Haber Detayı
Yükümlülük biriktiren ihracatçıda SKDM tedirginliği…
Karbon vergisi baskısı altında kalan 6 sektördeki Türk ihracatçılar bir dizi belirsizlik ile karşı karşıya kaldı. Mali yükümlülükleri işlemeye başlayan ihracatçılar, ihraç ürünündeki karbon miktarını önce hesaplamak, daha sonra yetkili kuruluşlara doğrulatmak ve ardından yetkili AB makamlarına bildirmek zorundalar. Ancak AB, Gümrük Birliği’ne rağmen doğrulatıcı kuruluşları yetkilendirecek Türk Akreditasyon Kurumu Türkak’ı muhatap almıyor.
LEVENT AKBAY 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girerek Türk ihracatçısının karbon vergisi yükümlülüğü biriktirmesine yol açan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulaması, daha ayı dolmadan büyük tedirginliğe yol açtı.
AB organlarının tavrı bir yana, 2023 yılından bu yana ‘raporlama’ şeklinde uygulamada olmasına karşın, 1 Ocak 2026’dan itibaren parasal cezai uygulamalara yol açacak yükümlülükler içerecek şekilde uygulamaya giren SKDM için yeterli hazırlığın yapılmamış olduğu da şimdiden ortaya çıktı.
Yüksek sera gazı emisyonlarına sahip oldukları için ‘karbon vergisi’ baskısı altında olan ve mali yükümlülükleri işlemeye başlayan demir çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki Türk ihracatçıları, her bir ihraç ürünündeki karbon miktarını AB ithalatçısına bildirmek üzere önce hesaplamak, daha sonra yetkili kuruluşlara doğrulatmak ve ardından yetkili AB makamlarına bildirmek zorundalar.
Ancak Türkiye’de AB yaklaşımına göre ‘yetkilendirilmiş’ kuruluş yok.
AB bu tavrıyla kendi kurumlarına verdiği yetkiyi Gümrük Birliği geçmişine rağmen Türkiye tarafında benzeri kuruluşlara devretmek istemiyor.
Üstelik AB, 1 Ocak 2028’den itibaren SKDM kapsamını genişletip, 180 ürün çeşidini daha kapsama alacak.
Bu yolla gömülü emisyonlar yerine nihai ürünlere de yönelerek uygulamayı daha da sertleştirecek.
Skdm genişlemesi trafik sapması yaratır mı?
AB, 180 nihai ürünün ihracatında da ‘karbon vergisi’ uygulamaya yönelik taslağı gündemine aldı.
Gelen sinyaller AB’nin 2028 sonunda bu uygulamayı daha da genişleteceği, ayrıca uzlaşmaz tavrıyla Türkiye ile AB arasında ticareti saptıracak sonuçlara da yol açabileceği şeklinde.
SKDM sürecinde demir çelik, çimento ve elektrik üretiminde tek taraflı kararlarla Türkiye orijinli üretimi dezavantajlı konuma getirerek, rekabet gücünü budayacak uygulamalar içindeki AB organları ile görüşmeler sürüyor.
Sürece uyumdaki sorunlar, doğrulama yetersizliği, gerçeği yansıtmayacak zayıf emisyon verileri AB ithalatçılarını daha çok güvenilir, denetlenebilir tedarikçilere yönlendirebilecek.
İhracat sözleşmeleri böylesine güvensiz bir durumdan olumsuz etkilenebilecek.
Tüm bu nedenlerle SKDM uygulaması adeta ihracatçı için bir tür tarife dışı engel fonksiyonu görebilecek.
Bu nedenle süreç önlem alınmadığı takdirde ihracatçı açısından riskler yaratabilecek sürece dönüşme riski taşıyor.
SKDM Düzenlemesi, Ekim 2023 tarihinde başladı.
Geçiş döneminde bir raporlama süreci vardı.
Bu raporlama sürecinde de SKDM kapsamı ürünlerin emisyonlarının hesaplanması ve emisyon hesaplarının ithalatçıya çeyrek dönemler dahilinde raporlanması gerekiyordu.
Bu emisyonların herhangi bir doğrulama yükümlülüğü bulunmuyordu.
Uygulama dönemi ise 1 Ocak 2026 itibariyle, mali yükümlülüklerle başladı Burada emisyonların hesaplanması, hesaplanan emisyonların doğrulanması da gerekli hâle geldi.
Bu doğrulamaların da akredite doğrulayıcılar tarafından yerine getirilmesi gerekiyor.
Geçiş döneminden farklı olarak çeyrek dönemlik raporlama yerini yıllık SKDM beyanı zorunlu hâle getirdi.
Tüm bu süreçlerin nasıl uygulanacağıyla ilgili, uygulama mevzuatları ise 17 Aralık 2025 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından kamuoyuna açıklandı. 2026’da bir geçiş dönemi ama… 2026 geçiş dönemi ama bu dönemde yükümlülükler birikiyor. 2026 emisyonlarını da kapsayacak şekilde 2027 emisyonlarına baktığımızda, ihracatçının 2027 yılı boyunca emisyonlarını hesaplamaları ve ithalatçıya bildirmeleri ya da SKDM kayıt sistemine giriş yapmaları gerekiyor.
Bunun için son süre 3 aylık bir erteleme ile eylül 2027 olarak açıklandı.
Bu emisyonların raporlama döneminden farklı olarak akredite doğrulayıcılar tarafından doğrulanması gerekiyor. 2028 için kapsam genişledi Avrupa Komisyonu’nun, 17 Aralık 2025 tarihinde tüzük değişikliği ile SKDM kapsamını genişletti.
