Haber Detayı
Hitler ile baş mimarı arasındaki bağ... Oğlunun Türkiye hayranlığı: Ayasofya için ne dedi... Süleyman Demirel detayı
İspanyol gazetesi El País, Fransız yazar Jean-Noël Orengo ile yayımladığı kapsamlı söyleşide, Adolf Hitler’in baş mimarı ve daha sonra Silahlanma Bakanı olan Albert Speer’i merkezine alan yeni romanı gündeme taşıdı.
Fransız yazar Jean-Noël Orengo’nun 2025 tarihli "Führer’in Talihsiz Aşkı" adlı kitabı kurgu olarak sunulsa da tarihsel deneme, biyografi, psikolojik çözümleme ve gazetecilik araştırmasını bir araya getiren bir çalışma olarak tanımlanıyor.“GÜÇLÜ ADAM VE SANATÇI” BAĞIOrengo; Hitler’in, Albert Speer’in mimarisini ve sahneleme yeteneğini öne çıkararak ona güç verdiğini, Speer’in ise Hitler’e zeki, kültürlü, iyi yetişmiş ve koşulsuz bağlı bir figür olarak destek sunduğunu ifade ediyor.
Bu ilişkinin karşılıklı bir hayranlık içerdiğini ancak dengesiz ve asimetrik olduğunu, Hitler olmadan Speer’in varlık gösteremeyeceğini vurguluyor.“MUTSUZ AŞK” TARTIŞMASIRomanın başlığının çağrıştırdığı erotik boyut sorulduğunda Orengo, bunun cinsel bir ilişki olmadığını ancak, Speer için Hitler’in, hayatındaki merkezi figür olduğunu söylüyor.
Hitler’in homofobisi göz önüne alındığında cinsel bir bağın mümkün görünmediğini ifade ederken, Speer’in anılarında yer alan ve “mutsuz aşk” iması taşıyan ifadelerin de büyük ölçüde kurgu olduğunu dile getiriyor.
Yazar, Speer’in yaşamında böylesine yoğun bir duygusal ilişkiyi ancak yıllar sonra genç İngiliz-Alman sevgilisiyle yaşadığını, Hitler’e duyduğu bağın ise daha çok takıntı ve hayranlık niteliği taşıdığını anlatıyor.SPEER’İN YARATTIĞI "HABERİM YOKTU" ALGISISöyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden biri Speer’in Nürnberg Mahkemeleri sonrasında oluşturduğu imaj üzerine...
Orengo, Speer’in Holokost’tan haberdar olmadığını iddia ederken gerçeği çarpıttığını, Üçüncü Reich’taki konumu göz önüne alındığında, bundan habersiz olmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Buna rağmen, birçok kişiyi bu konuda ikna etmeyi başardığını ve kendi anılarıyla bir tür otobiyografik kurgu yarattığını söylüyor.
Speer’in gerçekliği eğip bükmesinin günümüzdeki “sahte haber” mekanizmalarına benzediğini ifade eden Orengo, tarihçi Gitta Sereny’nin(*) yaptığı görüşmelerin Speer’in ikiyüzlülüğünü ve narsisizmini anlamada belirleyici olduğunu da vurguluyor.
Nürnberg’de idamı hak edip etmediği sorulduğunda ise kesin bir hüküm vermekten kaçınıyor ancak bildiklerini tüm açıklığıyla anlatsaydı sonunun farklı olabileceğini dile getiriyor.OĞLU TÜRKİYE HAYRANIYDI AYASOFYA İÇİN NE DEMİŞTİDünyaca ünlü Alman mimar Albert Speer Jr., Türkiye’ye ve özellikle İstanbul’a duyduğu ilgiyle dikkat çeken isimlerden biri olmuştu.
Sinpaş GYO’nun Bosphorus City projesinin mastır planını hazırlayan Speer, 2010 yılında Sabah’a verdiği söyleşide İstanbul için çarpıcı bir değerlendirme yapmış ve “Ayasofya varken, sembol bir yapıya kesinlikle ihtiyaç yok” demişti.“AYASOFYA BAŞLI BAŞINA YETER”Speer’e göre İstanbul’un gücü modern gökdelenlerde değil, tarihsel kimliğinde yatıyor.
New York’taki Empire State ya da Dubai’deki Burj Khalifa gibi binaların kendi şehirleri için anlamlı olabileceğini, ancak İstanbul’un zaten Ayasofya gibi evrensel bir simgeye sahip olduğunu vurgulamıştı.
Ona göre yeni bir “ikon yapı” şehre değer katmak yerine siluetini sıradanlaştırma riski taşıyordu.TÜRKİYE İLE ESKİYE DAYANAN BAĞGençlik yıllarında Türkiye’ye gelen ve Süleyman Demirel’in Devlet Su İşleri Genel Müdürü olduğu dönemde DSİ’de staj yaptığını anlatan Speer, motosikletle Frankfurt’tan İstanbul’a, oradan Ankara’ya uzanan yolculuğunu “unutulmaz bir deneyim” olarak nitelendirmişti.
Türkiye’de edindiği dostlukları ve mesleki tecrübeleri kariyerinin dönüm noktalarından biri olarak gördüğünü söylemişti.“MİMARİ GİDEREK SIRADANLAŞIYOR”Uluslararası projeleri arasında Hannover Expo 2000 alanı, Şanghay Otomobil Şehri ve Pekin Olimpiyat tesislerinin taslakları bulunan Speer, modern kent mimarisinin giderek birbirine benzemesinden de yakınmıştı.
Singapur, Frankfurt ya da İstanbul’da yükselen yeni yapıların aynı çizgide ilerlediğini ve bunun şehirlerin kimliğini zayıflattığını ifade etmişti.BABASININ GÖLGESİSöyleşide babası Albert Speer’in Nazi Almanyası dönemindeki rolü de gündeme gelmiş, Speer Jr. bu geçmişle kendi kariyeri arasında bağ kurulmasından rahatsız olduğunu dile getirmişti. “Babamın yaptıklarıyla bugün arasında bir bağlantı kuramayız, bu toplumsal olarak da kabul edilebilir değil” sözleriyle konuyu net biçimde ayırmıştı.(*)Gitta Sereny, Avusturya-İngiliz bir biyografi yazarı, tarihçi ve araştırmacı gazeteciydi.
Özellikle suç ve savaş tarihi üzerine yaptığı derinlemesine röportajlarla tanındı.
Çocuk yaşta iki cinayetten hüküm giyen Mary Bell ve Treblinka imha kampı komutanı Franz Stangl gibi tartışmalı isimlerle yaptığı görüşmeler büyük yankı uyandırdı.Beş kitabı bulunan Sereny’nin en bilinen eserleri arasında Mary Bell Vakası: Cinayet İşleyen Bir Çocuğun Portresi (1972) ve Albert Speer: Gerçekle Mücadelesi (1995) yer alır.Albert Speer biyografisiyle Duff Cooper Ödülü ve James Tait Black Anma Ödülü’nü kazandı; 2002’de Stig Dagerman Ödülü’ne layık görüldü.
Gazeteciliğe katkıları nedeniyle 2004 yılında Britanya İmparatorluğu Nişanı Komutanı (CBE) unvanıyla onurlandırıldı.Odatv.com