Haber Detayı
Nazlı Ilıcak: 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım; şimdi çok temkinliyim!
Gazeteci Nazlı Ilıcak, 15 Temmuz sonrası yaşadığı süreci "15 Temmuz 2016’da duvara çarptım. Şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim. Bir konuşursam üç susuyorum. Ama gençler bugünkü Nazlı Ilıcak’ı örnek almasın." ifadeleriyle anlattı.
15 Temmuz’un ardından 3,5 yıl cezaevinde kalan gazeteci Nazlı Ilıcak, 2016’dan sonra Medyascope'dan Emir Berke Yaşar'a konuştu.
Ilıcak, sağlık durumunu ve günlerinin nasıl geçtiğini şöyle anlattı: “Allah’a şükür yaşıma göre sağlık durumum iyi.
Bugün yapmak istediğim birçok şey var.
Gazeteciliği özlüyorum.
Televizyondaki tartışmalar, konuklar… Bugün için bu imkânsız.
Anılarımı yazdım; ama anılarımı uygun bir zaman diliminde bastıracağım.
Bir davet verip jübilemi yapmayı düşünüyorum.
Fakat bugünkü şartlarda doğru olmaz.
Günlerim çok iyi geçiyor.
Rahat bir emeklilik yaşıyorum.
Tiyatroya gidiyorum, dostlarla buluşuyorum, briç oynuyorum.
Pilates ve fitness yapıyorum.
Torunlarla vakit geçiyorum.
Seyahatlere çıkıyorum.
Bundan iyisi can sağlığı.” "Sonunda 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım" "Nazlı Ilıcak, bugün 1974’te Tercüman’da yazmaya başlayan genç Nazlı Ilıcak’a neler demek isterdi?" sorusu üzerine Ilıcak, şöyle yanıt verdi: 1974’te çok gençtim; kendime çok güveniyordum; ateş gibiydim.
Gözüm pekti, korkum yoktu.
Bu hâlim maalesef çok uzun zaman devam etti.
Sonunda 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım.
Şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim.
Bir konuşursam üç susuyorum.
Ama gençler bugünkü Nazlı Ilıcak’ı örnek almasın.
Onlar ateş gibi olsun, Türkiye demokrasisine sahip çıksın.
Dolayısıyla 1974’teki Nazlı Ilıcak’a “daha sakin ol” tavsiyesinde bulunmazdım.
Çünkü mademki elimde bir kalem vardı, o gün kamuya karşı vazifemi yerine getirmeliydim.
Nitekim hayatım hep mücadeleyle geçti; zarar da gördüm fakat pişman olmadım.
Adım “yalakaya” çıksaydı, hep iktidarın eteklerinde dolaşsaydım sanırım çok utanırdım.
Buna mukabil yanlışlarım da oldu.
İnsanları iyi niyetli gördüm, onlara çabuk inandım.
Başkası bir adım önde gitsin demeden kendimi siper ettim.
Aldanmışlıklar da yaşadım.
Ama her adımımı iyi niyetle ve inanarak attım.
Hiçbir zaman iktidardan gizli beklentilerim olmadı.
Bu bakımdan bir özeleştiri yapabilirim ama 1974’teki Nazlı’ya itidal tavsiye etmem doğru olmaz.
Çünkü bir insanın kimliği, hatalarıyla sevaplarıyla, inandıklarıyla yanılgılarıyla oluşuyor.