Haber Detayı

Türk emekçisi İran’ın yanında
Emek aydinlik.com.tr
28/03/2026 00:00 (4 saat önce)

Türk emekçisi İran’ın yanında

Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu TÜRK-İŞ, İran’a saldırılara karşı uluslararası sendikaları harekete geçmeye çağırdı. Memur-Sen de ABD Büyükelçiliğine siyah çelenk bıraktı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay, uluslararası sendikalara Orta Doğu’da genişleyen savaşın durdurulması için acil eylem çağrısı yaptı.

Atalay, İran ve bölge ülkelerindeki saldırıların sivil yaşamı ve ekonomik altyapıyı tehdit ettiğini vurguladı.

Dünya genelindeki emek örgütlerinin sessizliğini bozarak barış için somut adımlar atması gerektiğini belirtti. ‘TÜM ORTA DOĞU’YU KAN GÖLÜNE ÇEVİRDİLER’ Atalay, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Luc Triangle ve Avrupa Sendikaları Konfederasyonu (ETUC) Genel Sekreteri Esther Lynch’e seslendi.

Savaşın Orta Doğu halklarını büyük yıkıma sürüklediğini belirten Atalay, şu ifadeleri kullandı: “Bedelini tüm dünyanın ödediği akıl dışı bu savaş ve hedefler, şimdiden tüm Orta Doğu’yu kan gölüne çevirmiştir.

Bölge halklarını büyük bir yıkıma sürüklemiş, küresel istikrarı bozmuştur.

Yaşanan katliamlara, ekonomik ve sosyal krizlere rağmen Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlar etkisiz tepkiler dışında eylemsizliğe ve sessizliğe gömülmüştür.

Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nde başlayan çatışmalar ardından İran ve Lübnan ekseninde genişlemiş, karşılıklı misillemelerle tüm Körfez ülkelerini içerisine alarak, insanlık tarihinin en ağır insani ve küresel ekonomik krizlerinden birine dönüşmüştür.

Bugüne kadar bebek, çocuk, kadın ve sivillerden oluşan on binlerce insan evlerinde, okullarında, iş yerlerinde bombaların hedefi olmuş ve katledilmiştir.” ‘ÖLENLERİN YARISINA YAKINI KADINLAR VE ÇOCUKLAR’ 28 Şubat’ta İran’ın Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen saldırıyı hatırlatan Atalay, 185 kız çocuğunun öldürülmesini “tarihe kara bir leke” olarak nitelendirerek şöyle devam etti: “Yüz binlerce insan yaralanmış ve vicdanlarımızda telafisi mümkün olmayan derin yaralar açılmıştır.

Uluslararası raporlar, ölenlerin yarısına yakınının çocuklar ve kadınlar olduğunu ortaya koymaktadır.

Sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yeni doğan ölümleri de dramatik bir biçimde artmıştır.

Enkaz altında hala binlerce insanın bulunduğu ve gerçek kayıpların açıklanan rakamların çok üzerinde olabileceği ifade edilmektedir. “Saldırılar doğrudan sivil yaşam alanlarını, enerji ve diğer altyapı tesislerini hedef almaktadır.

Fabrikalar, iş yerleri, hastaneler, okullar, enerji tesisleri, su altyapısı ve sanayi üretim alanları işlevsiz hale getirilmekte, istihdam olanakları yok edilmektedir.

Eğitim sisteminin çökmesiyle bölgede yüz binlerce çocuk okulsuz kalmış, sağlık hizmetlerinin durmasıyla salgın ve hastalık riski ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Gazetecilere yönelik saldırılarda yüzlerce basın mensubu hayatını kaybetmiştir.” ‘BARIŞIN OLMADIĞI ORTAMDA İŞÇİ HAKLARI OLMAZ’ Savaşın sadece insani değil ekonomik sonuçlarına da dikkat çeken Atalay, altyapının çökmesinin ve üretimin durmasının uzun vadeli krizlere yol açtığını ifade etti.

Atalay, barışın ve demokrasinin olmadığı bir ortamda işçi haklarının savunulamayacağını belirterek şunları kaydetti: “Savaş sorumlularına karşı gösterilecek tepkinin dikkate alınmayan kınama mesajlarının ötesinde dünyanın her yerinde ortak bir sese ve somut adımlara dönüşmesi gerekmektedir.

Barışı savunmak, insan onurunu korumak ve adaletsizliğe karşı sesimizi yükseltmek, aynı zamanda manevi sorumluluğunu taşıdığımız tarihsel görevlerimizden biridir.

Sendikalar olarak gelecekte var olmak istiyorsak, bugün barış için tüm dünyada sesimizi güçlü ve kararlı bir şekilde yükseltmek zorundayız. “Savaşların bedelini emekçiler, dar gelirliler, kadınlar, çocuklar ve siviller ödemektedir.

Yıkılan fabrikalar, kapanan iş yerleri ve yok edilen üretim alanları yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda milyonlarca insanın onurlu yaşam güvencesinin ortadan kalkması demektir.

Biz barışın ve demokrasinin olmadığı yerde işçi haklarından ve sendikal haklardan bahsetmenin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz.

Yeni nesillerin savaş koşullarında değil, haklarını, demokrasiyi ve dayanışmayı öğrenerek büyümesini istiyoruz.” Ateşkes ve müzakere çağrısı Atalay son olarak, küresel kurumların acilen harekete geçirilmesi yönündeki beklentisini şöyle ifade etti: “Bir emek örgütü olarak savaşın daha fazla yayılmadan; sona ermesi, dünyada barışın, enerji güvenliğinin ve istikrarın tesis edilebilmesi için itidal, ateşkes ve müzakere çağrımızı bir kez daha yüksek sesle dile getiriyoruz.

İnanıyoruz ki ITUC ve ETUC, haksız ve hukuksuz çıkar savaşlarına, vicdanlarımızı yaralayan katliamlara, akıl dışı işgallere ve ekonomik yıkıma karşı inisiyatif almaları çağrısında bulunduğumuz başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği olmak üzere tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşları harekete geçirecektir.” ‘ABD ve İsrail’in saldırıları bölgeyi hedef alıyor’ YUSUF TUNÇER / ANKARA Memur-Sen üyeleri, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla Ankara’daki ABD Büyükelçiliği önünde siyah çelenk bıraktı.

Basın açıklamasını Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın yaptı.

Yalçın, İran’a yönelik saldırıların meşru bir zemine dayanmadığını belirterek, “Savaşlar gerekçelerle değil, gerekçeler üretilerek başlatılıyor.” dedi.

Saldırıların yalnızca İran’ı değil, tüm bölgeyi etkileyen bir yıkım sürecinin parçası olduğunu ifade etti. ‘ÇOCUKLAR HEDEFTE’ Savaşların en büyük mağdurunun çocuklar olduğunu vurgulayan Yalçın, çatışma bölgelerinde binlerce çocuğun hayatını kaybettiğine dikkat çekti. “Çocukların öldüğü bir düzen insanlık dışıdır.” ifadelerini kullandı.

ABD VE İSRAİL’E ELEŞTİRİ Yalçın, ABD ve İsrail’in politikalarının bölgede yıkım ve şiddeti artırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir.

O çelenk, bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşa edilmesidir.

Karşımızda iki ayrı ama birbirini tamamlayan akıl var, birincisi ABD’nin emperyal aklı.

Kaynağı kontrol etmek isteyen, enerji hatlarını yönlendirmek isteyen, coğrafyayı parçalayarak yönetilebilir hale getiren akıl.

İkincisi terörist İsrail’in siyonist aklı. “Kendisini merkeze koyan, kendi dışındaki varlığı tehdit olarak gören ve ortadan kaldırmayı meşru sayan anlayış.

Biri ‘çıkarlarımız’ der, diğeri de sözde sapkın inancı adına ‘hakkımız’ der.

Ama ikisinin kesiştiği yerde ortaya çıkan şey aynıdır; yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi.

Şimdi soruyorum, bu mu demokrasi, bu mu özgürlük?

Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır.” ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI Yalçın, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, “Mesele artık sadece politika değil, bir insanlık meselesidir.” diye konuştu.

Eylemde kitle tarafından sık sık ABD Büyükelçiliği işaret edilerek, “İşte burası, katil yuvası”, “Katil ABD, katil İsrail” sloganları atıldı.

İlgili Sitenin Haberleri