Haber Detayı

PKK DEAŞ’lıları bırakıyor! Suriye Ordusu yakalıyor
Gündem aydinlik.com.tr
20/01/2026 23:00 (2 saat önce)

PKK DEAŞ’lıları bırakıyor! Suriye Ordusu yakalıyor

PKK/PYD geri çekilirken Şeddadi’deki cezaevinden DEAŞ’lıları serbest bıraktı. Suriye İçişleri Bakanlığı, 120 DEAŞ’lı teröristin 81’inin güvenlik güçleri tarafından yakalandığını açıkladı.

Suriye’de 18 Ocak’ta ilan edilen “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması”nın en kırılgan başlığı olan DEAŞ tutukluları dosyasında ipler koptu.

Terör örgütü YPG/SDG’nin kontrolündeki Haseke’nin Şeddadi ilçesinde bulunan cezaevinden çok sayıda DEAŞ’lı teröristin firar etmesi sahada askerî hareketliliği yeniden tırmandırırken, Şam Yönetimi sorumluluğu doğrudan SDG’ye yükledi.

Suriye Ordusu ve İçişleri Bakanlığına bağlı birliklerin başlattığı operasyonlarda firar eden 120 DEAŞ’lıdan 81’inin yakalandığı açıklandı.

Suriye İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “İçişleri Bakanlığı, Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ni, kendi denetimi altındaki cezaevlerinden DEAŞ üyelerinin kaçması ya da serbest bırakılması gibi her türlü güvenlik ihlalinden tamamen sorumlu tutmaktadır.

Bu tür eylemler, Suriye, bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit eden ciddi bir güvenlik ihlalidir.” ifadeleri kullanıldı.

Bakanlığın verdiği bilgilere göre, uzun süredir SDG’nin kontrolünde bulunan Şeddadi Cezaevi’nden yaklaşık 120 DEAŞ’lı terörist kaçtı.

Olayın ardından Suriye Arap Ordusu birlikleri ile İçişleri Bakanlığına bağlı özel operasyon unsurları kente girdi.

Şeddadi ve çevresinde “titiz ve planlı” arama-tarama faaliyetleri başlatıldı.

Açıklamada, “Ordu ve İçişleri Bakanlığı birlikleri Şeddadi kenti ve çevresinde kapsamlı arama ve tarama operasyonu yürüttü.

Operasyonda 81 DEAŞ’lı terörist yakalandı.

Geriye kalan unsurların takibi sürmektedir ve haklarında usulüne uygun yasal işlemler yapılacaktır.” denildi.

Suriye İçişleri Bakanlığı, cezaevlerinin yönetimi ve güvenliğini “uluslararası kabul görmüş standartlar doğrultusunda devralmaya tam olarak hazır olduklarını” da vurguladı.

Bakanlık, cezaevlerinin çevre güvenliğini sağlamak ve iç yönetimini denetlemek amacıyla özel bir kuvvetin hazır bulunduğunu, yüksek güvenlik önlemleriyle kaçış ve sızma girişimlerinin önleneceğini bildirdi.

SDG SUÇU ŞAM’A ATTI Şam Yönetimi, firar olayında sorumluluğun SDG’ye ait olduğunu açıkça dile getirdi.

SDG ise Şeddadi Cezaevi’nin Şam’a bağlı grupların saldırısı sonucu kontrolden çıktığını öne sürerek, “hükümete bağlı güçlerin cezaevine saldırarak kapıları DEAŞ’lılara açtığını” iddia etti.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise bu iddiaları reddederek, DEAŞ tutukluları meselesinin SDG tarafından “medyada yanıltıcı şekilde sunulduğunu ve siyasi amaçlarla kullanıldığını” belirtti.

Açıklamada, “Halkın güvenliğinin sağlanması, toplumsal barışın korunması ve terörizmin geri dönüşünün engellenmesi en yüksek ulusal önceliktir.” denildi.

Bakanlık, Şeddadi’de yaşanan kaçış olaylarının “ciddi bir tehlike” oluşturduğunu vurgulayarak bölge güvenliği ve istikrarın sağlanması için ABD tarafı ile doğrudan koordinasyona hazır olduklarını da duyurdu.

TRUMP ŞARA’YI ARADI ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında 19 Ocak gecesi bir telefon görüşmesi yapıldı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, görüşmede Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, ülkenin istikrarının sağlanması ve terör örgütü DEAŞ’la mücadelede işbirliğinin sürdürülmesi başlıklarının ele alındığı belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Kürtlerin haklarının Suriye Devleti çatısı altında güvence altına alınmasının önemine vurgu yapıldığı ve tarafların bu çerçevede ortak irade ortaya koyduğu ifade edildi.

Görüşmede, DEAŞ tehdidinin ortadan kaldırılması amacıyla Suriye ile ABD arasındaki koordinasyonun devam etmesi konusunda da mutabık kalındığı kaydedildi.

Suriyeli gazeteci Abdülmelik Abud’un aktardığına göre Trump, görüşmede SDG’ye “perşembe’ye kadar süre verilmesini” istedi.

