Haber Detayı

Ayla Erduran’ın ardından
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 04:00 (2 saat önce)

Ayla Erduran’ın ardından

Tam geçen haftaki Ayla Erduran’ı anma etkinliği üstüne yazımı hazırlarken sevgili Yeşim Gürer Oymak’ın İKSV Genel Müdürlüğü’ne atandığını duydum.

Tam geçen haftaki Ayla Erduran ’ı anma etkinliği üstüne yazımı hazırlarken sevgili Yeşim Gürer Oymak ’ın İKSV Genel Müdürlüğü’ne atandığını duydum.

Yeşim, benim Boğaziçi’nde öğrencim-asistanım olmuştu.

O günlerden beri başarılarıyla hep ileriye doğru evrildi.

Alçakgönlünden ve güler yüzünden hiçbir şey eksilmedi.

Sanat dünyamızın örnek alması gereken bir kişisi oldu.

Onu sevgiyle kucaklıyorum.

İlk ölüm yıldönümünde büyük keman virtüözümüz Ayla Erduran’ı andık.

Değerli kemancımız Cihat Aşkın ’ın öncülüğünde düzenlenen etkinlikte Kadıköy Süreyya Operası’nın salonunu tıka basa dolduran dinleyici kitlesi konser sonrasında da “Ayla’yı Dinler misiniz?” başlıklı kitabımı imzalatmak için kuyruklar oluşturdu.

En çok sevindiğim yaşlılar kadar genç öğrenciler de vardı imza kuyruğunda.

Ayla’nın son öğrencisi genç kemancı Naz İrem Türkmen , J.S.

Bach’ın Chaconne’unu gözyaşları içinde çalarken hepimizi duygulandırdı.

Naz’ın ismini yarınlarda çok duyacağız, o bize Ayla’yı yaşatacak.

Anma gecesinde, Cihat Aşkın, Gülsin Onay, Aydın Karlıbel (Ayla için bestelediği ve çaldığı derin anlatımlı bir oda müziği yapıtı ile), Birsen Ulucan, Özcan Ulucan, Erkin Onay, Çağ Erçağ, Elif Tarakçı Akyar, Melih Kara, Ozan Evrim Tunca, Sedef Erçetin, Leyla Berk ve Murat Berk yer alanlar arasındaydı.

Ayla’nın yaşamındaki ilk yükseliş Wieniawsky yarışmasında aldığı beşincilik ödülüdür.

Artık David Oistrakh gibi müthiş bir kemancı ile çalışmaktadır.

Yarışma sonunda ona teşekkür etmek için annesiyle bir gümüş kutu alırlar.

Ayla sonradan şöyle diyecektir: “Kutuyu kendisine teslim ettiğim an, belki de hayatımın en mutlu anıdır.” Ayla’nın kitabını iki yılda yazmıştım.

Sonra kitap bitti ve yayına vermeden önce her sayfasını karşılıklı parafladık!

Bu bana güvensizlik değildi ama Ayla’nın bir korkusu vardı: Teyzesi ve teyzesinin kızı Meyla ’yı öldüren caniler o sırada ilan edilen af yasası ile hapisten çıkmışlardı.

Böylece onların neden öldürüldüklerini, nasıl halılara sarılarak denize atıldıklarını hiç bilemedik.

Ayla bundan sonra yalnız J.S.

Bach çalabilmiş, bir süre sonra da emprezaryolar artık başka eserler istemeye başlamışlar.

Ayla’yı bu karabasandan kurtaran olay 1998’de Prof.

Filiz Ali ’nin Ayvalık Müzik Akademisi’nin kuruluşuna katılmasını önermesidir.

Sonra da orada ders vermeye başlar.

Tam Ayla’ya göre açık havada, mis gibi bir ortam vardır.

Orada kendi dostlarından oluşan bir kuvartet kurar.

Zamanı el verdikçe akademiye hoca olarak da katılır.

Yaşlanadıkça oda müziği yapmanın keyfini öğrenmiştir.

Derken Dilek İçinsel ’in çabaları ile Lila Müzik’ten Arşiv Serisi etiketi altında eski kayıtlarını yeniden yayınlama önerisi alır.

Bir dolu eski kaydı böylece gün yüzüne çıkar.

Bu arada ben Ayla’ya Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall konserlerinde oda müziği yapmasını önerdim.

Ayla da artık onu germeyecek, yumuşak müzisyenlerle çalmak istiyordu, Ayşegül Sarıca, Alexander Rudin, Cihat Aşkın gibi.

Derken Cenevre’den Martha Argerich ’i ve onun Ayla’nın öğrencisi olan kızını getirdik.

Bu konserler Ayla’yı çok mutlu etmişti.

O güne kadar “Türkiye’de haklar yok” diye hiçbir çağrıya gelmeyen Martha Argerich de okula ve kaldığı Kennedy Lodge’a bayıldı.

Gece yarılarına kadar Ayla ile sohbet ettiler.

Ayla 7 Ocak 2025’te bu dünyadan ayrıldı. 91 yaşındaydı.

Ama öyle yaşlanmış filan diye bakmayın. 85 yaşında bile hâlâ âşık olabilmişti.

Son zamandaki aşkları biraz platonikti!

En son sevgilisi gerçek miydi, hayal miydi hiçbirimiz anlamadık.

Ama Ayla’nın her çalan telefon ile kalbinin hopladığı kesindi.

Bu da onun, neredeyse son gününe kadar ne kadar hayat dolu olduğunun göstergesiydi.

Ayla’nın babası ünlü ürolog Behçet Sabit Erduran , ona hep yumuşacık davranan bir babadır.

Bütün ipler annesi Kadriye Hanım’ın elindedir.

New York’ta yaşayan bir dayı ölünce onun bıraktığı miras ile Ayla’ya bir Stradivarius keman alınır.

Belki de böylesi hırslı bir anne olmasaydı Ayla’nın yaşamı daha sıradan öykülerle örülü olacaktı.

Sanatçı, sahneye çıkmadan önce perdenin arkasında, karanlık bir alanda bekler, sonra sahneye çıkınca ışıklara kavuşur.

Kitabın son sözü: “Kulis karanlıksa sahne aydınlıktır: Ölüm karanlıksa sonrası aydınlıktır.”

İlgili Sitenin Haberleri