Haber Detayı

İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 04:00 (2 saat önce)

İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…” (Atatürk, 1925) AKP’li Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçen hafta TRT’de konuk olduğu bir programda, “Artık İslam dünyası uyandı!

Bu coğrafya 100 yıllık derin uykusundan uyandı!” dedi.

Dışişleri Bakanı bu açıklamayı yaparken, İsrail’in Filistin’de kadın-çocuk demeden on binlerce Filistinli Müslümanı katlederken İslam dünyasının çıtını bile çıkaramadığını unutmuşa benziyordu.

Ayrıca Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamayı yaptığı sırada Suriye’de yeniden başlayan çatışmalar devam ediyordu.

Aynı saatlerde televizyonlar, İran’da mevcut yönetime karşı başlayan sokak gösterilerinde ölenlerin sayısının arttığını bildiriyordu.

İSLAM DÜNYASININ DERİN UYKUSU Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İslam dünyası… Bu coğrafya 100 yıllık derin uykusundan uyandı!” derken sanki İslam dünyasının derin uykusunun 100 yıl önce yani 1923 sonrasında başladığını ifade ediyor.

Ancak İslam dünyasının derin uykusu, 100 yıl önce başlamadı, o derin uyku yüz yıllardır devam ediyor.

Öyle ki, İstiklal Şairi Mehmet Akif (Ersoy), 1918 yılında yazdığı “Şark” şiirinin bir bölümde derin uykudaki İslam dünyasını şöyle eleştirmişti: “Şark (…) Ne gördün, Şark’ı çok gezdin?’ diyorlar.

Gördüğüm yer yer Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler, Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar, Buruşmuş çehreler, tersiz alınlar, işlemez kollar; Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar.

Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar; Tegallüpler, esâretler, tehakkümler, mezelletler; Riyâlar; türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler; Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar; Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar; Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar; ‘Gazâ’ nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar; Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar; Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar!..

Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum; Duyan yok, ses veren yok, bin perîşan yurda başvurdum.

Mezarlar, âhiretler, yükselen karşımda dûradûr; Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir nûr?

Derinlerden gelir feryâdı yüz binlerce âlâmın; Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda İslâm’ın!

Göğüsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta; Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon, cansa gırtlakta! (…)” Görünen o ki, bugün “Asım’ın Nesli” diye ortada gezenler, hem Akif’i hem İslam dünyasını tanımıyorlar.

Onlar sadece Akif’i ve İslam dünyasını değil; Atatürk’ü, Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nın ve Türk Devrimi’nin İslam dünyası üzerindeki etkisini de bilmiyorlar.

MAZLUM MİLLETLERİN KURTULUŞ ÖNDERİ Türk Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal Atatürk , 1921 yılında aynen şöyle demişti: “Anadolu, bu müdafaası ile yalnız kendine ait vazifeyi yapmıyor.

Belki bütün Şark’a yönelik saldırılara bir set çekiyor.

Efendiler, bu saldırılar elbette kırılacaktır.

İşte ancak o zaman Batı’da, bütün dünyada gerçek sükûn, gerçek refah ve insaniyet hüküm sürebilecektir.” Atatürk’ün önderliğindeki Türk Bağımsızlık Savaşı’nın kazanılması üzerinde Hindistan’dan Afganistan’a, Mısır’dan İran’a, Kenya’dan Etiyopya’ya, Mısır’dan Fas’a, Tunus’tan Cezayir’e İslam dünyasının dört bir yanından Atatürk’e kutlama telgrafları gönderildi. (Telgraflar için bkz.

Bilal N.

Şimşir, Doğu’nun Kahramanı Atatürk, Ankara, 1988) Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra emperyalizmin pençesinde ezilen, sömürülen Müslüman ülkelerin halkları Atatürk’ü “Doğu’nun kahramanı”, “İslam’ın kılıcı” diye alkışladılar.

