Haber Detayı

Arthur Miller sanık, John Steinbeck tanık...
Gözde sula odatv.com
23/01/2026 09:25 (6 saat önce)

Arthur Miller sanık, John Steinbeck tanık...

1950’li yıllar... ABD’de McCarthy dönemi yaşanıyordu. Temsilciler Meclisi’ne bağlı HUAC (Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi), sanatçıları, yazarları, akademisyenleri Kongre’ye çağırıp şunu soruyordu: “Komünist misin”

Arthur Miller, komünist olduğu için değil, Kongre’nin önünde başkalarının isimlerini vermeyi reddettiği için yargılandı.Kongre’nin karşısında dururken aslında yalnız değildi.

Ama yalnızmış gibi davranmak zorundaydı.McCarthy Amerikasında vicdan, kalabalıklar içinde taşınabilen bir şey değildi.Miller kongreyi aşağılamakla suçlanıyordu.

Oysa Miller’ın yaptığı tek şey, bir yazar olarak tanıklık etmekti ve isimlerini vermeyi reddetmek.

İhbar bekleyen bir sistemin karşısında duruyordu.

Hukuken mümkün olan bu talep ahlaken yıkıcıydı.Miller bunu açıkça söylüyordu:Eğer isim verirse, tanıdığı insanların hayatı altüst edilecekti.

İşlerini kaybedecekler, toplum içindeki yerleri sarsılacak, ‘hain’ damgası ömür boyu silinmeyecekti.Eğer reddederse, bu defa cezalandırılan kendisi olacaktı.Her iki yol da hapisle bitiyordu: Biri fiziki, diğeri ahlaki…Arthur MillerBu yüzden Miller’ın duruşması vicdan sınavıydı.Miller Kongre’nin kendisine her şeyi sorma hakkı olduğuna itiraz etmiyordu ama devletin ‘kamu yararı’ adına ahlaksızlık talep etme hakkı var mıydı…Bir insanı, başka insanların hayatını yakmaya zorlamak, gerçekten kamu güvenliği miydi…Miller’a göre değildi.Çünkü ahlak, evde bırakıp duruşmaya gideceğiniz bir aksesuar değildi.

Erdem, günlük güneşlik zamanlarda erdem olmuyordu.

Asıl anlamını, korku altında kazanıyordu.Tam da burada, Arthur Miller sanıkken, John Steinbeck tanık olur.Steinbeck, Kongre salonunda değildi belki ama bu metnin her satırında onun sesini duymak mümkün gibi…O ses, insanları ihbara zorlayan sistemlerin, eninde sonunda toplumu çürüttüğünü bilen bir ses.Hitler Almanyası’nda, ‘vatanseverlik’ adına yapılanların nasıl bir ahlaki enkaza dönüştüğünü hatırlatan bir tanıklık.Miller’ın itirazı ideolojik değil zira komünist değil, örgütçü değil, kahraman hiç değil.Masum olduğuna inandığım insanlara zarar vermek, beni kurtarmaz; bilakis yok eder.Kongre için konu hemen hemen kapanmıştı, yasaya göre suçluydu Miller.Ama onun için yasa her zaman adalet demek değildi.Bu yüzden ‘açık ve yakın tehlike’ kavramını tersine çevirdi.Tehlike, Arthur Miller değildi.Tehlike, insanları korkutarak yalan söylemeye zorlayan bir düzendi.Yazar John Steinbeck, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri: Gazap Üzümleri, Fareler ve İnsanlar ve Cennetin Doğusu gibi eserleriyle, Büyük Buhran yıllarında emekçilerin, yoksulların ve dışlanmışların hayatını anlattı.

Toplumsal adaletsizlik, vicdan ve insan onuru onun yazarlığının temel eksenleriydi. 1962’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı.John SteinbeckMiller'ın yaşadığı çıkmazı yazıya dökerek zamana tanıklık etti.

Steinbeck için edebiyat ahlaki bir sorumluluktu ve çağla, coğrafyayla sınırlanmamalıydı.Bu metin biraz da bu yüzden, yalnızca McCarthy döneminin bir fotoğrafı olarak görülmemeli…Her ‘güvenlik gerekçesiyle vicdanın askıya alındığı’ çağda yeniden hatırlanmalı…Gözde SulaOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri