Haber Detayı

TÜMÖD, 20. Olağan Kurulu Bildirgesini yayımladı: 'Mülakatla öğrenci alınmasına baş çeviremeyiz'
Eğitim cumhuriyet.com.tr
01/02/2026 18:30 (3 saat önce)

TÜMÖD, 20. Olağan Kurulu Bildirgesini yayımladı: 'Mülakatla öğrenci alınmasına baş çeviremeyiz'

Tüm Öğretim Elemanları Derneği’nin (TÜMÖD), 27 Ocak'ta gerçekleştirdiği 20. Olağan Genel Kurulu’na yönelik sonuç bildirgesinde; Mülakat sıçramalarıyla puan sıralamalarında, çiğnenen sayısız hakkaniyet yetmiyormuş gibi, bir de 'eşit yurttaşlık' yaverlerinin eşliğinde, çelişkinin de akılalmazı, çarpık başka yaklaşımlarla, öndeki liselere dahi ‘mülakatla öğrenci alınmaya’ hazırlanılmasına, baş çeviremeyiz denildi.

Tüm Öğretim Elemanları Derneği’nin (TÜMÖD), 27 Ocak'ta gerçekleştirdiği 20.

Olağan Genel Kurulu’na yönelik sonuç bildirgesini yayınladı.

Yeni seçilen yönetim kurulları ile dernek yönetimi dinamizmini geliştirerek sürdürme azmindedir denilen bildirgede; TÜMÖD’ün yönünü ve devinimini belirleyen temel çizgi, mazlum ulusların omuzdaşlığı tutkusuna kilitli, işgalci yedi düveli, yurdumuzdan ödünsüz kovan antiemperyalist bir yurtseverlik, Atatürk İlkeleri, Bağımsız, Özgürlükçü Cumhuriyet temelinde biçimlenmiştir ifadeleri kullanıldı.

EĞİTİMİN TİCARİLEŞTİRİLMESİ Türkiye ve bölgedeki olayların genel etkisi saklı olarak, üniversite ve yüksek öğrenim alanında üzerinde önemle durulması gereken temel konular şöyle açıklandı: Birincisi eğitimin özelleştirilmesi ve ticarileştirilmesidir.

Bu noktada gelir dağılımındaki adaletsizliğin yol açtığı çerçevede çoğunlukla varsıl ve fakat çocukları sıralamada üstteki liseleri kazanamamış ailelerin çocuklarına kapılarını açan özel liseleri yerli yerine oturtabilmek gerekir.

Aynı bağlamda, buralardan mezun olduktan sonra, çoğunlukla, ön sıralardaki üniversiteleri kazanamamış çocuklarımızı müşteri konumuna dönüştüren vakıf üniversitelerini, özellikle böylesi bir çerçevede, gözetmek gerekir.

Bir de ekonomi, dolara sıkışınca, çoğunlukla üçüncü dünya ülkelerinden gelip, vakıf üniversitelerinin, yer yer, yarıya yakın kontenjanını, sınavsız ve çok öznel biçimde kabul alarak dolduran yabancı öğrenciler sorunu vardır ki, bu da başlı başına ele alınmayı gerektirmektedir. 'LAİK EĞİTİME SON VERİLMEK İSTENMESİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ' Vakıf üniversitelerine değinilen bildiride; Her durumda, vakıf üniversitesi salgını olarak kendisini gösteren olumsuzluklar, göz ardı edilemez.

Siyasi iktidarın devlet üniversitelerini her türlü yokluk içinde kıvranmaya terk ederken, vakıf üniversiteleri adı altındaki bazı özel üniversitelere sağladığı olanaklara, kabul edilebilir bir açıklama bulmak, mümkün değildir.

Diğer bir yandan, özellikle laik (aklî), bilimsel ve çağdaş eğitime son verilmek istenmesi yönündeki cereyanları, hele ‘Osmanlı Milletler Sistemine’ geçmemiz gerektiği yönünde edepsiz ve fakat hiçbir karşılık ile tartılmayan, yükseklerdeki iteklemelere maruz kalmaktayken, görmezden gelemeyiz.

