Haber Detayı

Bir böcekten fazlası: Sineğin kültür tarihi
Kültür - sanat odatv.com
01/02/2026 13:58 (1 saat önce)

Bir böcekten fazlası: Sineğin kültür tarihi

Alman sanat tarihçisi Peter Geimer, "Sinekler: Bir Portre" adlı kitabında sineğin sanat, edebiyat ve düşünce tarihinde nasıl ölüm, günah, tiksinti ve fanilikle ilişkilendirildiğini inceliyor.

Alman sanat tarihçisi Peter Geimer’in Sinekler: Bir Portre adlı kitabı, sineği yalnızca gündelik hayatta rahatsız edici bir böcek olarak değil, kültürel ve sanatsal bir simge olarak ele alıyor.

Geimer, eski metinlerden masallara, klasik resimlerden sinemaya ve modern sanata kadar uzanan geniş bir çerçevede sineğin ölüm, günah, çürüme ve iğrenme ile kurduğu ilişkiyi inceliyor.Gündelik dilde bile sinek, çoğu zaman yok edilmesi doğal bir varlık olarak anılıyor. “Bir sineğe bile zarar vermez” sözü, bu algının dile yerleşmiş örneklerinden biri.

Grimm Kardeşler’in “Cesur Küçük Terzi” masalında ise reçeline üşüşen yedi sineği birden öldüren terzi, bu eylemi sayesinde kahraman ilan ediliyor.

Alman yazar Wilhelm Jensen’in Gradiva adlı eserinde genç bir arkeolog sineklerden tiksintiyle söz ederken onları “doğanın şeytani icadı” olarak nitelendiriyor.Sinek, tarih boyunca ölüm ve çürümenin simgesi olarak da görüldü.

Antik dönemin önemli yazarlarından Yaşlı Plinius, sineklerin hastalık taşıdığına inanıyordu.

Günümüzde ise adli tıpta sinek larvaları, ölüm zamanını belirlemede kullanılan önemli bir araç.

Bu ilişki, sürrealist fotoğrafçı Jacques-André Boiffard’ın 1930 tarihli Yapışkan Kağıt ve Sinekler adlı fotoğrafında güçlü bir görsel anlatı buluyor.15'İNCİ YÜZ YILDA GÜNAH VE FANİLİĞİN İŞARETİ OLARAK KULLANILDI15 ve 17. yüzyıl arasındaki resim sanatında sinek, hem günahın hem de faniliğin işareti olarak tablolarda sıkça yer aldı.

Rivayete göre İtalyan ressam ve mozaik ustası Giotto, ustası Cimabue’yi kandırmak için bir tabloya son derece gerçekçi bir sinek çizmişti.

Giovanni Santi’nin İsa tasvirinde sineğin kanayan yaraya yaklaşması ya da Carlo Crivelli’nin tablolarındaki dev sinek figürleri, ressamın ustalığını sergileyen bilinçli ayrıntılar olarak yorumlanıyor.Sinemada ise sinek çoğunlukla korku ve uğursuzlukla ilişkilendiriliyor. 1958 yapımı The Fly ve David Cronenberg’in 1986’daki yeniden çevrimi, insan ile böceğin birleşmesini beden korkusunun simgesine dönüştürüyor.

Edward Bernds’in Return of the Fly filmi bu anlatıyı sürdürürken, Carl Theodor Dreyer’in Jeanne d’Arc’ın Tutkusu filminde oyuncunun yüzünde dolaşan bir sinek, sahneye beklenmedik bir ölüm ve tedirginlik hissi katıyor.Modern sanatta sinek denince akla gelen en önemli isimlerden biri Damien Hirst.

Sanatçı, 2000’li yıllarda ürettiği Fly Paintings & Sculptures serilerinde ve 1990 tarihli A Thousand Years adlı yerleştirmesinde binlerce ölü sinek kullanarak yaşam, ölüm ve zaman döngüsünü sorguluyor.

Bu yaklaşım, Boiffard’ın erken dönem sürrealist çalışmalarında görülen ölüm vurgusuyla da örtüşüyor.EDEBİYATTA SİNEK İĞRENME UYANDIRAN YA DA DİKKAT DAĞITAN UNSUR OLARAK KULLANILIYOREdebiyatta ise sinek çoğu zaman iğrenme uyandıran ya da dikkati dağıtan küçük bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Wilhelm Jensen’in Gradiva romanında bu tiksinti açıkça betimlenirken, Robert Hooke’un 1665 tarihli Micrographia adlı eseri mikroskop altında çizilmiş dev sinek gözleriyle bilimsel gözlemi edebiyat ve görsellikle buluşturuyor.

Filozof Blaise Pascal sineği düşünceyi bozan bir dikkat dağıtıcı olarak anar; Robert Musil ise günlüklerinde bir sineğin ölümünü dünya savaşının başlangıcıyla yan yana getirerek ona sembolik bir anlam yükler.Peter Geimer’in çalışması, sineğin kültür tarihinde sıradanlığın çok ötesinde, insanın ölümle, bedenle ve fanilikle kurduğu ilişkinin küçük ama çarpıcı bir aynası olduğunu ortaya koyuyor.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri