Haber Detayı
Yeniden değerleme oranı ve enflasyon sarmalı
Devletin enflasyon döneminde kendi gelirlerinden feragat ederek YDO’yu düşük tutması, kısa vadede bütçede bir "delik" açsa da, orta vadede "enflasyon ataletini kırmak" için devrimsel bir adım olur. Piyasa oyuncularını cesaretlendiren "devlet zammı" referansı ortadan kalktığında, dezenflasyon süreci çok daha hızlı ve az maliyetli gerçekleşebilir.
Ekonomist – Bankacı UĞUR GÜNDÜZTürkiye ekonomisindeki enflasyonun girdi maliyetlerindeki artışa (enerji, ithal hammadde, döviz kuru) dayalı bir maliyet enflasyonu olduğundan hareketle, geleneksel talep daraltıcı (faiz artışı) yöntemler yerine, arz şoklarını hafifletmeye ve üretim maliyetlerini düşürmeye odaklanan çok yönlü bir strateji benimsenmesi gerekir.Bu tespiti yaptıktan sonra, yazımızda, devletin enflasyon beklentisi yaratmada “tavşan atlet” rolünü üstlenmesi üzerinde duracağız.Yeniden değerleme oranının (YDO) her yıl otomatik bir şekilde uygulanması, Türkiye ekonomisinde "geriye dönük endeksleme" mekanizmasının en güçlü çarklarından biridir.
Belirttiğiniz gibi, bu durum sadece matematiksel bir artış değil, aynı zamanda ekonomik aktörler üzerinde güçlü bir "psikolojik çıpa" etkisine sahiptir.Türkiye ekonomisinde her yılın başında harçlara, cezalara ve vergilere uygulanan Yeniden Değerleme Oranı, piyasa için bir "fiyatlama alt sınırı" sinyali taşır.Devlet kendi hizmetlerine yüzde 44 (geçen yıl) veya yüzde 25 (bu yıl ) zam yaptığında, özel sektördeki aktörler "Devlet bile bu oranı öngörüyorsa, benim daha az yapmam riskli olur" düşüncesine kapılır.Bu, enflasyon beklentilerini katılaştırır.YDO’nın uygulandığı alanlar:● Gelir vergisi tarifesindeki gelir dilimleri,● Yemek ve yol yardımı istisnaları,● Kira geliri istisnası,● Değerli kağıt bedelleri,● Motorlu taşıtlar vergisi tutarları,● Çevre temizlik vergisi tutarları,● Yurt dışı çıkış harcı,● Kiralanan binek araçlara ilişkin gider yazılabilecek tutar,● Binek otomobillerin iktisabına ilişkin KDV ve ÖTV toplamının gider olarak dikkate alınabilecek kısmı,● Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları ile fatura düzenleme zorunluluğuna ilişkin çeşitli hadler,● Maktu damga vergileri ile damga vergisine ilişkin üst sınır,● Harç tutarları (pasaport, tapu işlemleri, yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı vb.),● Yıllık KDV iadeleri için geçerli asgari iade tutarlarıYDO artışının sektörel etki analizi1.
Gayrimenkul ve inşaat sektörüYDO, sadece tapu harçlarını değil, emlak vergisi değerlerini ve inşaat ruhsat harçlarını da etkiler.Maliyet baskısı: Yeni projelere başlayacak müteahhitler için harç kalemleri, doğrudan bir maliyet artışıdır.Fiyat algısı: Ev sahibi veya satıcı, devletin belirlediği değer artış oranını gördüğünde, mülkünün değerini de psikolojik olarak en az bu oranda yukarı çekme eğilimi gösterir.
Bu da kira fiyatlarını dolaylı yoldan tetikler.2.
Otomotiv ve ulaşım sektörüBu alan, YDO'nun en somut hissedildiği yerdir.
Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), araç muayene ücretleri ve trafik cezaları doğrudan bu oranla artar.Tüketici davranışı: Ocak ayındaki bu artışlar, hanehalkının harcanabilir gelirini düşürür.
İnsanlar "arabaya binmenin maliyeti arttı" diyerek harcamalarını kısıtlayabilir.Lojistik maliyetleri: Şirket araçlarının vergileri ve köprü/ otoyol geçişleri (eğer YDO'ya endeksliyse) genel lojistik maliyetlerini artırarak market raflarındaki ürünlere zam olarak yansır.3.
Hizmet ve danışmanlık sektörüAvukatlık asgari ücretleri, noter harçları ve çeşitli lisans bedelleri YDO ile güncellenir.Girişimcilik bariyeri: Şirket kurma, marka tescili veya ruhsat alma maliyetlerinin artması, yeni girişimlerin önünde finansal bir engel oluşturur.
Devlet burada "fren" yapsa, yeni işletme sayısında bir artış (teşvik etkisi) görülebilir.Devlet YDO’yu sabit tutarsa ne olur?Eğer devlet, yüksek enflasyon döneminde yetkisini kullanarak bu oranlarda ciddi bir feragat yoluna giderse ortaya şu sonuçlar çıkabilir:1.
Güçlü bir dezenflasyon sinyali (psikolojik etki)Merkez Bankası enflasyonu düşürmeye çalışırken, Maliye tarafının vergi ve harçları dondurması, piyasaya verilen en net "eşgüdüm" mesajıdır.
