Haber Detayı
MÜSİAD Başkanı uyardı: Gelirde devler ligine çıktık sanayide tıkandık
Türkiye, geçen yıl 'yüksek gelirli ülkeler' ligine yükselmişti. MÜSİAD Başkanı Özdemir, sanayi orta gelirli halden çıkarılamazsa Türkiye'nin tekrar orta gelir tuzağına düşme tehlikesi olduğunu söyledi. Özdemir, Türkiye’nin erken sanayisizleşme riskliyle karşı karşıya olduğunu da belirtti.
Türkiye, Dünya Bankası’nın 'yüksek gelirli ülkeler' ligine girdi. 2024'te yüzde 3,2 oranında büyüyen Türkiye’nin Gayri Safi Yurt içi Hasılası (GSYH) 1 trilyon 322,4 milyar dolar olurken, kişi başına düşen milli gelir 15 bin 463 dolarla tarihin en yüksek seviyesine ulaştı.Dünya Bankası’nın 1 Temmuz 2024 tarihinde güncellediği eşik değerlere göre, kişi başı geliri 1.145 doların altında olan ülkeler 'düşük gelirli', 1.146-4 bin 515 dolar arasında olanlar 'alt orta', 4 bin 516-14 bin 5 dolar arasında olanlar 'üst orta', 14 bin 5 dolar ve daha fazla olanlar ise 'yüksek gelirli' sayılıyor.‘TÜRKİYE’NİN YENİDEN ORTA GELİRE DÜŞME RİSKİ VAR’Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye ekonomisinin Dünya Gazetesi'nden Recep Erçin'e yaptığı açıklamada, Türkiye'nin sanayinin bulunduğu konum itibarıyla yeniden orta gelire düşme riski olduğunu söyledi.Özdemir, “Ülkemiz 2013 yılında kişi başı 12 bin 800 dolar gayri safi hasılayı yakalamıştı ve yaklaşık 10 yıl bu seviyelerde kaldı.
Son 2-3 yıldır yüksek gelirli ülkeler seviyesine girmek için zorladı ve bu yıl itibarıyla yüksek gelirli ülkeler seviyesine geçtik.
Ancak bu kişi başı gayri safi yurt içi hasıla üzerinden oluşturulan bir analizdir.
Burada asıl önemli soru şudur: Sanayimiz yüksek gelirli bir sanayi mi yoksa orta gelirli sanayi aşamasında mı kaldı?” dedi.‘EMEK YOĞUN SEKTÖRLERDEKİ İŞ GÜCÜ HEMEN ADAPTE OLAMAZ’“Eğer sanayimizi orta gelirli bir halden çıkartamazsak tekrardan orta gelir tuzağına takılma durumumuz söz konusu olur” diyen Özdemir, şöyle devam etti: “Orta gelir seviyesi aslında inşaat ve tekstil gibi emek yoğun sektörleri tarif ederken, yüksek gelir seviyesi olgunlaşmış sanayi sonrası hizmet sektörüne geçişi ve teknolojik, AR-GE ve inovasyona yönelik ürün üretebilme kabiliyetini ifade eder.‘VERİLER, ÜLKEMİZDE ERKEN SANAYİSİZLEŞME RİSKİ YAŞADIĞIMIZI GÖSTERİYOR’Ülkemiz her ne kadar yüksek gelir seviyesine ulaşmış olsa da sanayi ekosistemi açısından baktığımızda halen almamız gereken yollar var.
Bu geçişin sancısını, emek yoğun sektörlerdeki iş gücümüzü teknolojik alanlara hemen kaydıramayacağımız için, yaklaşık 5-10 yıl yaşayacağız.
Bu sürecin aşama aşama izlenmesi gerekmektedir.
Özellikle son dönemdeki veriler, ülkemizde erken sanayisizleşme riski yaşadığımızı gösteriyor.
Erken sanayisizleşme, bir ülkenin sanayisi olgunluğunu tamamlayamadan iş gücünü farklı alanlara kaybetmesi demektir.” “FABRİKALAR KAPASİTENİN ALTINDA ÇALIŞIYOR”Türkiye’nin imalat anlamında kapasite kullanım oranlarının düşük kaldığını ifade eden MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir, “Çok ciddi bir kurulu kapasitemiz var ancak TÜİK verilerine göre, bunun ortalama yüzde 55- 60’ını kullanabiliyoruz; yani fabrikalarımızın yarısı üretim potansiyelinin altında çalışıyor.
Kapasite kullanımlarını yukarı çekmek için iş gücünü bu alanda ciddi şekilde desteklememiz, mavi ve beyaz yakalılara gerekli teşvikleri ortaya koymamız lazım.
Bunları yapmazsak, geçen yıl sanayi alanında 140 bin seviyesinde yaşanan iş kaybı gibi kayıplar yaşanır” dedi.Bu iş gücünün özellikle deprem konutları nedeniyle hizmet ve inşaat sektörüne kaydığını kaydeden Özdemir, “Çalışanlar açısından sektör bazlı geçişlerin yoğun yaşanması, ülkemizde üretimin soğuması ve erken sanayisizleşme riski taşıyor.
Eğer ülkemizi yüksek gelirli ülkeler seviyesinde tutmak ve orta gelir tuzağından tamamen çıkartmak istiyorsak, her şeyden önce erken sanayisizleşmenin önüne geçecek ve sanayi oluşumunun olgunlaşabileceği bir seviyeye taşımamız gerekiyor” değerlendirmesini yaptı.BEKLENEN ENFLASYONA GÖRE ÜCRET AYARLAMASI REFAH PROBLEMİ YAŞATTI“Her sanayicinin canının istediği işi yapması devri artık sona ermeli” diyen Özdemir, beklenen enflasyona göre ücret ayarlamasının refah problemi yaşattığını vurguladı.Özdemir, özetle şöyle konuştu:-2025 yılı için beklentimiz, kamunun borçlanma iştahının azalması yönünde.
Devletin, ödediğinden daha az borçlanmasıyla piyasada serbest dolaşan para artacak ve rekabetle birlikte kredi maliyet makası daralacaktır.-Beklenen enflasyona göre işlem yapılmasını doğru bulmuyorum.
Bu yıl öyle olmadı çok şükür ama geçtiğimiz yıllarda asgari ücret artışı bile beklenen enflasyona göre verildi.
Ama beklenen enflasyon beklendiği gibi çıkmadı.
Bu sefer gelir düzeyindeki bozulmalar, işte tabana refahın yayılması konusunda mesela son iki senedir bu sebepten ötürü problem yaşıyoruz.-Meseleyi sadece para maliyeti üzerinden hesaplamak yerine, elimizdeki parayı daha kârlı ve üretimin içinde kullanabileceğimiz alanlar açılmalıdır.
Altın, mevduat veya dövizden ziyade bu yöntemlere arayış göstermek lazımdır.Çalışana da işveren gibi vergi istisnası sağlanması gerektiğini savunan Özdemir, hissedilir enflasyon düşüşü için üretimin şart olduğunu söyledi.Odatv.com