Haber Detayı

Trump’ın dünyası (ya da rüyası)
Dünya# dunya.com
17/01/2026 00:00 (3 saat önce)

Trump’ın dünyası (ya da rüyası)

Hem bu sene hem de görevde kalacağı süre boyunca muhtemelen dünyanın hakkında en çok konuştuğu kişi Trump olacak. Trump'ın en belirgin özelliklerinden biri, pragmatist ve kendi çıkarı odaklı bir yaklaşım sergilemesi. Hem iş hayatında hem de siyasette, attığı adımların kişisel veya ulusal çıkarına hizmet etmesine büyük önem veriyor.

Ekonomist – Bankacı Uğur GündüzTrump’ın bize saçma ve ko­mik gelen şeylere (Grön­land bizim olmalı, Kanada eyaletimiz olmalı, Gazze tatil kö­yü olmalı gibi) gerçekten inandığı­na ve bu söylemlere uygun politika geliştirdiğine inanmaya başladık.

Trump'ın iletişimi tarzı, doğrudan ve basit mesajlar üzerine kurulu.Venezuela olayı gösterdi ki bizi güldürmek için konuşmuyormuş!Bu analiz, 2026 yılında küresel dengeyi şekillendirmesi bekle­nen üç ana jeopolitik ekseni ince­lemektedir: Venezuela'daki ABD baskısı, Ukrayna'daki barış süre­cinin geleceği ve Tayvan üzerinden tırmanan Çin-Japonya gerilimi.I.

Venezuela krizi: ABD'nin saldırısı ve sonrası2026 itibarıyla Venezuela, ABD'nin enerji güvenliği ve bölge­sel istikrar açısından öncelikli ola­rak gördüğü bir düğüm olmaya de­vam edecektir.A.

Senaryo değerlendirmesiABD'nin doğrudan kara hareka­tı (askeri müdahale), 2026 yılında düşük ancak sıfır olmayan bir ola­sılık olarak kalmaktadır.

Doğru­dan işgal yerine, ABD'nin strateji­si muhtemelen daha agresif dolaylı müdahaleler etrafında yoğunlaşa­caktır: Maduro’nun tutuklanması, ABD’nin artık bir ülkeye saldırmak için bahane yaratması (Terörist, nükleer silah gibi) gerekmediğini gösterdi.

Trump’ın “ Grönland bi­zim olmalı, Kanada 51.

Eyaletimiz olacak, Meksika dikkatli ol, İran ayağını denk al” gibi ifadeleri, ger­çeklikle buluştu.Öngörülemezlik en belirgin ön­görü oldu.

Peki şimdi ne olacak?● Finansal baskının yoğun­laştırılması: Özellikle petrol ge­lirlerini hedef alan, Rusya ve Çin ile yapılan ticaret kanallarını kes­meye yönelik ikincil yaptırımların (secondary sanctions) artırılma­sı.

Zaten Maduro’nun yerine gelen Delcy Rodrigues’in “ABD ile işbir­liğine hazırız” mesajı vermesi, kay­nak bölüşümünün yeniden gözden geçirileceğini gösteriyor.● Kapsamlı siber savaş:Yeni başkanla anlaşılamaması halinde, kendi isteği yapılana kadar, rejimi­nin operasyonel altyapısını (elekt­rik şebekesi, petrol tesisleri, ileti­şim) hedef alan siber saldırıların artması.● Vekil güç ve istikrarsızlaş­tırma: Komşu ülkeler (özellikle Kolombiya ve Guyana) üzerinden siyasi muhalefet ve askeri firarile­ri destekleme çabalarının hızlan­ması.B. 2026 ekonomik etkisiEğer ABD baskısı bu düzeyde ka­lır, bir kara savaşı olmazsa;● Petrol piyasası: Venezue­la'nın üretiminin istikrarlı bir şe­kilde artması, dağıtımı, lojistiği en­gellenir.

Bu durum, küresel petrol arzındaki volatiliteyi korur.

ABD ile petrol çıkarılması konusunda anlaşma sağlanır üretim artırılır­sa fiyatlar aşağıya doğru baskılanır.● Rusya/Çin ilişkileri: Rus­ya ve Çin, ekonomik çıkarlarını ko­rumak için Venezuela'ya olan si­yasi ve mali desteği artıracaktır.

ABD’nin yeni başkandan kabul edi­lemez istekleri olursa Venezuela, ABD'ye karşı mücadelede Çin'in fi­nansal teknolojilerini ve Rusya'nın askeri danışmanlığını kullanmaya çalışabilir.II.

Ukrayna barış süreci: ABD planı ve jeopolitik değişimZelenski’ye göre, barış planın­da (büyük çoğunluğunda ) Ukray­na ile ABD hemfikir.Ukrayna lideri, özellikle Rus­ya’nın Ukrayna’yı yeniden işgal etmesini önlemeyi amaçlayan güvenlik garantileri konusunda Kiev ile Washington’un büyük öl­çüde mutabık kalmasından mem­nun olduğunu söyledi.

Bu garanti­ler, Batılı ortaklar tarafından fi­nanse edilecek 800 bin askerden oluşan bir barış ordusunun ko­runmasını ve Ukrayna’nın Avru­pa Birliği üyeliğini içeriyor.Bazı Avrupa ülkeleri bu destek paketi kapsamında Ukrayna’ya asker konuşlandırmaya hazır ol­duklarını belirtse de Rusya bu tür bir asker varlığına karşı olduğunu açıkladı.Ukrayna ve ABD, çatışmaların yeniden başlamasını önlemeye yönelik bir dizi düzenleme üze­rinde de anlaştı.

Barış anlaşma­sının imzalanmasının ardından Ukrayna’da mümkün olan en kısa sürede seçimlerin düzenlenmesi öngörülüyor.Kalan anlaşmazlık noktaları neler?Zelenski’ye göre, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk bölgesinde Ukrayna’nın elinde tuttuğu top­raklardan çekilmesi “en karma­şık nokta” olmayı sürdürüyor.Bir diğer anlaşmazlık nokta­sı ise Ukrayna’nın güneyinde­ki Zaporijya bölgesinde bulunan ve Rusya tarafından işgal edilen nükleer santral.

Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan tesis, 6 gigavatlık üretim kapasitesine sahip ve Ukrayna, savaş sonrası yeniden inşa için bu santrale ihti­yaç duyduğunu söylüyor.ABD bu plandan nasıl kâr elde edebilir?Planın çeşitli maddeleri, savaş sonrası uzlaşmanın bir parçası olarak ABD’nin ekonomik çıkar­larına doğrudan değiniyor.

Plan, “teknoloji, veri merkezleri ve ya­pay zekâ dahil olmak üzere yük­sek büyüme potansiyeline sahip sektörlere yatırım yapacak bir “Ukrayna Kalkınma Fonu” ku­rulmasını öngörüyor.

ABD ve Uk­rayna şirketleri, enerji sektörü de dahil olmak üzere yeniden in­şa projelerini desteklemek için iş birliği yapacak.

Planda ayrıca Uk­rayna’daki minerallerin ve doğal kaynakların çıkarılmasından söz ediliyor.Rusya ne diyor?Kremlin’in üst düzey dış poli­tika danışmanı Yuri Uşakov, son ABD-Ukrayna barış görüşmele­rini yapıcı bulmadı.

Kremlin, Do­netsk’in tamamını askeri olarak ele geçirmeyi hedeflediğini defa­larca dile getirdi ve nükleer sant­ralin Ukrayna’nın kontrolüne ge­ri verilmesine yönelik her türlü fikri reddetti.Çatışmanın yavaş yavaş bir "donmuş çatışma" veya bir "sı­nırlı çatışma" aşamasına geçmesi bekleniyor.

ABD'nin planı bu aşa­mada, çatışmayı bitirmekten çok, Ukrayna'yı Rusya'ya karşı uzun vadeli caydırıcılık kapasitesine­sahip bir kale haline getirmeye odaklanacaktır.III.

Tayvan üzerinden Çin-Japonya gerilimiTayvan Boğazı, 2026'da As­ya-Pasifik'teki en büyük sıcak ça­tışma potansiyelini taşımakta­dır.

Gerilim, Çin'in "yeniden bir­leşme" hedefine ulaşma çabası ile Japonya'nın güvenliğini Tay­van'ın özerkliğine bağlama stra­tejisi arasında tırmanmaktadır.A.

