Haber Detayı

Yükseköğretimde ‘inanç ve özgürlük’ tartışmaları yeniden gündemde: YÖK’ten ‘ders saatleri Cuma namazına göre ayarlansın’ çıkışı
Türkiye cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Yükseköğretimde ‘inanç ve özgürlük’ tartışmaları yeniden gündemde: YÖK’ten ‘ders saatleri Cuma namazına göre ayarlansın’ çıkışı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 2016’da dönemin Başbakanı Davutoğlu’nun imzasıyla çıkan bir genelgeye atıfta bulunarak üniversitelerden ders ve sınavları cuma namazı saatlerine göre düzenlemesini istedi. İnanç ve özgürlüklere yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi. Cuma namazı odaklı ders ayarlaması sonucunda, ibadet için namaza giden öğrenci ile gitmeyen öğrencinin açığa çıkmasıyla bir ‘dini fişleme’ tartışması yaratabilir. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, söz konusu yazıya ilişkin “Cumhuriyet’in laik ve bilimsel üniversite anlayışından ne denli uzaklaşıldığının bir başka göstergesidir. İnanç özgürlüğü bireysel bir alandır” tepkisini gösterdi.

YÖK, tüm üniversitelere gönderdiği yazıyla ‘cuma namazı saatlerinin; ders, sınav ve uygulamalarla çakışması halinde, isteyen personel ve öğrenciye gerekli kolaylığın sağlanmasını; mesai saatleri, ders çizelgeleri, uygulama ve sınav saatlerinin bu doğrultuda düzenlenmesi’ni istedi.

Anayasa'nın 24'üncü maddesinde güvence altına alınan din ve vicdan hürriyeti ile 42'nci maddede düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının birlikte ve dengeli biçimde korunması zorunluluğunun gerekçe gösterildiği yazıda 8 Ocak 2016 tarihinde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun imzasıyla çıkarılan genelgeye atıfta bulunuldu.

Davutoğlu imzalı genelgede yer alan ifadeler ise şu şekilde: “Anayasa ve ilgili mevzuatla güvence altına alınan dini inanç hürriyetinin bir gereği olarak; Cuma Namazı saatinin mesai saatine denk gelmesi halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlere mesai kaybına neden olmaksızın izin verilir.” YENİ ŞAFAK YAZDI YÖK ANIMSATTI YÖK daha önce de buna benzer yazıyı üniversitelere göndermiş, bazı üniversiteler bu yazı doğrultusunda hareket etmişti.

Geçen hafta Yeni Şafak gazetesinde yer alan bir köşe yazısının üzerine YÖK’ün üniversitelere zaten önceden göndermiş olduğu yazıyı anımsatır nitelikte bir yazı daha göndermesi dikkat çekti.

Yeni Şafak’ta yer alan Cuma saati: Gizli yasağın dersleri isimli yazıya göre; cuma namazına gitmenin serbest olduğuna ilişkin kanuni bir düzenlemenin bulunmadığı ve bunun Anayasal güvence altında olmadığı söylendi.

Öğle tatilinin istisnasız tüm kamu ve özel sektörde bir hak olduğunun anımsatıldığı yazıda, “Cuma günleri de kanunla bir buçuk saat olarak düzenlenebilir.

Sadece kamu için değil, özel sektör ve üniversiteler için de bağlayıcı bir kanun.

Valilikler, illerindeki namaz vaktine göre cuma saati aralığını belirleyebilir” ifadeleri yer aldı.

OSMANLI'YA DÖNÜŞ ADIMI Osmanlı döneminde çalışma saatleri ezani saat sistemine bağlıydı.

Cumhuriyet döneminde 1925 yılında çıkartılan bir yasa ile ülkede modern saat sistemi benimsendi.

Şimdi yapılmak istenen düzenleme ile ‘cuma namazı izni’ adı altında din ve inanç özgürlüğüne yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi.

Cuma namazı odaklı ders ayarlaması sonucunda, ibadet için namaza giden öğrenci ile gitmeyen öğrencinin açığa çıkmasıyla bir ‘dini fişleme’ tartışması yaşanmasının olasılığı bulunuyor. ‘İNANÇ TARTIŞMALARININ MERKEZİ DEĞİL’ Bu çerçevede gazetemiz Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, söz konusu yazıya ilişkin “Cumhuriyet’in laik ve bilimsel üniversite anlayışından ne denli uzaklaşıldığının bir başka göstergesidir” tepkisini gösterdi.

Cumhuriyetin; üniversiteleri inanç ve yaşam tarzı tartışmalarının değil; bilimin, aklın ve özgür düşüncenin merkezleri olarak inşa ettiğini ifade eden Özbay, “Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesi, devletin yalnızca farklı inançlara değil; aynı inanç içindeki farklı inanç düzeylerine ve tercihlere karşı da tarafsız kalmasını zorunlu kılar.

Laiklik; herhangi bir inancın diğer inançlar üzerinde baskı kurmasına, yaşamın birilerinin inanç tarifine göre şekillendirilmesine ve bunun kamusal alana dayatılmasına izin vermez.

Tüm yurttaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına alır” dedi. ‘İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ BİREYSEL BİR ALANDIR’ Ülkedeki üniversitelerin; dünya akademik sıralamalarında geriye düştüğünü anımsatan Özbay, “Artık ilk yüzlerde tek bir üniversitemiz dahi yer alamazken; bilimsel üretim, araştırma ve nitelikli eğitim konuşulması gerekilen yerde, üniversiteler noel ağacı, çam ağacı, cuma namazı saati gibi başlıklarla anılır hale getirilmiştir.

Bu tablo, yükseköğretimin bilimden uzaklaştırılarak siyasal ve ideolojik yönlendirmelere teslim edilmesinin açık sonucudur.

İnanç özgürlüğü bireysel bir alandır.

Cumhuriyet üniversitesi ise laik hukuk düzeni ve bilimsel ölçütlerle yönetilir.

Cumhuriyetin kurucu ilkelerine dönülmesini; üniversitelerin laik, bilimsel ve kamusal niteliğinin kararlılıkla savunulmasını bir kez daha hatırlatıyoruz” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri