Haber Detayı
Toplumsal mücadele
Hayatın o durdurulamaz akışında bir yılı daha geride bıraktık
Hayat ın o durdurulamaz akışında bir yılı daha geride bıraktık.
Adına zaman denilen “yaşam ırmağı” , evrenin o şaşmaz diyalektiğinde akışını s ürdürüyor.
Yeni y ılın bu ilk g ünlerinde bir durum de ğerlendirmesi yapmak istiyoruz.
Yeni bir yıla başlarken çok yönlü bir analiz yapman ın yararlı olacağını d ü ş ünüyoruz.
Bu de ğerlendirmeleri, toplumsal m ücadeleyi önemseyenlere de içtenlikle öneriyoruz.
Asl ında zaman zaman ama en çok da tarihsel dönemeçlerde, sosyal k ırılma d önemlerinde; böylesi manifestolara/ bildirgelere ihtiyaç var.
Çünkü ki şisel de olsa bu m ütevaz ı değerlendirmeler, toplumsal m ücadelede ışıldak işlevi g örecek ve önümüzü ayd ınlatacak.
Ayrıca son yaşanan uluslararası gelişmeler, bu özde ğerlendirmeleri bir bakıma zorunlu hale getiriyor.
SINIFSAL TEMELLİ Biz, g ünümüzde toplumsal mücadelenin emek eksenli ve s ınıfsal temelli olması gerektiğini d ü ş ünüyoruz.
Kimi çevrelerin art ık bu kavramların anlamını, önemini yitirdi ği yaklaşımlarına katılmıyoruz.
Bize g öre, ya şanan ekonomik sosyal gelişmeler, orta sınıfın erimesi ger çekli ğinde olduğu gibi, sınıfsal konumlanışları da etkiliyor.
Elbette emek ve demokrasi m ücadelesine ekonomi, bili şim, iletişim alanlarında yaşanan yeni gelişmelerin ışığında yaklaşmalıyız.
Yapay zek ây ı, dijital teknolojik yenilikleri tabii ki g öz ard ı etmemeliyiz.
Ancak b ütün bu geli şmeler, sınıfsal temelli yaklaşımı g ölgeleyemiyor.
Hayat ın diyalektik akışı, bu gelişmelerin ışığında bize yeni g örevler yüklüyor ve yeni olanaklar sunuyor.
EKONOMİ ODAKLI Ülkemizde yap ılan b ütün kamuoyu ara ştırmaları, halkımızın temel g ündeminin ekonomi oldu ğunu ortaya koyuyor.
Aslında bunun i çin ara ştırma yapmaya bile gerek yok.
Bizler de yakın çevremizde ve günlük hayat ın i çinde bu gerçekli ği alabildiğine duyumsuyoruz.
Bu bağlamda, ülkemizin siyasal ve toplumsal muhalefeti, günümüzde toplumsal mücadeleyi ekonomi odakl ı y ürütmek zorundad ır.
Toplumun dar gelirli ve yoksul kesimleri, her fırsatta sorunlarını g ündeme ta şımaya çal ışıyorlar.
Siyasal muhalefet bu sorunları sahiplenip dile getirmekle birlikte, aynı zamanda çözümler de üretmelidir.
Yaln ızca üretmek de yetmez, bu çözümleri en geni ş kesimlerle etkin bi çimde payla şmalıdır.
ADALET TALEPLİ İlk g ünlerini ya şadığımız 2026 yılının bir başka temel g ündemi “hak hukuk adalet” talebidir.
Günümüzde ba şta gelir adaletsizliği olmak üzere toplumsal ya şamın bir çok alan ında haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik yaşanmaktadır.
Ülkemizin emek ve demokrasi güçleri bütün bu sorunlar ın üstüne gitmek zorundad ır.
Aynı zamanda bu talepleri, i çinde bulundu ğumuz s üreçte verilen toplumsal mücadelenin temel talepleri haline getirmelidir.
Unutulmamal ıdır ki adalet hayatın her alanında yurttaşın ortak dileğidir, talebidir.
KAMUCU VE LAİK Ülkemizin ilerici yurtsever güçleri, günümüzdeki toplumsal mücadelenin antiemperyalist, kamucu ve laik bir temelde yükseltilmesi gerekti ğinin bilincinde olmalıdır.
Başta eğitimde ve toplumsal yaşamda olmak üzere, birçok alanda gerici uygulamalar ın adeta gemi azıya aldığı bir d önemde, bu ilkeler olmazsa olmazlar ımızdır. 2026 T ürkiye’sinin ko şulları bize kamucu ve laik bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.
Ülkemizin ayd ınlık insanları, hi çbir alanda gericili ğe ge çit vermemeli ve laiklik ilkesine duyarl ılıkla, titizlikle sahip ç ıkmalıdır.
Bu bağlamda, toplumsal m ücadele kamuculuk ve laiklik temelinde yükseltilmelidir.
KİMLİK SİYASETİNE UZAK Günümüzde toplumsal mücadelede gördü ğ ümüz bir ba şka olumsuzluk, etnik k öken ve mezhep tart ışmalarının öne ç ıkarılmak istenmesidir.
Bazı çevreler buradan siyaset üretmeye ve bu yakla şımlardan g üç dev şirmeye çal ışmaktadır.
Biz, etnik temelli yaklaşımları, özünde ayr ımcı ve gerici yaklaşımlar olarak değerlendiriyoruz.
Elbette herkesin kendi kimliğine sahip ç ıkması ve buna saygı duyulmasını istemesi, demokratik yaşamın temelidir.
Bu alanda yaşanan sorunlar da demokrasi m ücadelesi kapsam ında çözülmelidir.
Halk ın kardeşliği ve sınıfsal konumlanışları bundan olumsuz etkilenmemelidir.
Kısacası, toplumsal m ücadelede, kimlik siyasetine mesafeli yakla şılmalı ve uzak durulmalıdır.
Biz, ana ilkeleriyle, g ünümüz Türkiye’sine ve toplumsal mücadeleye, i şte bu ilkeler ışığında bakıyor ve yaklaşıyoruz.
Emre Kongar hocamızın yeni yılla ilgili yazısında yaptığı ça ğrıyı biz de yineliyor ve “2026, umut ve direniş yılı olsun” diyoruz.