Haber Detayı

2026’yı tek kelimeyle özetliyorum: Belirsizlik
Nevşin mengü nefes.com.tr
13/01/2026 05:00 (1 saat önce)

2026’yı tek kelimeyle özetliyorum: Belirsizlik

2026 kaosuyla geldi. Daha ilk haftadan durum belli oldu. Hoş geldin kaos. Bu sene herkes ayakta kalmaya, önünü görmeye çalışacak....

2026 kaosuyla geldi.

Daha ilk haftadan durum belli oldu.

Hoş geldin kaos.

Bu sene herkes ayakta kalmaya, önünü görmeye çalışacak.

Uluslararası strateji kuruluşları yatırımcılara kılavuz niteliğinde 2026 beklenti raporlarını şekillendirdi.

Bu raporların birkaçına erişim şansı buldum ve siz okurlarım için bir özet çıkardım.Raporlardan çıkan sonuç şu: Dünya artık yönetilmiyor, savruluyor.

Yeni bir düzen kuruluyor falan değil; eskisi dağılıyor ve yerine henüz bir şey gelmiyor.

Direksiyon boş, fren tutmuyor.Küresel risklerin merkezinde artık Çin-ABD çatışması ya da Ukrayna savaşı yok.

Asıl risk, Amerika’nın bizzat kendisi.

ABD, kurduğu düzeni dışarıdan bir rakip yüzünden değil, içeriden kendi elleriyle söküyor.***Donald Trump’ın ikinci döneminde olan biten, klasik anlamda “otoriterleşme” diye geçiştirilecek türden değil, bu bir sistem dönüşümü.

Devletin denge-denetim mekanizmaları, yargı, bürokrasi, medya ve hatta seçim altyapısı doğrudan siyasetin aracı haline geliyor.

Hukuk, tarafsız bir zemin olmaktan çıkıp siyasi sadakatin ödül-ceza mekanizmasına dönüşüyor.

Ve bu yalnızca Amerikan iç meselesi değil.

Çünkü dünya 1945’ten bu yana ilk kez, güvenilmez ama hâlâ vazgeçilmez bir süper güçle yaşamak zorunda.***Avrupa ise bu boşlukta ayakta kalmaya çalışıyor ama tablo iç açıcı değil.

Fransa, Almanya ve İngiltere aynı anda siyasi kilitlenme yaşıyor.

Merkez siyaset eriyor, aşırı sağ ve aşırı sol yükseliyor, hükümetler yönetemiyor.

ABD’nin Avrupa’ya artık güvenlik şemsiyesi sunmak istememesi, Rusya’nın hibrit saldırıları ve Ukrayna yorgunluğu birleşince kıta ciddi bir stratejik yalnızlığa sürükleniyor.Rusya cephesinde ise savaş cepheden çok arka kapılardan yürüyor: Sabotajlar, siber saldırılar, dronlar, seçimlere müdahaleler… NATO da artık “sineye çekme” dönemini kapatıyor.

Bu, yanlış bir hamlede doğrudan çatışmaya evrilebilecek bir gerilim demek.Ekonomi tarafında tablo daha da sert.

Küresel sistem serbest piyasa ile devlet kapitalizmi arasında net bir hatta ilerlemiyor; tam tersine, keyfî ve siyasi kapitalizm yayılıyor.

ABD’de devlet, kimin kazanıp kimin kaybedeceğine giderek daha açık şekilde karar veriyor.

Çin ise deflasyon sarmalında boğulurken ucuz üretimi dünyaya ihraç ederek başkalarının sanayisini aşındırıyor.Yani bir yanda kuralsız devlet müdahalesi, diğer yanda kuralsız piyasa çöküşü var.***Bir yandan da yapay zeka yeni tehlikelerle hayatımızı giriyor.

Tehlike, makinelerin insanlığı ele geçirmesi değil.

Tehlike, insanların düşünme, karar verme ve sorgulama yeteneğini yavaş yavaş devretmesi.

Sosyal medyanın yarattığı tahribatın çok daha derini, çok daha hızlı geliyor.

Denetim yok, etik sınırlar yok, kamu yararı yok.Ve bütün bunların üzerinde bir de su krizi var.

Nil’den İndus’a, Sahel’den Güney Asya’ya kadar su artık bir çevre meselesi değil; doğrudan bir jeopolitik silah.

Devletler arası gerilimlerde, terör örgütlerinin kontrol alanlarında, göç dalgalarında su belirleyici faktör haline geliyor.Özetle: Dünyayı bir arada tutan eski kurallar çalışmıyor.

Yeni kurallar ise henüz yazılmadı.

Güç var ama meşruiyet zayıf; teknoloji var ama denetim yok; devletler var ama iş birliği yok.

İlgili Sitenin Haberleri