Haber Detayı
2025 ihracat görünümü ve AB
Türkiye’nin 2025 ihracat performansı küresel koşullar göz önüne alındığında hiç de fena değil. Ancak hem küresel ekonomik ortam hem de Avrupa Birliği (AB) dış ticaret gündeminde 2025 biterken yaşanan sınırda karbon, e-ihracat ve MERCOSUR gibi çarpıcı gelişmeler, yeni yılda Türk ihraç sektörleri için riskli bir dönemi işaret ediyor.
Yönetim Danışmanı Barış SAZAKGeçtiğimiz yıl, küresel ticareti temelinden sarsan tarife savaşlarıyla geçti.
Yeni yıla başlarken de Türkiye’nin en önemli ihraç pazarı AB tarafında, oyun değiştirici nitelikte birden fazla gelişme yaşandı.
Belli sektörlerimiz 2026 sonunda bambaşka bir ihracat kompozisyonu ve faturasıyla karşı karşıya kalabilir.
Bu gelişmelerin ilki uzunca süredir beklenen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/ CBAM), 1 Ocak 2026 itibarıyla resmen devreye girdi.
İhracatçılar, belirlenmiş karbon yoğun ürünlerde CBAM ücretleri için sertifika satın alacaklar.Diğer gelişme, sene ortasında başlayacak küçük e-ticaret paketlerine uygulanacak vergi ve elleçleme ücretleri.
AB için öncelikli Çin gönderilerine yönelik bir önlem olsa da Türkiye de son dönemde artan bir ivmeyle 8 milyar dolar e-ihracat gerçekleştirmekteydi.
E-ihracat, ürün güvenliği ve vergisel bağlamda kademeli olarak konvansiyonel ihracat süreçlerine yakınsayacak.Üçüncüsü de geçtiğimiz günlerde resmen imzalanan AB-MERCOSUR serbest ticaret anlaşması.
Anlaşma, AB’nin 27 üye ülkesi ile Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay arasında yapıldı (Venezuela beklemede).
Uygulamaya giriş tarihi için 2026 sonu hedefleniyor ancak STA yürürlüğe girmeden önce Avrupa Parlamentosu ve MERCOSUR üyelerinin dahili onay süreçlerini tamamlaması gerekiyor.İki blok, toplamda küresel ekonominin yüzde 30’unu ve 700 milyondan fazla tüketiciyi temsil ediyor.
AB, MERCOSUR menşeli ürünlerin yaklaşık yüzde 92’sinde gümrük vergilerini kademeli olarak kaldırmayı hedeflemekte.
İç politik dengelerine dokunan tarım kalemlerinde ise toplumsal hassasiyetler gözetilerek tam serbestleşme yerine, kota ve indirimli vergi modeli gündemde.
Anlaşma, Türkiye’nin AB’ye ihraç sektörlerinden bilhassa tarım, gıda, çelik, otomotiv yan sanayi ve kimyasallar tarafında rekabet kaybına dolaylı olarak sebebiyet verebilir.Savunma sanayinin performansı çarpıcıDünyanın ana iktisadi blokları salgın öncesi büyüme dinamiklerinin hala uzağındalar.
Ekonomik büyümenin yavaşlaması, ihracat için talebi zayıflatırken, mali koşulları sıkılaştırıyor ve bizim gibi ülkelerin kırılganlığını artırıyor.
Küresel dinamikleri göz önüne alırsak 2025 ihracat performansını olumlu değerlendiriyorum.Türkiye ihracatını oransal olarak AB ve OECD ülkelerinden daha fazla arttırdı ve küresel ihracattaki payını yüzde 1’in üzerine çıkardı.
Toplam 273 milyar dolarlık ihracatın sektör/ülke kırılımlarıyla ilgili TİM ve Ticaret Bakanlığı’nın resmî açıklamalarının ötesinde, dönemsel bazda pozitif ve negatif ayrışan sektörlere göz atmakta fayda var.Tabloda salgın öncesi son iki senenin ana ihraç sektör ortalamalarını, güncel verilerle karşılaştıran basit bir analiz yer almakta. 2018-2019 döneminden 2024-2025 dönemine Türkiye’nin toplam ihracatı dolar bazında yüzde 53 arttı.
