çin ile yeni bir sayfa açmak için kolları sıvadı. Kanada ve İngiltere liderlerinin sekiz yıl aradan sonra Çin’i ziyaret etmelerinin önemi ve ticaret anlaşmaları kadar verilen mesajların da sıradan olmadığı aşikar.

Aydın Üniversitesi Çin Araştırmaları Merkezi Danışma Kurulu Üyesi Gökhun GÖÇMENAvrupa Birliği Dış Politi­ka Şefi Kaja Kallas, ocak ayının ortasında Avrupa Parlamentosu’nda siyasi parti li­derleriyle yaptığı görüşmede dün­yanın gidişatına işaret ederek “iç­mek için iyi bir zaman” dedi.

Kal­las’ı böylesine dertlendiren sadece ABD’nin Batı dünyasının geri kala­nını yüzüstü bırakması değil, he­def haline de getirmesiydi.‘Önce Amerika’ ilkesi ile yola çı­kan Donald Trump, gümrük ver­gileri sopasını kullanarak Birleşik Krallık ile acı verici, Avrupa Bir­liği ile de yıkıcı bir ticaret anlaş­masına imza attı.

Anlaşma uyarın­ca Avrupalılar otomobil vergisinin yüzde 15’e, çelik vergisinin ise yüz­de 20’ye çıkmasını kabul etti.

Mü­zakere öncesinde ilan edilen yük­sek gümrük vergilerine bakarak “ölümü görüp sıtmaya razı gelen” Avrupa ayrıca ABD’den 750 milyar dolar değerinde sıvılaştırılmış gaz alma taahhüdünde bulundu.Güvenlik mimarisi artık geçerli değilSavunma alanında ise Trump ile birlikte, İkinci Dünya Sava­şı’nın ardından inşa edilen gü­venlik mimarisi tarihin toz­lu raflarına kaldırılmasa da bü­yük ölçüde değişti.

Trump’a göre ABD’nin güvenlik şemsiyesin­den yararlanarak refaha ve istik­rara yatırım yapan Batılılar artık NATO’ya ayırdığı bütçeyi artır­malı ve Amerikan silah sistem­lerinin iştahlı müşterileri haline gelmelilerdi.

Ukrayna krizini Av­rupa’nın kucağına bırakan ABD lideri ayrıca Rusya’nın da Avrupa tarafından yönetilmesi gereken bir sorun olduğunu duyurdu.Biden döneminin bagajından kurtulmak isteyen ABD başka­nı, Ukrayna konulu müzakere­lerde de NATO üyelerini dışlaya­rak “masada değilsek menüdeyiz” korkusunu tetikledi.

Batılılar bu endişelerinde haksız olmadıkla­rını Grönland ve Kanada örnekle­ri ile tecrübe ettiler.

ABD dış po­litikasının önceliği olarak Batı Yarımküre’yi belirleyen Trump, Kanada’yı 51. eyalet olarak tanım­ladıktan sonra gözünü Grönland’a dikti.

ABD başkanı bugünlerde NATO üyesi Danimarka’ya bağ­lı Grönland’ı güç yoluyla ilhak et­me tehdidini rafa kaldırmış olsa da bölgenin ABD denetimine girece­ğinde ısrar ediyor.Trump’tan bunalan soluğu Çin’de alıyorABD Başkanı Donald Trump’ın uluslararası ticareti bir silah ola­rak kullanması, güvenlik garan­törlüğünden büyük ölçüde vazgeç­mesi ve toprak bütünlüğü gibi en temel egemenlik haklarını tanıma­ması Batı’da alarm zillerinin çal­masına neden oldu.

ABD’yi denge­lemek, Trump karşısında manevra alanı yaratmak isteyen Batı dünya­sı, Grönland örneğinde görülece­ği üzere, kendi içinde kenetlenme­nin yollarını ararken diğer taraftan da Çin ile yeni bir sayfa açmak için kolları sıvadı.

Kanada Başbakanı Mark Carney’in ardından Finlan­diya Başbakanı Petteri Orpo ve en nihayetinde dört günlük temas­ları ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer, deyim yerindeyse, Çin’de kamp kurdu.

Almanya Başbakanı Fredrich Merz’in de şubat ayı için­de geniş bir heyetle Pekin’i ziyaret edeceği ülke basınına yansıdı.ABD’nin sinir uçlarına atılan imzalarBatılı liderlerin Çin ziyaretle­rinde attığı imzalar, dönemin ru­huna uygun olacak şekilde ikili ticaret sözleşmelerinin ötesine geçerek ABD’nin stratejik plan­larına meydan okuma halini al­dı.

