Haber Detayı

İzmir'de Türkiye Kamu-Sen üyesi kamu emekçilerinden ek zam çağrısı
Cumhuriyet'in egesi cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 15:36 (3 saat önce)

İzmir'de Türkiye Kamu-Sen üyesi kamu emekçilerinden ek zam çağrısı

Türkiye Kamu-Sen İzmir İl Temsilciliği, Konak Meydanı’nda düzenlediği basın açıklamasında, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini belirterek, ek zam, refah payı ve vergide adalet talebinde bulundu.

Türkiye Kamu-Sen İzmir İl Temsilciliği, “Ücrette hakkaniyet, vergide adalet” başlığıyla Konak Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı okuyan Türkiye Kamu-Sen İzmir İl Temsilcisi Recep Çakmak, kamu çalışanları ve emeklilerin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü, geçim şartlarının sürdürülemez hale geldiğini söyledi.

Çakmak, 2025 yılına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla memur ve emeklilerin maaş artışlarının, gerçek hayat şartları karşısında ne denli yetersiz kaldığının bir kez daha net biçimde ortaya çıktığını belirterek, şunları kaydetti: Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşmiştir.

Buna karşın memur maaşlarına yapılan artış yıl içinde yüzde 22,5 seviyesinde kalmıştır.

Sonuç açıktır: Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir.

Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum olmuştur.

Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplam 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmış, bu kayıp ancak sonradan verilen enflasyon farkı ile telafi edilmeye çalışılmıştır.

Buradan bir kere daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı, zam değildir.

Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyona eşitleyen bir telafi ödemesidir.

Zam ise maaşın alım gücünü artırması beklenen bir düzenlemedir.

Son yıllarda maaş artışlarının sürekli olarak enflasyonun altında kalması, yapılan düzenlemeleri zam olmaktan çıkarmıştır.

Bugün gelinen noktada memur maaşları, adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemiyle belirlenmektedir.

Açıklanan rakamlar, maaşların yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaç harcamalarındaki artışlar nedeniyle alım gücü açısından da ciddi biçimde gerilediğini göstermektedir.

Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır.

Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez.

Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur.

ALIM GÜCÜ SÜREKLİ DÜŞERKEN, BİZDEN DAHA FAZLA FEDAKÂRLIK BEKLEMEYİN 2026 yılının ilk maaşlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çakmak, Memurlarımız 2026 yılının ilk maaşını yarın alacaklar.

Bordrolarında 2025 yılına göre oransal olarak enflasyon farkıyla birlikte yüzde 18,6; taban aylığa brüt 1000 TL ve unvan bazında tazminat artışı içeren bir maaş zammıyla karşılaşacaklar.

Bütün bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı yüzde 22,4 artacak ve 47 bin 500 TL’den 58 bin 200 TL’ye yükselecek.

Ortalama memur maaşı ise yüzde 22 oranında artacak ve yaklaşık 52 bin 500 TL’den 64 bin 100 TL’ye yükselecek.

Yani en düşük memura 10 bin 700; ortalama bir memura ise 11 bin 600 TL artış gelecek.

Bu rakamlarla memurlarımızın 6 ay geçinmesi beklenecek.

Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır diye konuştu.

Memur maaşlarının yoksulluk sınırının, emekli maaşlarının ise açlık sınırının altında kaldığını, yoksulluk sınırının 100 bin lira civarında, ortalama maaşın ise 64 bin lira olduğunu ifade eden Çakmak, Bu parayla bir memur ay sonunu nasıl getirecek?

Bu rakamlar içimizi karartıyor, umutlarımızı köreltiyor dedi.

EK ZAM VE REFAH PAYININ KALICI BİR BİÇİMDE DÜZENLENMESİNİ İSTİYORUZ Recep Çakmak, herkesin, millet ve devlet için her türlü fedakarlığı yapacağını ancak bu fedakarlığın adil ve eşit dağıtıldığında anlam kazanacağını dile getirerek, taleplerini şöyle sıraladı: Fedakarlık yapanların üstüne basarak yükselenlerin olduğu yerde, refahı da kimlerin alacağı bellidir.

Biz Türkiye Kamu Sen olarak memur ve emekli maaşlarına ek bir artış yapılarak durumlarının iyileştirilmesini, üzerine refah payı eklenerek gerçek anlamda bir zamma kavuşturulmasını talep ediyoruz.

Ek zam ve refah payının kalıcı bir biçimde düzenlenmesini istiyoruz.

Gelir vergisinin adil bir biçimde belirlenmesini, herkesin kazancı ile orantılı bir vergilendirmeye tabi tutulmasını bekliyoruz.

Bunun için de memurların gelir vergisi dilimi yüzde 15'te sabitlensin diyoruz.

Bütün ödemeler, bilhassa ilave ek ödeme emekli maaşına eklensin, emeklinin de yüzü gülsün evi şenlensin istiyoruz.

Birinci dereceye gelen tüm memurların ek gösterge rakamlarının 3600'e yükseltileceği sözü, unutulmasın diyoruz.

Maliye yetkililerinin, kamu çalışanlarını her sıkıntılı durumda baş vurulacak ekonomik kaynak olarak görmekten vazgeçmesini bekliyoruz.

Maaş sorununa kökten çözüm üretecek politikalar belirlensin diyoruz.

Enflasyon kadar zam istemiyoruz!

İnsanca yaşam, adil ücret istiyoruz!

Ücrette hakkaniyet istiyoruz!

Vergide adalet istiyoruz!

İstihdamda güvence istiyoruz!

Ücrette hakkaniyetin sağlanacağı, eşit işe eşit ücretin hakim olacağı, emekli ve çalışanlarımızın insanca yaşamasına yetecek düzeyde bir ücrete kavuşacağı, statü farkından doğan adaletsizliklerin giderileceği yeni bir ücret sistemi istiyoruz.

Bütün bu sorunların insan ve çalışan odaklı ekonomi politikalarıyla çözüleceğine inanıyor, yetkilileri çalışan ve emeklilerimizi yoksulluk girdabından kurtaracak sosyal politikalar üretmeye davet ediyoruz.

İlgili Sitenin Haberleri