Türkiye’de sanayi iş gücü maliyetleri son 25 yılda 3 katına çıktı.
Bu durum da belli sektörlerde rekabet kaybına sebebiyet veriyor.
Özellikle tekstil sektörünün alt kollarının toplam ihracattaki payı azalmış.
Hatta bazı alt sektörlerinin, net ihracatı bile azalmış.
Maalesef belli iş modellerinin rekabetçilik bağlamında sonu gelmiş gibi görünmekte.Pozitif tarafta özellikle orta-yüksek teknolojili ihraç kalemlerinin, genel ihracat artışının üzerinde büyümesi ön plana çıkıyor.
Bu kategorideki gemicilik, iklimlendirme sektörleri genel ortalamanın üzerine çıkmış.
Yüksek teknoloji ihracatında da savunma sanayinin performansı çok çarpıcı.Sektörün ihracatı son altı yılda 2,5 katına çıktı.
Savunma sanayi altyapısına yapılan yatırımların sonuçlarını, ihracat tarafında da görmek önemli bir gelişme.
Son dönemde toplam ihracattaki ağırlığı da hissedilir seviyeye geldi.
Mücevher, metal ve kimyasallar da ihracatın güçlü kasları olarak son dönemde genel ortalamanın üzerinde pozitif ayrışan sektörler.Maliyet baskısının her geçen gün arttığı bu küresel belirsizlik ve düşük ivmeli büyüme ortamında bırakın pozitif ayrışmayı, olanı korumak bile ciddi bir başarı.
Otomotiv için söylemek zor ama makine, mobilya ve elektrik-elektronik sektörlerinin bu bağlamdaki stabil performansı bile çok kıymetli.Yeni yıl ve gümrük birliğiYeni yılda küresel değer zincirleri, firmaların maliyet odaklı yurt dışı üretiminden risk yönetimine doğru kaymasıyla yeniden şekillenmeye devam ediyor.
Jeopolitik gerilimler, sanayi ve iklim politikaları ile teknolojik değişim bu dönüşümün temel itici güçleri.
ABD’nin başlattığı korumacılık politikaları küresel ticareti derinden sarsarken diğer taraftan da yeni işbirliklerinin doğmasına sebebiyet veriyor.Türkiye’nin dış ticarette ana gündemi şüphesiz AB ve Gümrük Birliği olacak.
MERCOSUR ülkeleri, imzaladıkları STA ile şimdiye kadar izledikleri güçlü korumacılık politikalarına AB ülkeleri için istisnalar getirecekler.
Diğer taraftandan da MERCOSUR ülkeleri AB pazarında gümrük tarifesi avantajı kazanacak.
Türkiye ise anlaşmanın tarafı olmadığı için özellikle tarım ve demir-çelik gibi bazı sanayi ürünlerinde rekabet kaybına uğrayacak.SKDM ile birleştiğinde bu tablo, Türkiye açısından Gümrük Birliği’nin modernizasyonunu ve yeşil dönüşümü acil stratejik zorunluluk haline getiriyor.
Ticaret Bakanlığı’nın son dönemde Brüksel temaslarında büyük bir gayret sarf ettiğini gözlemliyoruz.
Bu konularda AB’nin Türkiye’yi de kapsayıcı yönde kararlar alması ihraç sektörlerimiz için hayati derecede önemli.Artık kevgire dönmüş Gümrük Birliği anlaşmasının modernizasyonunu için zamanlama uygun.
Hem Brüksel hattındaki genel siyasi ortam hem de Almanya’daki hükümet, Çin riskini gözeten, sanayi ve ihracat çıkarlarını önceleyen ve iş dünyasının taleplerine daha açık bir çizgide olduğu için, Türkiye’nin taleplerine önceki dönemlere kıyasla daha rasyonel ve destekleyici bir zeminde yaklaşabilir.E-ihracat için de Gümrük Birliği kapsamında belli istisnaların talep edilmesi ilave bir seçenek olabilir.
Türkiye AB’nin Gümrük Birliği kapsamında uzun yıllara dayanan güvenilir bir ticaret ortağı olarak, Çin ve belli Asya ülkelerinden farklı bir muameleyi hak ediyor.