Haber Detayı

İmparatorluklardan bugüne yaşayan restoranlar
Gastroda odatv.com
16/01/2026 10:26 (1 saat önce)

İmparatorluklardan bugüne yaşayan restoranlar

Bazı restoranlar yalnızca yemek sunmaz; yüzyılların hafızasını taşır. Bu masalarda oturmak, bir menü seçmekten çok, tarihle aynı sofrayı paylaşmaktır.

Bugün restoranlar; tasarımıyla, fiyatıyla, mutfağıyla ve sunduğu deneyimle birbirinden ayrılıyor.

Kimi için yaratıcı tabaklar önemli, kimi için iyi bir şarap menüsü, kimi içinse mekanın anlattığı hikaye.

İşte tam bu noktada bazı restoranlar yalnızca yemek değil, yüzyılların tanıklığını sunuyor. 500 hatta 1000 yıl önce kurulmuş bir restoranda yemek yemek, tarih kitaplarının arasına oturmak gibi.

Dünyanın farklı köşelerinde halen ayakta olan bu mekanlar, geçmişle bugün arasında yaşayan bir köprü kuruyor.St.

Peter Stiftskeller – Salzburg, Avusturya (803)Dünyanın bilinen en eski restoranıDünyanın en eski restoranı olarak kabul edilen St.

Peter Stiftskeller, 803 yılında Salzburg’daki St.

Peter Manastırı’nın içinde kuruldu.

Adı ilk kez Orta Çağ’ın önemli düşünürlerinden Alcuin’in metinlerinde geçiyor.

Kayalara oyulmuş salonları, barok detayları ve orijinal mimarisini büyük ölçüde koruyan yapısıyla restoran, yüzyıllar boyunca kraliyet ailelerinden devlet adamlarına kadar pek çok önemli ismi ağırladı.

Bugün burada yemek yemek, yalnızca bir gastronomi deneyimi değil; 1220 yıllık bir tarihin içinde vakit geçirmek anlamına geliyor.La Tour d’Argent – Paris, Fransa (1582)Kralların sofrasından gastronomi ikonuna1582’de kurulan La Tour d’Argent, Paris’in ve dünyanın en ünlü tarihi restoranlarından biri.

Rivayete göre Kral III.

Henry ve IV.

Henry burada yemek yedi.

Notre Dame manzarası, efsanevi şarap mahzeni ve klasik Fransız mutfağıyla tanınan restoran, aynı zamanda çatalın Avrupa’da ilk kez kullanıldığı yerlerden biri olarak anılıyor.

La Tour d’Argent, Pixar’ın Ratatouille filmine de ilham veren mekanlardan biri.

Bugün burada yemek yemek, lüksle tarihin kesiştiği özel bir deneyim sunuyor.Zum Franziskaner – Stockholm, İsveç (1421)Altı asırlık bir keşiş mirası1421 yılında Alman Fransisken keşişler tarafından kurulan Zum Franziskaner, Stockholm’ün en eski restoranlarından biri.

Zaman içinde birkaç kez yeniden inşa edilse de mutfak anlayışı büyük ölçüde değişmedi.

Geleneksel İsveç ve Alman mutfağından örnekler sunan restoran, yüzyıllardır hem yerel halkın hem de kenti ziyaret edenlerin uğrak noktası.

Mekanın bugünkü hali 1906’daki son büyük yenilemeden kalma olsa da ruhu hala Orta Çağ’a ait.Honke Owariya – Kyoto, Japonya (1465)Bir şekerci dükkanından imparatorluk sofrasına1465 yılında Kyoto’da kurulan Honke Owariya, ilk günlerinde bir şekerci dükkanıydı.

Zamanla Japonya’nın en eski ve en saygın restoranlarından birine dönüştü.

Ahşap mimarisi ve sakin bahçesiyle dikkat çeken restoran, yüzyıllar boyunca keşişlere, şogunlara ve imparatorlara hizmet verdi.

En meşhur yemeği olan soba eriştesi, 1700’lü yıllardan bu yana aynı geleneği sürdürüyor.

Üstelik burada masa ayırtmaya gerek yok; tarih, gündelik hayatın içinde akmaya devam ediyor.Bianyifang – Pekin, Çin (1416)Pekin ördeğinin yaşayan tarihi1416 yılında kurulan Bianyifang, dünyanın en eski restoranları arasında yer alıyor ve Pekin’in en eski Pekin ördeği restoranı olarak biliniyor.

Ming Hanedanlığı döneminden bugüne uzanan pişirme geleneği, restoranın en güçlü kimliği.

Başlangıçta küçük bir dükkân olan Bianyifang, bugün hem yerel halkın hem de Çin mutfağının tarihini yakından tanımak isteyen ziyaretçilerin vazgeçilmez adreslerinden biri.Sobrino de Botín – Madrid, İspanya (1725)Kesintisiz faaliyetiyle Guinness rekortmeni1725 yılında Madrid’de kurulan Sobrino de Botín, kuruluşundan bu yana hiç kapanmadan faaliyet göstermesiyle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş durumda.

Jean Botin ve eşi tarafından açılan restoran, bugün Kastilya mutfağının en önemli temsilcilerinden biri.

Ernest Hemingway’den Graham Greene’e kadar pek çok yazarın eserlerinde adı geçen Botín, yaşayan bir edebiyat ve gastronomi sahnesi.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri