Haber Detayı
Psikolojik ihtiyaçlarınız yeterince karşılanıyor mu?
“Psikolojik ihtiyaçların karşılanmaması, sadece çorbayla beslenmek gibidir. Hayatta kalırsınız ancak kendinizi tam olarak beslenmiş hissetmezsiniz.”
Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Prof.
Dr.
Tayfun Doğan “Psikolojik ihtiyaçların karşılanmaması, sadece çorbayla beslenmek gibidir.
Hayatta kalırsınız ancak kendinizi tam olarak beslenmiş hissetmezsiniz.”Dr.
Rick HansonPsikolojik ihtiyaçlarınız yeterince karşılanıyor mu?
Mental sağlık ve iyi oluş açısından psikolojik ihtiyaçların doyurulması büyük önem arz etmektedir.
Hümanist psikolojinin kurucularından Abraham Maslow, ruh sağlığı sorunlarının temelinde ihtiyaçların yeterince karşılanmamasının olduğunu vurgulamış ve psikoterapiye gereksinim duyan insanların önemli bir özelliği temel ihtiyaçlarının doyurulmasında geçmişte ya da şu anda bir eksiklik yaşamış/yaşıyor olmalarıdır demiştir.Maslow, yaptığı görüşmelerden yola çıkarak nevrotik bireylerde, diğer karmaşık belirleyicilerin yanı sıra güvenliğe, ait olmaya, özdeşleşmeye, yoğun sevgi ilişkilerine, saygınlık ve itibara duyulan doyurulmamış bir özlemin olduğunu belirtmiştir.Buradan yola çıkarak da nevroza1, bir eksiklik hastalığı gözüyle bakılabileceğini ifade etmiştir.2 Nasıl ki fizyolojik ihtiyaçları (beslenme, uyku, soğuktan-sıcaktan korunma vs.) karşılanmadığında birey bitkin ve yorgun düşüyorsa benzer şekilde psikolojik eksiklik ve ihtiyaçları karşılanmadığında da bireyin mental anlamda iyi hissetmesi ve iyi işlev göstermesi mümkün olamamaktadır.Üç temel ihtiyaçPsikolojik ihtiyaçların neler olduğu ile ilgili alanyazında farklı görüşler öne sürülmüştür.
Bunlar arasında en çok kabul gören yaklaşım olan öz-belirleme teorisine göre üç temel psikolojik ihtiyaçtan bahsedilmektedir.
İlişki, yeterlik ve özerklik ihtiyacı olarak sıralanan bu gereksinimler evrensel olarak kabul edilmektedir.
İlişki ihtiyacı, sosyal bir canlı olmamıza ve beynimizin sosyalleşmeye uygun bir şekilde yapılanmasına dayanmaktadır.Louis Cozolino, doğumdan ölüme kadar hepimizin bizi arayan, bize ilgi gösteren, kim olduğumuzu merak eden ve kendimizi güvende hissetmemize yardım eden insanlara ihtiyacımız olduğunu ifade etmekte ve ilişkilerin bizim doğal habitatımız olduğunu vurgulamaktadır.
Dolayısıyla iyi ilişkiler içinde olmak doğamıza uygun davranmak olarak değerlendirilebilir.
Derin, doyurucu, sıcak, anlamlı ve güvene dayalı sağlıklı ilişkilerin olması ve bu sayede yeterli düzeyde sosyal ve duygusal desteğin sağlanabilmesi, bahse konu olan ilişki ihtiyacının karşılandığını gösterir.Yalnızlık, sosyal destek eksikliği ve izole bir yaşam sürüyor olmak ise ilişki ihtiyacının karşılanmadığını gösterir ve psikolojik iyi oluşu olumsuz etkiler.
Nitekim Irvin Yalom bu durumu göz önünde bulundurarak, yalnızlığın ruhsal hastalıkların üreyip çoğalabileceği en uygun ortam olduğunu ifade etmektedir.İkinci temel psikolojik ihtiyaç ise yeterliktir.
Yeterlik ihtiyacı; bireyin kendisini yetkin hissetmesi, bir şeyler başarabildiğini görmesi, kendine güvenmesi ve karşılaştığı sorunları etkin bir şekilde çözebilmesi ile ilgilidir.
Bu ihtiyacın yeterince karşılanmamış olması ise bireyde özgüven eksikliğine, yetersizlik ve değersizlik duygularına yol açabilmektedir.
Bu nedenle de birey öz-saygı sorunları yaşayabilmekte ve kendisini işe yaramaz olarak değerlendirebilmektedir.
Bu durum da hem ilişkilerine hem de genel ruh haline olumsuz olarak yansımaktadır.Özerklik: Kişinin direksiyona geçmesiÜçüncü temel psikolojik ihtiyacımız da özerkliktir.
Özerklik ihtiyacı bireyin davranışlarını kendisinin seçmesi, yönlendirmesi ve dışsal baskılardan etkilenmemesi ile ilgilidir.
Kısaca özerklik kişinin yaşamının direksiyonuna geçmesidir diyebiliriz.
Özerklik ihtiyacının karşılanmamış olması bireyi aşırı derecede onay arayışına ve sosyal baskılar altında ezilmeye itebilmektedir.Özerkliğini yitirmiş birey adeta kendi için değil de çevre için yaşayan birisine dönüşebilmektedir.
Yani istediği hayatı değil de daha çok kendisinden istenilen hayatı yaşamaktadır.
Henry D.
Thoreau bu özerk olma isteğini, ben dünyaya birileri beni bir şeylere zorlasın diye gelmedim, kendi üslubumla nefes alacağım diyerek anlatır.
Carl Gustav Jung da benzer şekilde, ben başıma gelen şeylerin toplamı değilim, ben olmayı seçtiğim şeyim demektedir.Ruhsal tehlike çanlarıİlişki, yeterlik ve özerklik olarak ifade ettiğimiz bu üç ihtiyaç, bizler için bir röntgen filmi işlevi göstermektedir.
Bu filme baktığımızda gördüğümüz aksaklıklar, eksiklikler ve kırıklıklar mental sağlığımızın tehlikede olduğunun işaretidir.
Sonuç olarak; “yeterince seviliyorum, bağımsızım, değerli ve yeterliyim” diyebiliyorsanız psikolojik ihtiyaçlarınız karşılanıyor demektir.
Tersi durumda ise, ruh sağlığı açısından tehlike çanları çalıyor denilebilir.1 Nevroz, günlük yaşamı önemli ölçüde zorlaştıran ancak gerçeklik algısının bozulmadığı psikolojik sorunlara verilen genel bir isimdir.2 Maslow, A.
H. (2011).
İnsan Olmanın Psikolojisi, Kuraldışı Yayınları.