Haber Detayı
Erakçi Basra Körfezi kartını masaya koydu: ABD'nin füzelerden zenginleştirilmiş uranyuma talepleri reddedildi... Trump İsrail kanalına konuştu
Washington’ın müzakere için masaya koyduğu füze ve nükleer şartlara Tahran’dan açık ret geldi. Gerilim askeri yığınak ve Trump'ın Venezuela atıflarıyla yeni bir aşamaya taşınıyor. Mesajlarsa artık dolaylı değil doğrudan veriliyor.
Amerikan uçak gemisi saldırı grubu USS Abraham Lincoln'ün bölgeye varışıyla gerilim tırmanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in Kanal 12 televizyonuna pazartesi günü bir mülakat verdi.
Trump, İran’ın bir anlaşmaya varmak için ABD ile müzakerelere başlamak istediğini iddia etti.
Durumun "hâlâ istikrarsız" olduğunu öne süren ABD lideri, ulusal güvenlik ekibinin kendisine sunduğu seçeneklerin ayrıntılarını paylaşmadı.
Bunun yerine bölgedeki Amerikan askeri yığınağının boyutuna dikkat çekti.
VENEZUELA'YA ATIF YAPTI Trump, uçak gemisi saldırı grubunun Merkez Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanına girdiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: "İran yakınlarında devasa bir deniz gücümüz var.
Bu, Venezuela yakınlarındakinden bile daha büyük." Diplomatik çözüme kapıyı kapatmayan Trump, "Bir anlaşma yapmak istiyorlar.
Bunu biliyorum.
Defalarca aradılar, konuşmak istiyorlar." iddiasında bulundu.
İran Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü Tahran'ın ABD Başkanı'na “askeri harekatın ertelenmesine ikna etmek amacıyla” mesaj gönderdiği haberlerini yalanlamıştı. 'İSRAİL'İ İRAN'DAN BEN KURTARDIM' Trump, geçen haziran ayında yaşanan 12 Gün Savaşı öncesinde İran’ın İsrail’e ağır zarar verebilecek büyük bir füze kapasitesine sahip olduğunu belirtti.
İsrail’in İran’a yönelik saldırısına izin vererek büyük bir felaketi önlediğini savunan Trump şöyle bir senaryo da yazdı: "Başka bir başkan olsaydı, İran çoktan nükleer bombaya sahip olurdu ve ilk saldırıyı onlar yapardı." MASADA NELER VAR?
Amerikan basını, Trump'ın bir bombardıman harekatı dışında şu seçenekleri değerlendiğini iddia ediyor: İran'ın sivil ve askeri yönetimine yönelik hedefli saldırılar.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasından önce Latin Amerika ülkesine uygulanana benzer bir petrol ambargosu.
Askeri baskıyı artırarak Tahran'ı masaya oturmaya zorlamak. 12 GÜN SAVAŞI ÖNCESİ DAYATMALAR ABD Temsilcisi Steve Witkoff da Davos’taki mülakatında, şu an aktif bir müzakere yürütülmediğini ancak temaslar olduğunu belirtmişti.
Witkoff, olası bir anlaşmanın çerçevesini şu şekilde çizdi: - Anlaşma mutlaka İran'ın füze programını kapsamalı. - Zenginleştirme faaliyetleri ve ilgili materyaller kontrol altına alınmalı. - Tahran rotasını değiştirmeli.
Eğer bunu yaparlarsa, meseleyi diplomatik yollarla çözebiliriz. 'TRUMP UYARILDIN' İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise pazartesi akşamı ABD’nin taleplerine ve Trump’ın iddialarına yönelik çok sert bir açıklama yayınladı.
Erakçi’nin mesajındaki temel başlıklar şunlar: Nükleer ve füze şartlarına ret: "ABD'nin uranyum stoklarımızı imha etme ve sıfır zenginleştirme taahhüdü verme talepleri gerçek dışıdır.
Füze programımız ve müttefiklerimize verdiğimiz destekle ilgili talepleri ise pazarlık konusu olamaz." Bağımsızlık vurgusu: "İran, herhangi bir yabancının diktesine boyun eğmeyecektir.
Biz bağımsız bir ulusuz ve kendi rotamızı kendimiz belirleriz." Meşru müdafaa hatırlatması: "İslam Cumhuriyeti hiçbir egemen ulusa asla saldırmamıştır.
Her zaman tamamen meşru müdafaa çerçevesinde hareket ettik ve gerekirse bunu tekrar yapacağız." Basra Körfezi ve enerji uyarısı: "Basra Körfezi İran'ın arka bahçesidir.
Kolektif Batı'nın geçim kaynağı, doğal kaynakların bu istikrarsız bölgeden taşınmasına bağlıdır.
Bu durumun bu şekilde kalması herkes için daha iyi olacaktır." Erakçi mesajını doğrudan bir ifadeyle tamamladı: "Trump uyarıldı." BÖLGE ÜLKELERİNDEN ABD'YE RET Wall Street Journal gazetesi ise pazartesi günkü haberinde, Trump yönetiminin son dönemde doğrudan saldırıdan geri adım atmış olsa da askeri seçeneği hâlâ masada tuttuğunu öne sürdü.
Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin Washington yönetimine olası bir saldırı durumunda üsleriyle hava sahalarını kullandırtmayacaklarını bildiklerini belirtiliyor.