İngilizler 2,2 milyar sterlinlik ihracat sözü alıp, AstraZeneca aracılığı ile Çin’e 15 milyar do­lar yatırım yapma kararı alırken, Kanada lideri ABD’nin kırmızı çizgilerinde dolaşmayı ihmal et­medi.

Halihazırda son bir yıl için­de Çin’e enerji sevkiyatı yüzde 84 artan Kanada bu alanda Pekin yö­netimden yatırım sözü alırken, Çin’in elektrikli araçlarına uy­guladığı gümrük tarifesini belirli kotalar dahilinde kaldırdı.Anlaşmaları “çok tehlikeli” bulan Trump, İngiltere’yi uyar­makla yetinirken, Kanada’ya ise gümrük vergisi sopasını salladı.

Trump’ın Amerikan endüstri­sine verdiği önem ve Çin’e ener­ji akışını kontrollü hale getirmek için Venezuela’da yaptıkları dü­şünülürse Kanada’nın attığı im­zaların Washington’da yarattığı huzursuzluk daha net okunabilir.Kanada ve İngiltere liderleri­nin sekiz yıl aradan sonra, yüksek düzeyde Çin’i ziyaret etmelerinin önemi ve ticaret anlaşmaları ka­dar verilen mesajların da sıradan olmadığı aşikar.

İngiltere Başba­kanı Keir Starmer, Pekin’de yap­tığı toplantıda Çin lideri Xi Jin­ping’in kendisine anlattığı “fil metaforunu” gündeme getirdi.

Gözleri görmeyen insanların fi­lin kuyruğuna dokunduklarında onu bir sütun, karnına dokunan­ların ise duvar sandığını anımsa­tan Starmer, Çin gibi devasa öl­çekteki bir ülkeyi bütünlüklü oku­mak gerektiğini vurguladı.İngiliz lideri, Çin ile stratejik ortaklık geliştirmek için niyet beyan ederken Kanada lideri Da­vos konuşmasında olduğu gibi bir adım daha ileriye giderek Pekin yönetimi ile ilişkilerin ABD’ye nazaran daha öngörülebilir oldu­ğunun altını çizdi.Batı’da yapısal dönüşüm: Niyet ve kapasite var mı?Batılı liderlerin Çin ziyaretleri­nin yapısal dönüşüm sinyali ver­diği söylenebilir.

Kanada lideri Carney’in Davos’ta yaptığı “kü­resel bir geçişin değil, kopuşun ortasındayız” konuşması, AB Şe­fi Kaja Kallas’ın Washington’da­ki politika değişiminin kalıcı ol­duğunu anımsatması, Almanya Şansölyesi Merz’in “Pax Ameri­ca’nın” sona erdiğini ilan etmesi bu bağlamda hatırlanmalıdır.ABD dışındaki Batılı aktörlerin yeni dönemde Çin başlığında aş­ması gereken en büyük engel Was­hington kadar içeriden de kaynak­lanıyor.

Zira yıllar boyunca Batılı devletler dış politikada Çin karşıt­lığını bir devlet politikası olarak kurumsallaştırdılar.

Kanada lide­ri Carney, seçim döneminde ülke­ye dönük en büyük jeopolitik mey­dan okumanın Çin’den geldiğini söylerken, Birleşik Krallık’ta Çin karşıtlığı kademeli olarak devlet politikası haline geldi.2021’de yayımlanan Entegre İn­celeme’de İngiltere, Çin’i ulusla­rarası düzeni etkileyen başlıca ak­törlerden biri olarak tanımlamış, 2023 tarihli belgede bu tanım sert­leştirilerek Çin, güvenlik ve değer­ler açısından uluslararası düze­ne “çığır açıcı bir meydan okuma” olarak sunulmuştu. 2025’te ya­yımlanan Stratejik Savunma İn­celemesi’nde ise Çin “sofistike ve kalıcı bir meydan okuma” şeklinde değerlendirilmişti.Britanya’nın yayınladığı bel­gelerin bir istisna değil Batı baş­kentlerinin neredeyse tamamın­da benimsenen bir devlet politi­kası olduğu biliniyor.

Bu nedenle Batılıların tespitlerini uzun va­deli bir politikaya dönüştürme­leri için bir ziyaret ve iki imzadan fazlasını yapmaları gerekecek.ABD’nin Çin ile doğrudan he­saplaşma yerine “makul barış” ara­yışını Ulusal Savunma Belgesi’ne geçirdiği 2026 yılında, Batı’nın benzer bir düzenlemeye gidip git­meyeceğini zaman gösterecek.

İlgili Sitenin Haberleri