Haber Detayı
Malumat çağında haberi yapay zekâya karşı korumak
Google arama sonuçlarında özetler sayesinde kullanıcı, haber sitesine tıklamadan bilgiye ulaşıyor; böylece reklam gelirini besleyen trafik akışı kesiliyor. Google bu özetlerin arama motorunun doğal bir evrimi olduğunu ve kendisine belirli bir trafik sağlama yükümlülüğü yüklenemeyeceğini savunuyor. Bu mesele teknik bir rekabet ya da telif tartışmasından ibaret değil.
Rekabet Hukuku Danışmanı Recep GÜNDÜZDijitalleşme, haber merkezlerini uzun süredir zorluyor.
Ancak arama motorlarıyla başlayan bu baskı, yapay zekânın sahneye çıkmasıyla artık varoluşsal bir krize dönüştü.
Bugün tartıştığımız şey yalnızca teknoloji değil; haberin kim tarafından, hangi bedelle ve hangi sorumlulukla üretileceği.
Malumat ile haber arasındaki katma değer farkını ortadan kaldıran her gelişme, gazeteciliği biraz daha görünmez kılıyor.Yapay zekâ özetleri ve kırılan gelir zinciriGeçtiğimiz aylarda birçok yayıncıyı karşısına alan Google davası bu kırılmayı somutlaştırıyor.
Dava, Rolling Stone, Billboard ve Variety gibi markaların sahibi Penske Media Corp tarafından Google ve ana şirketi Alphabet aleyhine açıldı.
Washington’da, ABD Columbia Bölgesi Federal Mahkemesi’nde görülen davada yayıncılar, Google’ın arama sonuçlarının en üstünde sunduğu “AI Overviews” (Yapay Zekâ Özetleri) yoluyla haber içeriklerini fiilen yeniden yayımladığını savunuyor.
İddia basit: Kullanıcı, haber sitesine tıklamadan bilgiye ulaşıyor; böylece reklam gelirini besleyen trafik akışı kesiliyor.
Google ise savunmasında, bu özetlerin arama motorunun doğal bir evrimi olduğunu, yayıncıların dilerlerse içeriklerini indekslemeden çıkarabileceklerini ve kendisine belirli bir trafik sağlama yükümlülüğü yüklenemeyeceğini ileri sürüyor..
Asıl mesele, gazeteciliğin ekonomik temelinin aşınması.
Haber üretimi, emek yoğun ve maliyetli bir faaliyet.
Gelir modeli çöktüğünde, ilk vazgeçilenler de tam olarak bu maliyetli unsurlar oluyor: Saha haberciliği, uzun soluklu araştırmalar, çok kaynaklı teyit süreçleri.
Yerlerini ise hızlı tüketilen, sansasyonel ve çoğu zaman doğruluğu şüpheli içerikler alıyor.
Böyle bir ortamda kamuoyunun bilgilenme kalitesi değil, dikkat ekonomisinin kuralları belirleyici hâle geliyor.“Google zero”: Tıklamasız haber çağıBu risk artık sezgiye değil, verilere dayanıyor.
Reuters Institute’ün 2026 Dijital Haber Raporu’na göre medya yöneticileri, arama motorlarından gelen haber trafiğinin önümüzdeki üç yıl içinde ortalama yüzde 43 azalmasını bekliyor.
Bunun başlıca nedeni, Google’ın “AI Overviews” özelliği.
Kullanıcı, aradığı bilginin özetini sonuç ekranında gördüğünde, habere tıklamak için bir gerekçe hissetmiyor.
Haber, okunmadan “tüketilmiş” oluyor.Rapordaki bulgular bununla da sınırlı değil.
Aynı ankete göre medya yöneticilerinin büyük çoğunluğu, yapay zekâ destekli arama ve sohbet araçlarının haber markalarını “kaynak” olmaktan çıkarıp “ham veri sağlayıcısına” dönüştürme riski taşıdığını düşünüyor.
Daha çarpıcı olan ise genç kullanıcıların önemli bir kısmının artık haber kaynağını hatırlamaması: Bilgiye ulaşılıyor ama haberin kim tarafından, hangi editoryal süzgeçten geçerek üretildiği silikleşiyor.
Bu da gazeteciliğin en temel varlığı olan güven ilişkisinin aşınmasına yol açıyor.Bu sürece “Google Zero” ya da daha genel adıyla “sıfır tıklama” (zero-click) dönemi deniyor.
Akademik çalışmaların ortak uyarısı net: Kullanıcıların arama motorundan hiç ayrılmadan bilgiye ulaşması, reklam geliriyle ayakta duran bağımsız gazeteciliği sürdürülemez hâle getiriyor.
Üstelik burada yalnızca gelir kaybı değil, editoryal bağımsızlık da risk altında.
Ekonomik olarak zayıflayan haber merkezleri, siyasal ve ticari baskılara karşı çok daha kırılgan hâle geliyor.Dijital tsunamiye karşı zayıf setlerBu gidişata karşı dünyada farklı hukuki setler deneniyor.
Avrupa Birliği’nde AB Yapay Zekâ Yasası, 2 Ağustos 2026 itibarıyla tam uygulamaya geçecek.
Şeffaflık hükümleri gereği, yapay zekâ modelleri hangi telifli içerikleri kullandıklarını açıklamak zorunda kalacak.
Kanada’da Çevrimiçi Haberler Yasası kapsamında Google, muafiyet karşılığında yıllık 100 milyon Kanada doları ödemeye başladı.
Buna karşın Meta, haber içeriklerini platformlarından tamamen engelleme stratejisini sürdürüyor.
Türkiye’de ise TBMM gündemindeki Dijital Telif Yasası taslağı, haber içeriklerinin izinsiz kullanımını engellemeyi ve lisanslamaya dayalı adil bir gelir paylaşımı modeli kurmayı hedefliyor.Ne var ki dijital bir tsunami karşısında bu düzenlemelerin başarı şansı tartışmalı.
Teknoloji küresel; düzenleme çoğu zaman ulusal kalıyor.
Bu nedenle yayıncılar, hukukun ötesinde kendi savunma reflekslerini geliştirmeye çalışıyor.
Bazıları doğrudan lisans anlaşmalarıyla ayakta kalmaya çalışırken, bazıları reklam bağımlılığını azaltıp okuyucu aboneliğine yöneliyor.
Ortak hedef, arama motoru ve platform trafiğine olan bağımlılığı mümkün olduğunca azaltmak.Bu noktada öne çıkan bir başka eğilim de insan odaklı gazetecilik.
Yapay zekânın üretemediği saha haberciliği, özel röportajlar, yerel bilgi ve derinlemesine analizler, gazeteciliğin ayırt edici unsurları olarak yeniden değer kazanıyor.
Paradoksal biçimde, teknoloji ilerledikçe insan emeğinin önemi daha görünür hâle geliyor.Bütün bu arayışların ortak paydası şu: Yapay zekâ henüz var olanı yeniden üretmenin ötesine geçemiyor.
Oysa gazetecilik, yeni olana ulaşma ve onu doğrulama mesleği.
Bu nedenle haber alma özgürlüğünü işleyen bir ekonomik modele kavuşturmak, yalnızca sektörün değil demokrasinin meselesi.
Zaten giderek otoriterleşen bir dünyada, seslerin bir de algoritmalar üzerinden tek tipleşmesi, insanlık adına ciddi bir risk.
Belki de bu dijital çağda bu risklerle mücadelenin en sade ama en güçlü yolu, yeniden basılı gazete almaktan geçiyor.
Çünkü bazen bir haberi gerçekten okumak, onu yalnızca tüketmekten daha politik bir tercihtir.