Fiyat belirleme gücü olan firmalar üzerinde "kamu zam yapmıyor, ben de aşırı zam yaparsam talebi kaybederim" baskısı oluşur.
Bu durum, beklenti kanalını iyileştirerek enflasyonun ataletini (direncini) kırar.2.
Bütçe disiplini ve gelir kaybı (mali etki)Bunun yapılmamasının temel sebebi bütçe dengesidir.
Devlet; pasaport harcı, MTV, trafik cezaları gibi kalemlerden milyarlarca liralık gelir elde eder.Eğer bu zamlar yapılmazsa bütçe açığı olumsuz etkilenebilir.Bütçe açığını kapatmak için devlet daha fazla borçlanmak zorunda kalır, bu da faizlerin yükselmesine neden olabilir.
Yani enflasyonla mücadele ederken "bütçe disiplininden" ödün verilmiş olur.3.
Görece refah ve satın alma gücünün korunmasıYDO sadece cezalara değil, aynı zamanda vergi dilimlerine de etki eder.
Eğer devlet YDO'yu düşük tutar ama vergi dilimlerini buna göre ayarlamazsa, çalışanlar hızla üst vergi dilimine girer (gizli vergi artışı).
Ülkemizdeki enflasyonun yapısal özelliği nedeniyle vergi dilimlerinin yükseltilmesi fiyatları artırmaz, talebi artırır.
Ancak harç ve cezaların sabit kalması, hanehalkı üzerindeki "yılbaşı zam fırtınası" baskısını azaltarak sosyal bir rahatlama sağlar.Devletin kendini tutması "piyasaya doğru bir mesaj" olur ancak hazinedeki boşluk bir sorun yaratır.Eğer devlet, "Enflasyonla mücadeleyi önceliklendiriyoruz, bu yüzden kendi gelirimizden feragat ederek YDO'yu bu yıl sembolik bir düzeyde tutuyoruz"derse; bu, Merkez Bankası'nın faiz kararından daha güçlü bir sinyal etkisi yaratabilir.
Çünkü bu, "enflasyonun suçlusu sadece piyasa değil, biz de elimizi taşın altına koyuyoruz" demektir.Toplumun bu tür bir "feragat" hamlesine vereceği tepki, aslında devlet ile vatandaş arasındaki "güven sözleşmesi" ile doğrudan ilgilidir.Muhtemel psikolojik etkileriEkonomi sadece rakamlarla değil, algılarla yönetilir.
Devletin YDO’yu düşük ya da sabit tutması durumunda oluşabilecek muhtemel psikolojik senaryolar şöyle:*“Devlet Yanımızda" algısı (pozitif sosyal tepki): Yılbaşı dönemleri Türkiye'de psikolojik olarak "zam yağmuru" ile eşleşmiş durumdadır.
Devletin bu döngüyü kırması, toplumda büyük bir psikolojik rahatlama yaratır.
Vatandaş, enflasyonun tek sorumlusunun kendisi olmadığını, kamunun da bu yükü paylaştığını hisseder.
Bu, ekonomi yönetimine olan kredibiliteyi artırır.Adalet duygusu: “Zenginden alınan vergi değil, sıradan vatandaştan alınan harç ve ceza artmıyor" düşüncesi, sosyal barışı ve adaleti pekiştirir.
Eğer bu hamle yeterince iyi açıklanmazsa, bazı kesimler tarafından “siyasi bir manevra" olarak görebilir.
Bu da kararın enflasyon üzerindeki düşürücü etkisini zayıflatır.Devletin çapası: Devlet yüzde 25 zam dediği anda, bu rakam tüm Türkiye'nin zihnine "yılın taban zammı" olarak çakılır.
Kreş ücretini, özel okul fiyatını veya berber tarifesini belirleyecek olan kişi; "Devlet bile %25 yapıyorsa benim %30 yapmam normaldir" diyerek kendini haklı çıkarır.Fren Etkisi: Devlet yüzde 2 gibi sembolik bir artış yaparsa, fahiş zam yapmak isteyen bazı sektör aktörleri toplum gözünde "fırsatçı" durumuna düşer ve psikolojik üstünlüğünü kaybeder.Devrimsel bir adım olurDevletin enflasyon döneminde kendi gelirlerinden feragat ederek YDO’yu düşük tutması, kısa vadede bütçede bir "delik" açsa da, orta vadede "enflasyon ataletini kırmak" için devrimsel bir adım olur.Piyasa oyuncularını cesaretlendiren "devlet zammı" referansı ortadan kalktığında, dezenflasyon süreci çok daha hızlı ve az maliyetli gerçekleşebilir.Özellikle hizmet ve gayrimenkul sektörlerinde YDO, bir "maliyet belirteci" olarak kabul ediliyor.Devletin bu kararı bir zayıflık değil, bir "stratejik saldırı" olarak sunması için doğru iletişim dilini kullanması gerekir: "Biz bugün gelirimizden feragat ediyoruz ki, yarın daha düşük bir enflasyonla hepimiz kazanalım."Bu mesaj, toplumdaki "belirsizlik" stresini azaltır.
Belirsizliğin azaldığı bir ortamda etiket yenileme çılgınlığı biraz azalır, stokçuluk eğilimi düşer ve fiyatlar durulmaya başlar.