Japonya'nın artan savunma rolüJaponya, 2026'da savunma bütçesini GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarma taahhüdünü büyük ölçü­de yerine getirmiş olacak ve kar­şı saldırı yeteneği kazanmış ola­caktır.● Coğrafi odak: Japonya'nın güneybatısındaki Okinawa ve Ryukyu adaları (Tayvan'a yakın) kritik askeri yığınak alanları ha­line geldi.● Çin'in algısı: Japonya'nın ABD ile koordineli bu askeri yı­ğınağı, Çin için Tayvan'a olası bir müdahale durumunda doğrudan çatışma riskini artırmaktadır.B. 2026 kriz senaryosuDoğrudan savaş olmasa bile, 2026'da Çin'in Tayvan Boğazı ve çevresindeki askeri tatbikatları, hava sahası ihlalleri ve "gri bölge" operasyonları yoğunlaşacaktır.● Japonya müdahalesi: Çin'in Tayvan'a yönelik bir ablu­ka veya sınırlı müdahale senar­yosunda, Japonya'nın ABD ile birlikte, özellikle deniz ve hava devriyeleri aracılığıyla "izin ver­meme" stratejisi uygulaması bek­leniyor.● Küresel ticaret etkisi: Dünyanın en yoğun ticaret yol­larından biri olan Tayvan Boğa­zı'ndaki bu gerilim, küresel çip tedarik zincirlerinde (özellikle TSMC) büyük bir kesinti riski ya­ratacak ve küresel ekonomik dur­gunluk tehdidini canlı tutacaktır.Trump’ın rüyası kabusa döner mi?“Great America" idealini tüm dünyaya karşı bir cephe açarak gerçekleştirme çabası, siyaset bi­liminde hegemonik aşırı yayılma dediğimiz duruma çok net bir ör­nek teşkil ediyor.

Bu yaklaşım kı­sa vadede başarı, uzun vadede ise mutlak kriz getirir.1 Bumerang etkisi: Kısa vadede korumacı politika­lar ve ticaret savaşları yer­li üretimi canlandırıyor gibi görü­nebilir.

Ancak dünya ekonomisi birbirine o kadar göbekten bağ­lı ki:● Tedarik zinciri: ABD’li dev şirketlerin ham maddesi ve üre­tim ağları küreseldir.

Dünyanın geri kalanına savaş açmak, mali­yetlerin fırlamasına ve teknolojik inovasyonun yavaşlamasına ne­den olur.● Doların statüsü: Dünyaya karşı sert bir tutum, ülkeleri "do­larsızlaşma" (de-dollarization) arayışına iter.

Doların rezerv pa­ra birimi özelliğini kaybetmesi, ABD ekonomisi için uzun vadeli en büyük kriz senaryosudur.2 İttifakların çöküşü ve güvenlik maliyeti: ABD’nin gücü sadece or­dusundan değil, kurduğu ittifak ağından (NATO, Japonya, Güney Kore vb.) gelir.● Yalnızlık: "Önce Amerika" diyerek müttefikleri dışlamak, ABD’nin küresel güvenlik mali­yetini tek başına üstlenmesine neden olur.● Yeni Bloklar: ABD’nin ya­rattığı güç boşluğu, Çin ve Rus­ya gibi aktörlerin kendi bloklarını kurması için altın bir fırsat yara­tır.

Bu da dünyayı daha istikrarsız ve çatışmaya gebe bir hale getirir.3 Kültürel güç kaybı: Amerika’yı "büyük" ya­pan unsurlardan biri kültürel ve diplomatik çekim gü­cüydü.

Dünyanın geri kalanıy­la kavgalı bir Amerika, değerler (demokrasi, özgürlükler vb.) üze­rinden liderlik etme yeteneğini kaybeder.

Sadece askeri zorbalık­la kurulan bir üstünlük tarihteki tüm imparatorluklar gibi, eninde sonunda çökmeye mahkumdur.4 İç bölünme riski: Dış dünyayla sürekli bir ça­tışma hali, ülke içindeki kaynakların (vergi ve bütçe) sos­yal refah yerine savunma sanayi­ine kaymasına neden olur.

Bu da toplumdaki eşitsizliği derinleşti­rerek iç toplumsal krizleri tetikler.Roma’dan Britanya İmpara­torluğu'na kadar tarih, "tek ba­şına ve herkese karşı" büyüklük iddiasının, yönetilemez bir lo­jistik ve ekonomik yük yarattığı­nı defalarca kanıtlamıştır.

Ger­çek güç, genelde düşman sayısını azaltıp müttefik sayısını artır­maktan geçer.

İlgili Sitenin Haberleri