Türk Kurtuluş Savaşı sonrasında İslam dünyasının büyük din adamları ve şairleri Atatürk’ten övgüyle söz ettiler.

Örneğin Muhammet İkbal , “İslamiyet’in Uyanışı” ve “Mustafa Kemal Paşa’ya Sesleniş” adlı şiirlerinde Atatürk’ten övgüyle söz etti.

Mısırlı ünlü şair Ahmet Şevki de Atatürk’le ilgili çok sayıda şiir yazdı.

Atatürk’ü ünlü İslam komutanı Halid Bin Velid’e benzetti.

Libyalı Şair Ahmet Ginabe , yazdığı bir şiirinde Atatürk’ü “zülüm ve kahra karşı Müslümanların fedaisi” olarak adlandırdı.

Atatürk’ün önderliğinde, emperyalizme karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı, ezilen, sömürülen tüm mazlum dünyaya ve İslam dünyasına örnek oldu.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun deyişiyle “Atatürk, her şeyden evvel yeryüzünün bütün mazlum, mağdur milletlerine ‘kalk borusunu’ çalan ve onlara tam kurtuluş yolunu gösteren bir hürriyet ve istiklal örneğidir.” Atatürk, emperyalizm karşısında kazandığı Büyük Zafer ile ezilen, sömürülen milletlerde “kurtuluş heyecanı” uyandırdı.

Prof.

Muhammed Sadıq’ın deyişiyle “Sömürge yönetimi altında ezilen herkese ilham verdi.

Asya ve Afrika’da büyük bir uyanışın habercisi oldu; Türkiye’nin kurtuluş hareketi, sömürgeciliğin ölüm çanını çaldı.” UYANAN TÜRKİYE Emperyalizm çağında İslam dünyasının bir parçası olan geniş coğrafyanın ilk uyananı Mustafa Kemal Atatürk’tü.

Türkiye yüz yıl kadar önce Atatürk’ün önderliğinde sırasıyla emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı ve geri kalmışlığa karşı akıl ve bilim eşliğinde bir uygarlık savaşı verdi.

Sonunda tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.

Türk ulusu 100 yıl önce Atatürk’ün önderliğinde büyük bir uyanış yaşadı.

Atatürk, sadece emperyalizme karşı kazandığı Türk Kurtuluş Savaşı ile değil, kurtuluş savaşından sonra gerçekleştirdiği Türk Devrimi ile de İslam dünyasına örnek oldu.

Falih Rıfkı Atay’ın ifadesiyle “Biz inkılaplarımızla yalnız kendi kendimizi kurtarmıyorduk.

Geri ve köle Müslüman milletlerine de kurtulma yolunu açmıştık” Kemalist Devrim, gelişmekte olan ülkeler için çok cazip görünmüştü.

O ülkelerin liderleri, bilerek veya bilmeyerek ülkelerinin Atatürk’ü olmak istemişti.

Örneğin, İran’da Şah Rıza Pehlevi, Afganistan’da Amanullah Han, Mısır’da Cemal Abdül Nasır, Tunus’ta Habibi Burgiba, Endonezya’da Ahmet Sukarno gibi liderlerin hepsi ülkelerinin potansiyel Atatürk’ü olarak yola çıktılar.

Cemal Abdül Nasır gibi bazıları güzel şeyler de yaptılar.

Ancak 1947-1964 yılları arasında Üçüncü Dünya’nın sözcüsü olarak görülen P.

Jawaharlal Nehru (ki büyük bir Atatürk hayranıydı) dışında hiçbiri, Atatürk’ün Türkiye’de yarattığı baş döndüren köklü ve kalıcı değişim ve dönüşüme benzer bir dönüşüm gerçekleştiremedi.

Hiçbiri Atatürk gibi emperyalizme karşı tam bağımsızlık savaşı, geri kalmışlığa karşı köklü bir uygarlık savaşı vermeyi başaramadı.

Türkiye dışındaki İslam ülkelerinin neredeyse tamamı, Türk Bağımsızlık Savaşı gibi uzun ve kanlı bir bağımsızlık savaşı sonunda değil, II.

Dünya Savaşı’nın sarstığı emperyalist devletlerin gönül rızasıyla bağımsızlıklarına kavuştu.

Vedat Nedim Tör’ün ifadesiyle “Hemen hepsi, efendileri tarafından azat edildiler.” Sadece Türkiye, -Atatürk’ün deyişiyle- “aziz yurdun her tarafını sulayan kanların karşılığında” bağımsızlığına kavuştu.

İkincisi, Kemalist Sistemde sadece emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı yeterli değildi, onunla birlikte cehalete, bağnazlığa, gericiliğe karşı da çağdaşlık savaşı vermek gerekiyordu.

Asıl kurtuluş, her iki savaşın kazanılmasıyla mümkündü.

İslam dünyasında Atatürk rolüne soyunan Müslüman liderlerden neredeyse hiçbiri kendi halkının Atatürk’ü olmayı başaramadı.

Tüm uyandırma çabalarına karşın İslam dünyası derin uykudan bir türlü uyanamadı.

İslam dünyasında gerçekten tam bağımsız, laik, demokratik devletler kurulamadı.

İslam dünyası aşiret, tarikat, din ve mezhep bağını kırıp uluslaşmayı, aydınlanmayı başaramadı.

KURTULUŞUN ANAHTARI Mehmet Akif Ersoy, 1918 yılında Doğu’nun; İslam dünyasının içler acısı halini olanca açıklığıyla gözler önüne serdiği “Şark” şiirinde Müslümanların “bin perişan yurtlarından” söz ederken, Mustafa Kemal Atatürk de 1925 yılında Müslümanların “felaket ve ıstırap içinde” olduklarını belirtmişti: “Biz her görüş açısından medeni olmalıyız.

Çok acılar gördük.

Bunun nedeni, dünyanın durumunu anlayamayışımızdır.

Fikrimiz, düşüncemiz tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır.

Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz.

Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler.

Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felaket çamuruna batışımız bundandır.

Beş altı sene içinde kendimizi kurtarmışsak zihniyetimizdeki değişmedendir.

Artık duramayız, çünkü mecburuz!” (Atatürk’ün Bütün Eserleri-ATABE, C.17, s. 82-83) Atatürk çok haklıydı.

Gerçekten de Türk İslam dünyası “medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uymadığı” için geri kalmış ve sonuçta “felaket ve ıstırap içine” düşmüştü.

Türkiye, 100 yıl kadar önce Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi sayesinde “zihniyetini değiştirerek” kurtulabildi.

Bir gün tüm Doğu milletlerin “kurtulacağını” düşünen Atatürk, 1933 yılında “Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum.

Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır.

Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik olarak vuku bulacaktır…” demişti. (ATABE, C.26, s. 144).

Fakat İslam dünyası, bugün de -Atatürk’ün deyişiyle- “düşüncelerini, fikirlerini, medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadığı için” hala “büyük felaketler ve ıstıraplar” içindedir.

Çünkü İslam dünyası hâlâ zihniyetini değiştirememiştir.

İslam dünyası, Atatürk’ün 100 yıl önce kavradığı ve gerçekleştirdiği tam bağımsızlığın, ulusal egemenliğin, uluslaşmanın, özgür aklın, düşünce ve vicdan özgürlüğünün, çağdaş hukukun, kadın haklarının ve uygar yaşamın anlam ve önemini hâlâ kavrayamamıştır.

İslam dünyası derin uykudan ancak aklın ve bilimin, düşünce ve vicdan özgürlüğünün, tam bağımsızlığın, kadın haklarının, çağdaş hukukun, çağdaş eğitimin, uluslaşmanın, ulusal egemenliğin, demokrasinin ve uygar yaşamın anlam ve önemini kavrayarak uyanabilir.

İlgili Sitenin Haberleri