Aynı aktarımda Trump’ın, “Beni ilgilendiren tek şey DEAŞ hapishanelerinin güvenliği.

Koalisyon güçlerine Suriye devletiyle tam işbirliği yapılması için kesin emirler vereceğim.” dediği ifade edildi.

ABD’li Senatör Lindsey Graham ise Şam Yönetimi’ne yönelik sert açıklamalar yaptı.

Graham, Suriye Ordusu’nun Rakka yönünde ilerlemeyi sürdürmesi halinde Sezar Yasası yaptırımlarının “çok daha sert ve geniş kapsamlı şekilde” yeniden devreye sokulması için bastıracağını söyledi.

Graham, “Eğer blöf yaptığımızı düşünüyorsanız, devam edin bakalım!” ifadelerini kullandı.

SDG çocuk ve kadın demeden sivil öldürüyor Haseke kırsalında, terör örgütü YPG/SDG’nin orduyla çatışmalar sırasında çekildiği bir kontrol noktası yakınında, araçlarında öldürülmüş 10 sivilin cansız bedenlerine ulaşıldı.

Mükmin Köyü çevresinde bulunan ve örgütün bir gün önce boşalttığı kontrol noktası yakınında meydana gelen olayda, ikisi kadın, ikisi çocuk olmak üzere 10 sivilin bulunduğu iki araca ateş açıldığı belirlendi.

Çatışmalar nedeniyle Haseke’den ayrılmaya çalışan ailelere ait olduğu değerlendirilen araçların mermi yağmuruna tutulduğu görülürken, bölgedeki Suriye ordusu yetkilileri saldırının, “bölge halkının yerlerinden ayrılmasını istemeyen örgüt unsurlarınca” gerçekleştirildiğini bildirdi.

Öte yandan Rakka’daki El-Aktan Cezaevi çevresinde SDG ile Suriye ordusu arasında çatışmalar yaşandı.

SDG, cezaevini korumaya çalışırken 9 mensubunun öldüğünü, 20’sinin yaralandığını duyurdu.

Suriye Savunma Bakanlığı da yaptığı açıklamada, Rakka kent merkezinin kuzeyinde bulunan Aktan Hapishanesi’nde kontrolün tamamen sağlandığını ve çevresine güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını bildirdi.

Ayrıca Rakka’da terör örgütü YPG/SDG’nin Fırat Nehri üzerindeki eski ve yeni köprüleri havaya uçurması ise bölge halkını ulaşım sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktı.

Nehrin iki yakası arasındaki geçişlerin kesilmesi nedeniyle sivillerin teknelerle ulaşım sağlamak zorunda kaldığı, geçiş ücretlerinin halkın günlük yaşamını zorlaştırdığı bildirildi.

Aynı süreçte Tel Temir, Ayn İsa, Karakozak Köprüsü çevresi ve Haseke’nin güneydoğusundaki Abdülaziz Dağı hattında da aralıklı çatışmalar yaşandı.

Suriye resmi ajansı SANA, bu çatışmalarda üç askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Fidan: Mutabakatı destekliyoruz Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmenin ardından sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fidan, şu ifadeleri kullandı: “10 Mart Mutabakatı’nı nasıl desteklediysek 18 Ocak Mutabakatı’nı da destekliyoruz. “Esas itibarıyla bizim baktığımız konu bir mutabakat olması.

Türkiye olarak belli konularda rezervimiz olsa da aslında bunu bir kenara bırakıp, mutabakatı desteklemeyi daha öncelikli bir politika olarak tercih ediyoruz.

Çıkarılan kararnameyle çok uzun yıllardır Esed döneminde belli konulardan mahrum edilmiş Kürt kardeşlerimizin haklarının verilmiş olması da fevkalade önemli.

Cumhurbaşkanı Şara tarafından çıkarılan kararname hem kültürel hakların garanti altına alınması hem vatandaşların kendilerini daha güvende hissetmesi, daha ait hissetmesi adına aslında fevkalade önemli.

Sürekli oynanan (YPG/SDG’nin serbest bıraktığı) DEAŞ oyununun oynanmasını da büyük bir endişeyle karşılıyoruz.

Tom Barrack’la bir görüşme yaptık.

Şam’da yaptığı görüşmelere ilişkin izlenimlerini verdi.

Görüş alışverişinde bulunduk.

Türkiye’nin her zaman için yapıcı rol oynamaya devam edeceğinin altını çizdik.

Onlar da bu konuları açıkçası takdirle karşılıyor.” PKK ayaklanma çağrısı yaptı Suriye’deki gelişmelerle birlikte Kandil’deki savaş ağaları üst üste açıklamalar yaptı. “HPG Komutanı” sıfatı ile PKK yayın organlarından “Fırat Haber Ajansı (ANF)”na konuşan Murat Karayılan, yaşananları “uluslararası bir komplo” olarak nitelendirdi.

Karayılan, “Suriye Kürtlerini yalnız bırakmayacağız.” ifadelerini kullandı.

Sürecin yalnızca Suriye ile sınırlı olmadığını söyleyen Karayılan, “Bugün Suriye Kürtlerine yönelen bu saldırı, yarın başka alanlara taşınacaktır.” iddiasında bulundu.

