Haber Detayı
Konservatuar öğrencileri Cumbul’dan şikayetçi
Bahçeşehir Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Meltem Cumbul’un öğrencilere ‘psikolojik şiddet’ uyguladığı iddiaları tartışma yarattı. Aydınlık’ın ulaştığı bilgilere göre okul yönetimi öğrencilerin şikâyetine rağmen herhangi bir adım atmadı.
Türkiye’deki eğitim sisteminde yaşanan sorunlar sanat eğitimini de doğrudan etkiliyor.
Sistemin bozulması, liyakatsizlik, pedagojik eğitimlerin göz ardı edilmesi öğretmen-öğrenci ilişkisinin sağlıklı kurulamamasına neden oluyor.
Bunun en son örneği Bahçeşehir Üniversitesi’nde yaşandı.
İddialara göre, Bahçeşehir Üniversitesi Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü’nün akademik kadrosunda yer alan Meltem Cumbul, verdiği dersler sırasında öğrencilere “kötü” davrandı.
İki, üç ve dördüncü sınıf öğrencileri okul yönetimine ve CİMER’e defalarca şikâyette bulundu ancak bir sonuç elde edemedi. ‘PSİKOLOJİK ŞİDDET GÖRÜYORUZ’ Bahçeşehir Üniversitesi Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü öğrencilerinin bir kısmı, oyuncu Meltem Cumbul’un fiilen bulunduğu eğitim sürecinde sistematik “psikolojik taciz” ve “psikolojik şiddete” maruz kaldıklarını ileri sürdü.
Bazı arkadaşlarının okulu bırakma noktasına geldiğini dile getiren öğrenciler, bu durumun süreklilik gösterdiğini, eğitim ortamını güvensiz hâle getirdiğini ve birçok öğrenciyi ciddi biçimde yıprattığını savundu.
Aydınlık’ın ulaştığı bilgilere göre öğrenciler, üniversite yönetimine, rektörlüğe ve CİMER’e resmî başvurular yaptı ancak bugüne kadar öğrencileri koruyacak herhangi bir adım atılmadı.
CUMBUL GAYRİRESMİ BÖLÜM BAŞKANI Öğrenciler, yaşananları hazırladıkları şikâyet dilekçesinde somut bir şekilde aktardı.
Meltem Cumbul’un fiili olarak bölümün eğitim ve prova süreçlerini yürüttüğü aktarılan dilekçede, psikolojik baskının tekil örneklerle sınırlı kalmadığı dile getirildi.
Bunun yanı sıra resmi kayıtlarda bölüm başkanının farklı biri olarak görünmesine rağmen Cumbul’un fiili olarak bölüm başkanı gibi hareket ettiği iddia edildi.
Dilekçede uygulanan psikolojik şiddet iddialarına örnek olarak, öğrencilerden vefat eden yakınlarını hatırlamak gibi travmatik anılarını duygu üretmek için kullanmaları istenmesi gösterildi.
Dilekçede şu ifadelere yer verildi: “Yaşanan bu süreç, farklı sınıf düzeylerinde farklı biçimlerde ancak benzer etkilerle kendini göstermektedir: Mezuniyet oyunu çalışmaları sırasında öğrenciler; travmatik kişisel anılarını (ölmüş yakınlarını zorla hatırlatmak gibi) sahnede duygu üretmek için kullanmaya zorlanmış, psikolojik kriz ve panik atak geçirmelerine rağmen provaya devam etmeleri beklenmiş, uzun süreli ve yoğun prova saatleri boyunca fiziksel ve ruhsal sınırları gözetilmemiş, soru sorduklarında veya itiraz ettiklerinde rencide edici ve pasif-agresif ifadelerle karşılanmıştır.” ‘FİZİKSEL VE RUHSAL SINIRLAR GÖZETİLMEDİ’ Cumbul’un verdiği derslerde öğrencilerin psikolojik sınırlarının gözetilmediği ve bazı öğrencilerin kriz geçirdiği ileri sürüldü: “Ders ve prova süreçlerinde Eric Morris oyunculuk yaklaşımına dayandırılan çalışmalar, herhangi bir psikolog ya da ruh sağlığı uzmanı eşliği olmaksızın yürütülmektedir.
Öğrencilerin psikolojik sınırları gözetilmeden ve yoğun baskı altında sürdürülen bu çalışmalar sırasında bazı öğrenciler panik atak ve kriz yaşamış; buna rağmen çalışmalar durdurulmamış ve sahne süreci devam ettirilmiştir.
Bu durum, eğitim ortamında öğrencilerin ruhsal güvenliğini tehdit eder niteliktedir.” ‘AKRABANIZI KAYBETSEYDİNİZ NE MUTLUYDU’ Cumbul’un mezuniyet oyunu provası sırasında bir öğrenciden Eric Morris’in “Hayali Diyalog” metoduyla birlikte ölmüş bir yakınıyla konuşması istediği, histeri krizi geçiren öğrencinin dışarı çıkmasına izin vermediği ve bu kriz anında oynamasını istediği metni eline tutuşturduğu belirtildi.
Daha sonra öğrencinin “Bir hafta etkisinden çıkamayacağım.” demesi üzerine Cumbul’un “Çok iyi, bunu tut.” yanıtını verdiği iddia edildi.
Cumbul’un ayrıca provalar esnasında sürekli rejiyi değiştirdiği ve bu değişikliği unuttuğu, ancak öğrencilere de durumu açıklama imkânı vermediği kaydedildi.
Öğrencilerin aktardığına göre Cumbul, “’Birinci sınıfa dönmeyelim, bir de ben oynayayım isterseniz.
Siz anlamıyorsunuz galiba?
Algılayabiliyor musunuz?’’ ifadelerini kullandı.
Dilekçede aktarılanlara göre yaşananlar bununla sınırlı kalmadı.
Cumbul, provalardan birinde başka bir öğrenciden ölen bir akrabasını hatırlamasını talep etti.
Öğrencinin “Bugüne kadar herhangi yakın bir akrabamı kaybetmedim, ancak lisedeyken bir arkadaşım intihar etmişti.” yanıtını vermesi üzerine Cumbul, “Başınız sağ olsun.
Akrabanızı kaybetseydiniz ne mutluydu, ancak yapacak bir şey yok, arkadaşınızla devam edelim.” dedi.
Yetkilileri göreve davet eden öğrenciler, ders ve prova ortamının pedagojik güven ve sanatsal üretimi destekleyen bir alan olmaktan çıkmış olduğunu; öğrenciler üzerinde kaygı, korku ve değersizlik duygusu yaratan bir atmosfere dönüştüğünü ifade etti.