Haber Detayı
Selimiye Camisi’nin hâlâ ziyarete açılamaması tepki topluyor: İskeleler artık kalksın!
Uzmanlar, Edirne Selimiye Camisi’nin ana kubbesine ilişkin restorasyon tartışmalarının bilimsel ve hukuki olarak sona erdiğini belirterek iskelelerin sökülmesini ve yapının ziyarete açılmasını talep ediyor.
Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” Edirne Selimiye Camisi, gerek Mimar Sinan’ın, gerek Osmanlı mimarisinin en önemli eserleri arasında sayılıyor.
Uzmanlar, tartışmalara neden olan restorasyon süreci için “Bitmeli ve iskeleler sökülerek ziyarete açılmalı” diyor.
Bakanlıktan aldığımız bilgiye göre ise yakın zamanda iskeleler sökülecek ve önümüzdeki şubat ayının içinde tamamıyla ziyarete açılacak.
Selimiye’nin restorasyonun bilim kurulunda olan ama sonra haklı gerekçelerle istifa eden Prof.
Dr.
Zepnep Ahunbay, gazetemize yaptığı açıklamada, “Mahkeme kararı kesinleşmiş ve hukuki sonuç oluşmuş ise ne bekleniyor?
Selimiye Camisi bir an önce açılıp ziyarete uygun hale getirilmeli.
Mimar Sinan’ın baş yapıtı ve Edirne’nin kent tacı olan bu yapı evrensel bir değer.
Selimiye’yi çok seviyoruz, her zaman açık olmalı.
Restorasyon sonucu uzun süre kapalı kaldı.
Artık insanların bu tarihi yapıyı zevk ile seyretmelerine imkân verilmeli” diyor.
KAPILAR HERKESE KAPALIYDI Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı arkeolog Nezih Başgelen, Selimiye Danışma Kurulu üyeleri dahil kimsenin içeri alınmadığının, pek çok koruma uzmanının ve Edirne’deki ilgili üniversite hocalarının dahi kapıdan çevrildiğinin altını çiziyor.
Başgelen, “Şantiye süreci cami içinde yapılanlar konusunda her kesimde kaygı duyulmasına yol açtı.
Gelinen bu aşamada ilgili yetkililerden aklıselim bir gelişme olarak kubbeye yönelik bu iskelenin sökülmesi ve Selimiye’nin her yönüyle tekrar ziyarete açılmasını bekliyoruz” diyor.
Arkeolog Başgelen, “Selimiye Camisi kubbe restorasyonu tartışması siyaset üstü, dini kaygıların dışında doğrudan koruma bilimi meselesi olarak ele alınarak tarihsel özgünlük, bilimsel belge ve koruma ilkeleri üzerinde yoğunlaştı” diyor ve ekliyor: “Tüm bu olan bitenlerden sonra ‘üstün evrensel değer taşıyan kültür varlığı’ olarak Edirne Selimiye’nin korunması, hem ulusal hem de uluslararası bir sorumluluktur.
Bu açıdan bugüne kadar Edirne Selimiye Camisinin ana kubbesi ile ilgili her kesimden vatandaşlarımızın gösterdiği hassasiyet ve ortak tepki pek çok açıdan önemli.
Özellikle Edirne Selimiye kubbesinden sonra Ayasofya içine tonajlı iş makinelerinin sokulmasına karşı duyulan ve dalga dalga artan infial kültürel miras konularının ortak paydamız haline gelmesini göstermesi açısından çok olumlu bir gelişme.
Bu şaheserlerimiz için zorunlu bir onarım gerekiyorsa elbette bu önemlidir.
Ancak buna yönelik her türlü müdahalenin en üst düzey bilimsel hassasiyetle yürütülmesi gereği göz ardı edilmemeli.” YETER... “Artık yeter” diyen Başgelen, “Bu denli önemli şaheserlerimiz ile ilgili restorasyonların sadece teknik öncelikli ele alınıp koruma mevzuatı gereklerinin ve şantiye ortamının denetimine kapalı olmasına karşı kamuoyumuzun tüm kesimleri de artık yeter demektedir” diyor ve ekliyor: “Parayla tahribata dönüşen örneğin Korkuteli Alaeddin Camisi ve diğer ata yadigârı eserlerde olduğu gibi yapılacak dönüşü olmayan kötü restorasyon projelerine her yerde karşı çıkılmaktadır.
Artık Selimiye’nin ulusal ve uluslararası ziyaretçilere açılmasını bekliyoruz.
Bunca aklı selim karşı çıkıştan sonra iskelenin sökülmesinin zamanı geldi.” ANIMSAYALIM...
Selimiye Camisi, 2011 yılında “üstün evrensel değer” olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edildi.
Süreçten kısaca bahsetmek gerekirse: Edirne Selimiye Camisi’nin restorasyonunda, yetkili bilim kurulunun onayladığı ve tamamlanmış olan kubbe içi kalem işi projesi iptal edilerek yeni bir restitüsyon projesinin kabul edilmesi ilgili çevrelerde büyük tepkiyle karşılandı.
Bu yeni restitüsyon projesine göre 18’inci yüzyıla ait kalem işlerinin sökülerek yerine belirlenmiş bir ismin kalem işlerinin uygulanmak istenmesi tüm kamuoyunda büyük tepki topladı.
Selimiye’de ana kubbe yapısal olarak acil risk taşımadığı halde bu yeni projeyle öngörülen geniş ölçekli estetik müdahale ile eskinin ortadan kaldırılarak tarihi olanın tahribi söz konusu olunca ilgili çevreler ayağa kalktı.
Bu gelişmelere karşı açılan davada, Edirne Bölge İdare Mahkemesi 26 Eylül’de toplanarak, davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden savunma ve belgelerin cevaplarını göndermeleri için 30 gün süre vererek Selimiye Camisi’nin ana kubbesi için sonradan planlanan restorasyon projesinin, yapıya telafisi güç zararlar verebileceği gerekçesiyle durdurulmasına karar verdi. 19. yüzyılın ilk yarısına ait kubbe içi tezyinatının “Mimar Sinan dönemine dönüş” iddiasıyla yeni bir yorumla yeniden yapılması, mevcut tarihsel katmanın özgünlüğünü ortadan kaldıracağından dolayı sakıncalı bulundu.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı hukuki olduğu kadar bilimsel olarak da tutarlı olduğu kabul gördü. 16. yüzyıla ait kubbe içi bezemenin nasıl olduğu konusunda elde yeterli belge olmadığına dikkat çekildi.
Bu açıdan belgesi olmayan bir “aslına dönüş”ün sonuçta tarihsel bir kurgu üretmeyle sonuçlanacağı ve böyle bir müdahalenin de yeniden tasarım sayılacağı belirtildi.