Haber Detayı
‘Anne Boleyn’e kullanma kılavuzu gerek
“Anne Boleyn” İngiliz tarihine yaslanan bir oyun. 16. yüzyılın ilk yarısında Kraliçe I. Elizabeth’in babası VIII. Henry döneminde başlıyor. 1536 yılında anlatılan olayın tarihsel öyküsü tamamlanıyor. Ancak, oyunun 2. katmanında 1603- 4 yıllarında, İngiltere tahtına I. James olarak oturan İskoç kralı James’in ve Anne Boleyn’in “hayaleti”nin yer aldığı “düşsel” sahneler izliyoruz.
2024-25 tiyatro döneminin son günlerinde Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı olarak sahneye çıkartılan, Howard Brenton ’ın 2010’da yazdığı “Anne Boleyn” birkaç kez sunulduktan sonra, içinde bulunduğumuz tiyatro dönemine aktarıldı.
Yapılmış olan gereksizce erken düzenleme, Arnavutluk sahnelerinin, ünü ülkesinin sınırlarını aşmış yönetmeni Adonis Filip i’nin başka ülkelerdeki bağlantılarına doğru kanat açmasından mı kaynaklanıyordu?
Araya yaz tatili girdi. “Anne Boleyn” böylece yeni dönemin ilk yeni oyunu oldu.
Nazlı Gözde Yolcu ’nun Türkçesiyle sunulan yapıt 2 saat 20 dakika sürüyor.
Dekor tasarımı Ruken Bakır , giysi tasarımı Tuğçe Özdemir, ışık tasarımı Mehmet Mertal imzasını taşıyor.
Yapımda 20 dolayında oyuncu yer alıyor.
Yaz başında Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde sunulan oyun Büyük Tiyatro’ya geçmiş.
Ocak ayının ilerleyen tarihlerinde programda yer almıyor. “Anne Boleyn” İngiliz tarihine yaslanan bir oyun. 16. yüzyılın ilk yarısında Kraliçe I.
Elizabeth’ in babası VIII.
Henry döneminde başlıyor. 1536 yılında anlatılan olayın tarihsel öyküsü tamamlanıyor.
Ancak, oyunun 2. katmanında 1603- 4 yıllarında, İngiltere tahtına I.
James olarak oturan İskoç kralı James’in ve Anne Boleyn’in “hayaleti”nin yer aldığı “düşsel” sahneler izliyoruz.
Oyun bu iki katman arasında gidip geliyor. (İki katmanın arasındaki tarih diliminde bulunan Kraliçe I.
Elizabeth dönemi oyun metninin dışında kalıyor.) ANNE BOLEYN’İN GERÇEĞİ VE HAYALETİ İŞ BAŞINDA Türk seyircisi Anne Boleyn’i olsa olsa VIII.
Henry’nin büyük aşkı olan ama kendisine bir erkek evlat doğuramadığı için idam ettirdiği, I.
Elizabeth’in annesi olarak tanır.
Oyun, bu “talihsiz kadın” imgesine karşı çıkıyor: Anne Boleyn’in, yalnız VIII.
Henry’nin -uğruna ülkesini Katolik Kilisesi’nden koparttığı- aşkının kahramanı değil, aynı zamanda İngiliz Rönesansı’nın çok önemli gelişmelerinden birini, ülkede Katolik Kilisesi’nden bağımsızlaşmayı ve Protestan kökenli İngiliz Kilisesi’nin kurulmasını sağlayan güçlü bir kişilik olduğunu dile getiriyor. 2000’li yılların başlarında İngiltere’de Anne Boleyn’i gündeme alan 10 dolayında çalışmadan biri olan bu oyun Shakespeare Globe Tiyatrosu tarafından yazar Howard Brenton ’a ısmarlanmış.
Yapıt, 2011 yılında Seyircinin En Başarılı Bulduğu Oyun Ödülü’nü almış. (Yaşı yeten seyircimiz Brenton’u, David Hare ile yazdığı, 1985 En İyi Oyun Ödülü’ne değer bulunan -National Theatre’da Anthony Hopkins ’in canlandırdığı başrolü bizde Erol Keskin ’in oynadığı- İBBŞT yapımı “Pravda” ile tanır.) SEYİRCİNİN ALGISINI ZORLAYAN BİR SAHNE ANLATIMI Bütün bunlar iyi güzel de 27 sahneden ve birbiriyle sık sık yer değiştiren -aralarında yaklaşık 70 yıllık bir tarihsel boşluk olan- iki ayrı katmandan oluşmuş oyun metnini bizim seyircimiz nasıl izleyecek?
Bir bölümü karmaşık amaçlar peşinde olan K ardinal Wosley, Thomas Cromwell, William Tyndale, Lady Rochford, Robert Cecil, George Villiers, Leydi Jane Seymour, Henry Barrow, Dean Lancelot Andrews gibi tarihsel kişileri, sahneler hızla birbirini izlerken nasıl algılayıp tanıyacak ve olayları değerlendirecek?
Brenton’un Shakespeare ’ce bir enerjiyle sahneye getirdiği ama karakterleri Brecht ’çe bir bakış açısıyla seyirciye uzak kıldığı bu sahne olayını beklendiği gibi özümseyecek mi?
Yoksa bir “kullanma kılavuzu”na mı gereksinmesi var?
Oyun metninin başında karakterlerle ilgili olarak -büyük olasılıkla oyuncular için- yapılan açıklamalar seyircinin elinde yok ki!
Sonuç olarak oyun, sık değişen sahneleriyle ve zengin sayılabilecek giysilerle daha çok görsel bir seyirlik yaratıyor. (Ne yazık ki sahne tasarımı ve sahne trafiği genel olarak yineleniyor ve yer yer tekdüzeleşiyor).
Oyun kişilerinin çoğunu gerektiği gibi algılayıp değerlendiremiyorsanız seyretme eyleminiz bütünlenebilir mi?
Bu özenli ve pahalı yapım, seyircimiz için doğru seçilmemiş bir metne yenik düşüyor.
Pek çoğu genç kuşaktan olan oyuncuların süper-yapım sayılabilecek bir tiyatro olayında yabancı bir yönetmenle çalışıp deneyim kazanması kuşkusuz yararlıdır.
Ancak, seyirciyle kucaklaşamayan yabancı bir oyunun yabancı bir yönetmen tarafından sahnelenmesi için dövizle ödenen bedel, Devlet Tiyatroları’nın sıkça eleştirilen harcamalarına somut örnek oluşturuyor.