Genişleme makine ve ev aletleri gibi çelik ve alüminyum yoğun 180 ürünü içerdi.
Böylece emisyonların yer değiştirmesi yerine azaltılması tasarlandı.
Söz konusu nihai ürünlerin büyük çoğunluğu (%94'ü), ağır makinelerde ve özel ekipmanlarda kullanılan, yüksek (%79 ortalama) çelik ve alüminyum içeriğine sahip endüstriyel tedarik zinciri ürünleri olarak belirlendi.
Bunlar arasında metal bağlantı elemanları, silindirler, endüstriyel radyatörler veya döküm makineleri yer aldı.
Söz konusu nihai ürünlerin küçük bir kısmı (%6) da ev eşyası olarak seçildi.
İlk ayın ortaya çıkardığı sorunlar büyük… SKDM uygulamasının ilk ayında ihracatçılar bir dizi sorunla karşılaştı.
AB’nin 17 Aralık’ta duyurduğu tüzük taslağı ile SKDM ile ilgili bir dizi yeni karar almış olması da kafaları karıştırdı.
Karşılaşılan sorunları şöyle özetlemek mümkün: İhracatçı ürünündeki sera gazı miktarını kime, hangi fiyattan hesaplatacağını bilemiyor.
Bu alanda yetkilendirilmiş kuruluşlar olmadığı gibi fiyatlarda bir standart yok.
Hazırlanacak raporların onaylanması mümkün olamayacağı için bir şekilde hazırlanmış raporların geçerliliğinin de tartışmalı olacağı yapılan yorumlar arasında.
İkinci olarak AB, Gümrük Birliği’ne rağmen doğrulatıcı kuruluşları yetkilendirecek Türk Akreditasyon Kurumu Türkak’ı muhatap almıyor.
AB bu konuda herhangi bir ülkeye uyguladığı prosedürü Türkiye’ye de uygulayarak tarafların bu amaçla yeni bir anlaşma için masaya oturmaları gerektiğini savunuyor.
Üçüncü ülkelerdeki doğrulayıcıların da doğrulama faaliyeti gerçekleştirmesi gerekirken, bu doğrulayıcıların AB ülkelerinde faaliyet gösteren akreditasyon kuruluşlarına başvurarak akredite olmaları zorunlu tutuluyor.
AB yetkilendirmenin AB bünyesindeki kuruluşlarca yapılması konusunda ayak diremeye devam ederse Türk ihracatçıları ihraç malı bünyesindeki emisyonları gösterecek raporlarla, doğrulama raporları için AB kuruluşlarına, daha yüksek maliyetlerle raporlama yaptırmak için kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Ödeyecekleri karbon vergileri ile kurulacak bir fon üzerinden Avrupa’daki sanayicilere kullandırılacak SKDM gelirlerinin finansmanına bir anlamda destek olan ihracatçılar, aynı şekilde doğrulama raporları almak için de Avrupalı kuruluşlara kaynak aktarmış olacaklar.
Böylelikle ortaya çıkacak haksız rekabet daha da büyüyecek, 30 yıllık geçmişe sahip Gümrük Birliği’nin bu sürece herhangi bir katkısı olmayacak.
Üstelik belirsizlik nedeniyle doğrulama raporlarının gecikmesi halinde ihracatçıların SKDM için ödeyecekleri bedeller emisyonların ‘gerçek değer’leri değil ‘varsayılan değer’leri üzerinden hesaplanacak.
AB'nin Türkiye için belirlediği varsayılan emisyon değerlerinin birçok sektörde gerçek emisyonların üzerinde kalması hem çevresel doğruluk, hem rekabet gücü açısından ciddi bir risk olacak.
En ‘kirli’ üretimi gösteren ‘varsayılan’ karbon değerleri ihracatçıların ödeyeceği faturayı daha da büyütecek.
SKDM kapsamına alınan 180 üründen örnekler Demir ve çelik ürünleri: Demir veya çelikten demetlenmiş teller, halatlar ve kablolar; demir veya çelikten diğer dökme eşya; demir veya çelikten çiviler; Makine ve ekipmanlar: Dizel veya yarı dizel motorlar; elektrik motorları; pompalar; brülörler; ev tipi çamaşır makineleri; kurutma makineleri; buzdolapları/dondurucular; endüstriyel robotlar; vinçler; kaldırma sistemleri; izole edilmiş teller, kablolar; Taşıtlar ve aksamları: Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar; şasiler; dişli kutuları; süspansiyon sistemleri; radyatörler; römork ve yarı römorkların diğer aksam ve parçaları; Tıbbi aletler: Çelik veya alüminyum içeren metalden boru şeklinde iğneler ve sinir uyarım cihazları; Metal mobilyalar ve yapılar: Metal ofis mobilyaları; çelik veya alüminyum içeren prefabrik binalar.
Skdm mali yükümlülüğünün hesaplanmasında üç temel unsur Mali yükümlülüğün ilk unsuru SKDM kapsamı ürünün içerisindeki gömülü emisyonlar.
İkinci olarak üçüncü ülkelerde ödenen karbon vergileri ve oranda bir mahsuplaşma imkanı sağlanması.
SKDM, AB’deki emisyon ticaret sisteminin bir yansıması olarak kurgulandığı için bu kapsamda ilgili sektörlere verilmiş olan ücretsiz tahsisatlar oranında da bir mahsuplaşma mümkün.