Haber Detayı
Yazın dünyamızın büyük sıkıntısı
Örneğin, yayınevlerine gönderdiğim dosyalarım (dosdoğru yazıyorum) beğeni alıp her açısından övülüyor ama iş yayım aşamasına geldiğinde hemen önüme bir fiyat listesi sunuluyor
Yazın dünyamızın en büyük sıkıntısı bence yayınevleri.
Bu kurumların ne belirli bir kurumsal tutumları ne de toplumsal-siyasal çizgileri var.
Yalnızca satış/para ilişkilerini düşünüyorlar.
Bu da öncelikle edebiyatı baltalıyor.
Çünkü parası olan yapıtını yazınsal kriterlere bakılmadan bastırabiliyor.
Parasız yazarın dosyası ise elinde kalıyor.
Böylece dili/ Türkçesi bozuk, anlatısı anlamsız, hedefi ve okur kitlesi belirsiz, konusu gerçekdışı ya da çarpıtılmış bir sürü yapıt fuarları, kitabevlerini kaplıyor.
Yani yayınevlerinin durumu öncelikle yazmayı ve yazarları, sonra da okuru ve yazınımızı baltalıyor.
Örneğin, yayınevlerine gönderdiğim dosyalarım (dosdoğru yazıyorum) beğeni alıp her açısından övülüyor ama iş yayım aşamasına geldiğinde hemen önüme bir fiyat listesi sunuluyor.
Hem de sayfa sayısına göre düzenlenmiş bir alım-satım antlaşması ile… Ne yazık ki ülkemizde kitap ya da edebiyat, artık ekmek peynir gibi alınıp satılan bir mal yalnızca.
Bu duruma bir de aşırı pahalılık ortamında eklenen fahiş basım fiyatları eklenince bütün yazım kriterleri yok edilmiş oluyor.
Görünürde ne gerçek bir yazın eleştirmeni ne de yazınımızın özellikle Cumhuriyet dönemi yazın kriterlerinden söz eden (Asım Bezirci, Muzaffer Uyguner vb.) birileri var.
KİMİ YAPITLAR BASILMIYOR Mevcut yasalar da ne yazık ki yapıtların telif haklarını korur gibi gözükseler de böyle bir durum yok ortada.
Birtakım dernekler, sendikalar var ama bunların getirdikleri yasalar da uygulanmıyor.
Devletin bu duruma, sanatçı lehinde çözümler getirmesi gerekir ama o da yok.
Bandrol sorunu sözüm ona çözülmüş gibi.
Ama o da al gülüm ver gülüm basım kurallarının içine dahil.
Korsan sorununu çözmekten uzak.
Yayınevlerinin devlet denetiminde olması gerekir ama bu da, siyasal denetim demek değildir.
Yayınevleri, devlet engeller diye kimi yapıtları basmıyor.
Aynı biçimde tiyatro eserleri de oynatılmamakta.
Devletin sanat konusunda toplumcu, gerçekçi bir tutum alması, kanımca başta yayınevleri olmak üzere tüm sanat kurumlarını rahatlatacaktır.
Bu konuda dile getirmek istediklerimi şimdilik burada noktalıyorum.