Açıklamasında “Öcalan’ın başlattığı sürecin boşa çıkarılmak istendiğini” savunan Karayılan, “Bu bir tesadüf değildir.

Kürtlerin statüsünü hedef alan planlı bir müdahale söz konusudur.” ifadelerini kullandı.

Karayılan, sonraki aşamalarda Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin de hedef alınacağını ileri sürerek, “Sıranın IKBY’ye gelmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.” dedi.

Mustafa Karasu da “KCK Yürütme Konseyi Üyesi” sıfatıyla videolu bir açıklama yaptı.

Karasu da süreci “uluslararası bir komplo” olarak tanımladı.

Açıklamasında, operasyonun amacının “Kürtleri bölgeden silmek” olduğunu savunan Karasu, “Şeyh Maksud’dan başlayarak bir Kürtsüzleştirme politikası devrededir.” dedi.

Kürt halkına çağrıda bulunan Karasu, “Dört parça Kürdistan’daki halkımız ayağa kalkmalıdır.

Bakur, Başur, Rojhilat ve Rojava halkı Kobani direnişindeki ruhla bu sürece sahip çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.

Karasu, “Bu bir halkın iradesini kırma girişimidir.

Bugün sessiz kalanlar yarın bunun hesabını veremez.” diye konuştu.

Karasu, uluslararası kamuoyuna da seslenerek, “Kobani’de DEAŞ’a karşı nasıl bir duruş sergilendiyse, bugün de aynı sorumluluk vardır.

Siyasi güçler için tarihi sorumluluk günüdür.” ifadelerini kullandı.

Şam’daki toplantının perde arkası DEAŞ dosyasındaki kriz, Şam ile SDG arasındaki siyasi görüşmelere de doğrudan yansıdı.

Suriye hükümet kaynakları, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG elebaşlarından Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin arasında Şam’da yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını açıkladı.

Görüşmede özellikle Haseke’nin statüsünün ele alındığı, Şahin’in kentin örgüt kontrolünde kalmasında ısrar ettiği, Şara’nın ise İç Güvenlik Güçleri’nin kente girmesini ve devlet kurumlarının devralınmasını şart koştuğu belirtildi.

Şara’nın, “bu şartlarda operasyonun devam edeceği” mesajını verdiği aktarıldı.

Suriye Hükûmeti’ne yakın isimlerden Abdul Malik Aboud, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda toplantının perde arkasına ilişkin ayrıntılar aktardı.

Aboud’a göre, toplantıda ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da hazır bulundu.

Aboud, Şara’nın Mazlum Abdi’ye, “Dün imzaladığımız anlaşmayı uygulayacak mısınız?” sorusunu yönelttiğini, Abdi’nin ise “Anlaşmaya bağlı değilim ve elektronik imzayı tanımıyorum.” yanıtını verdiğini belirtti.

Aynı paylaşıma göre Barrack, Abdi’nin tutumuna sert tepki göstererek, “10 Mart Anlaşması’na uymadınız, şimdi de 18 Ocak Anlaşması’nı inkâr ediyorsunuz!” dedi ve toplantı salonunu terk etti.

Aboud, Abdi’nin Haseke ve Ayn el-Arab için “tam özerklik” talep ettiğini, Şara’nın ise bu talebi kesin bir dille reddettiğini aktardı.

Aboud’un iddiasına göre Abdi, görüşmede DEAŞ tutukluları ve olası firar riski üzerinden baskı kurmaya çalıştı.

Barrack’ın ise buna, “Bu meseleyi kaos yaratmak için kullanma.

Bölge izleniyor ve bu konuya kararlılıkla müdahale edilecek!” yanıtını verdiği belirtildi.

Aboud’un iddasında şu ifadeler de yer aldı: “Tom Barrack, toplantı sırasında yaşananları Başkan Trump’a derhal iletti ve bunun sonucunda doğrudan temas kuruldu. ...Başkan Trump, Başkan Şara’dan onlara gelecek perşembeye kadar bir süre vermesini istedi, ardından Suriye devletinin anlaşmayı uygulamak için uygun gördüğü önlemleri alma hakkını vurguladı.” Tişrin Barajı’nı cephanelik yapmışlar Suriye Ordusu, Fırat Nehri’nin doğusunda ilerleyişini sürdürdü.

Tişrin Barajı ve Kabur Barajı çatışmasız şekilde kontrol altına alındı.

Tişrin Barajı’nda yapılan arama-tarama faaliyetlerinde YPG/SDG’ye ait mühimmat deposu tespit edildi.

Depoda patlayıcılar, kamikaze İHA’lar ve roketatar mühimmatları bulunduğu açıklandı.

Deyrezor’daki El-Ömer Petrol Sahası ve Koniko Doğal Gaz Sahası da Şam Yönetimi’nin kontrolüne geçti.

Suriye Petrol Şirketi CEO’su Yusuf Kablavi, “Elbette gelecekte petrol ihraç edeceğiz.

Buna mecburuz.” diyerek üretimin artırılacağını ve enerji sektörünün yeniden yapılandırılacağını duyurdu.

İlgili Sitenin Haberleri