Haber Detayı

A. Halim Kulaksız’ın ‘Vahşi ve Özgür’ sergisi Piramid Sanat’ta açıldı: Özgürlüğün fotoğrafı
Kültür-sanat cumhuriyet.com.tr
22/01/2026 04:00 (2 saat önce)

A. Halim Kulaksız’ın ‘Vahşi ve Özgür’ sergisi Piramid Sanat’ta açıldı: Özgürlüğün fotoğrafı

Fotoğraf sanatçısı A. Halim Kulaksız’ın “Vahşi ve Özgür” başlıklı sergisi, atların durdurulamaz kinetik enerjisini mozaist (çoklu imge) tekniğiyle fotoğrafın durağan karesine taşıyor. Piramid Sanat’taki sergi 8 Mart’a kadar izlenebilecek.

Güç, kuvvet, asalet ve zarafet; dostluk, yoldaşlık, sadakat ve güven; dilek, ölüm ve yaşam...

Ama en çok da özgürlük, atı tanımlayan sözcük.

Fotoğraf sanatçısı A.

Halim Kulaksız, daha önce mimari fotoğraflarda kullandığı özgün tekniği olan “mozaist” (çoklu imge) tekniğiyle birlikte kadrajını bu kez doğanın, “vahşi” doğanın en hareketli figürüne doğrultuyor: atlara.

Geçen hafta Piramid Sanat’ta açılan “Vahşi ve Özgür” sergisi, sanatçının “Atların doğasındaki o durdurulamaz kinetik enerjiyi, fotoğrafın durağan karesine hapsetmeden nasıl aktarabilirim” sorusundan yola çıkılarak oluşturulmuş.

Serginin açılışına Küba İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas ile Ingrid Lopez Lopez’in yanı sıra gazetemizin yazarı ve sanatçı Bedri Baykam ile birlikte kültür sanat dünyasından birçok isim katıldı.

Sergi 8 Mart’a kadar görülebilecek.

TİTİZ BİR ÇALIŞMA Sergi katına çıktığınızda, ilk olarak çok büyük bir emeği görüyorsunuz.

Kulaksız, Nevşehir’in Kapadokya ilçesindeki eşsiz coğrafyada, fotoğraf makinesiyle atların “vahşi” ve “özgür” anlarının peşinde uzun süre koşmuş.

Ardından özgün tekniğiyle bilgisayarın başına geçmiş, var olan fotoğrafı, çektiği diğer fotoğraflarla yeniden oluşturmuş.

Ortaya da görsel bir zenginlik çıkmış.

Kulaksız’a bu sergiyi mozaist tekniğiyle oluşturma fikrinin kökenini sorduk, şöyle yanıtladı: “İzleyicinin, doğanın sadece ‘seyirlik bir manzara’ olmadığını, aslında devasa ve kusursuz işleyen bir organizma olduğunu hissetmesini arzuluyoruz.

Mozaist tekniği sayesinde, uzaktan bakıldığında net bir bütünlük sunan görüntüler, yaklaştıkça binlerce parçaya bölünüyor.

Bu, tıpkı ekosistemin kendisi gibi her küçük parça (birey), bütünü (doğayı) oluşturuyor.

Ziyaretçilerin sergiden ayrılırken vahşi yaşama karşı bir hayranlığın yanı sıra, o özgürlüğün kırılganlığına dair bir sorumluluk hissiyle ayrılmalarını bekliyoruz.” Serginin oluşma süreciyle ilgili de konuşan kulaksız, süreci iki aşamada düşünmek gerektiğini belirterek şöyle anlattı: “İlk aşama, o kareyi yakalamak için doğada geçirilen günler, bazen haftalar süren sabırlı bekleyiştir.

Ancak işin mutfak kısmı, yani mozaist tekniğiyle üretimi, çok ciddi bir matematiksel disiplin ve zaman gerektiriyor.

Tek bir ana imajı oluşturmak için, o imajın dokusuna ve rengine uygun yüzlerce, bazen binlerce alt fotoğrafı tek tek seçiyor ve yerleştiriyorum.

Bu sadece teknik bir yazılım süreci değil, her bir parçanın bütünle olan estetik bağını özel olarak denetliyorum.

Tüm süreci kendim bilgisayar başında yapıyorum.

Dolayısıyla tek bir eserin tamamlanması bazen günler süren titiz bir çalışmanın ürünü olabiliyor.

Sergide gördüğünüz her eser, aslında binlerce farklı anın tek bir bedende vücut bulmuş hali.” MATEMATİKSEL ESTETİK Serginin küratörü Coşar Kulaksız da sergiyi üç ayak üzerine kurduğunu belirtiyor ve şöyle anlatıyor: - DİNAMİZM : Hareketin ve aksiyonun doruğa çıktığı anlar. - DİNGİNLİK : Doğadaki sessiz bekleyiş ve vakar. - GEOMETRİ : Mozaist tekniğinin doğadaki fraktallarla uyum sağladığı, doku odaklı eserler.

Bu sayede izleyiciyi sadece bir fotoğraf sergisinde değil, doğanın matematiksel estetiğiyle örülmüş bir hikâyenin içinde gezdirmeyi hedefledim.

İlgili Sitenin Haberleri