Bütün bunların yanı sıra, mülakat sıçramalarıyla puan sıralamalarında, çiğnenen sayısız hakkaniyet yetmiyormuş gibi, bir de 'eşit yurttaşlık' yaverlerinin eşliğinde, çelişkinin de akılalmazı, çarpık başka yaklaşımlarla, öndeki liselere dahi ‘mülakatla öğrenci alınmaya’ hazırlanılmasına, baş çeviremeyiz denildi.

ÜNİVERSİTELERDEKİ LİYAKAT SORUNU Üniversitelerde liyakate önem verilmeden kadrolar açıldığının vurgulandığı bildirgede; Bu konunun, öteden beri göç ve işsizlik izdihamının bir izdüşümü olarak boy attığının bilincindeyiz.

Şu ki, işte bazı fakültelere atanan dekanların dalları, atandıkları fakültelerle ilgisizdir.

Sorun yeni değildir. 1981 yılında kurulan YÖK uzantısında, bizden olanlar ve olmayanlar gibi hastalıklı bir ayrımcılık yürürlüğe konulunca, olmadık adamlar, olmayacak görevlerin başına, o arada birikimleriyle hiç ilgisi bulunmayan fakültelerin dekanlıklarına getirilmişlerdir.

Devran dönünce, bu sefer yine başka olmadık adamlar, aynı şekilde olmayacak görevlerin başına getirilmektedir.

Artık anlaşılmalıdır ki, devran dönebilmekte, hakkaniyetsizlikler alabora olabilmektedir.

Ana fikir her şekilde kesimler arasındaki toplumsal sarmaşmayı tesis edebilmek ve ulusumuzun çıkarını her durumda, doruğa taşıyabilmektir.

TÜMÖD, 1980 öncesi olduğu kadar 1980 sonrası da söz konusu türden alaturkalıklara, kuvvetle karşı olmuştur.

Şimdi de kuvvetle karşı olacaktır ifadeleri kullanıldı.

SAHTE DİPLOMA Sahte diploma olaylarına değinilen bildirgede; Sahte diplomalarla öğretim elemanlarının ataması yapılabilmektedir; hatta sahte belgelerle görevlerini sürdürenler bulunmaktadır.

Bunlardan basına yansıyanlar hakkında gerekli işlemler yapılmaktadır; ancak ortaya tam çıkarılamayanlar görevlerine devam etmektedir.

Buna karşın öğretim elemanlarının sesleri, biliyoruz ki, çoğunlukla çaresizlikten, çıkmamaktadır.

Tüm bu konularda TÜMÖD olarak gerekli hassasiyetleri göstererek, çalışmalarımızı sürdüreceğimizin bilinmesini isteriz.

İşaret ettiğimiz, uzun soluklu mücadelede, özgür düşünen, tüm akademisyenleri TÜMÖD çatısı altında omuzdaşlığa davet ediyoruz.

Vurgulamalıyız ki, özellikle akılcı ve çağdaş eğitime son verilmesi isteklerinin, ‘Yeni Osmanlıcılık’tan başlayarak, bölgemizde ve ülkemizde yürürlüğe konulan çok hacimli, çok ayrıntılı ve çok uzun vadeli projelerin izdüşümleridir; aynı bağlamda göreneğimizin altın genleriyle açık açık oynanmaktadır.

O kadar böyledir ki, iyi niyetliymiş gibi görünüp, komşusu açken tok yatmaktan hiç etkilenmeyen yaratıklar, pıtrak gibi çoğalmıştır.

Böylesi bir tırmanışı, büyük bir elemle izlemekte ve gözlemlerimizle kaygılarımızı, olabildiğince çözüm önerilerimizi, her fırsatta dikkatlere taşımaktayız.

Bu topraklar haklının ve mazlumun zafer çiçekleriyle bezenmiştir.

Ulusal dayanışma ve omuzdaşlığımızla, akılcı gelişmemiz kararlılığıyla, böyle kalacaktır.

Yine, birlik-bütünlüğümüzle, bilimde gelişmemiz azim ve kararlılığıyla, böyle kalacaktır denildi.

İlgili Sitenin Haberleri