Haber Detayı
Düğümlenen sorular
Teknik bilgim olmadığı için F-35, S-400’ler dahil ülkenin savunması ve dış politikasıyla ilgili sorular düğümleniyor.
Teknik bilgim olmadığı için F-35, S-400’ler dahil ülkenin savunması ve dış politikasıyla ilgili sorular düğümleniyor.
Türkiye F-35 projesinden niçin çıkarıldı?
F-35’lerin savunmada üstünlüğü var mı?
S-400 niçin alındı?
Hava savunması güvenliğinde etkili mi?
ABD S-400’ün kilitlenmesinde, kullanılmamasında niçin ısrarlı?
MSB’nin S-400 envanterimizde yanıtı net değil, ikircikli geliyor.
Büyük projelerde merkez ülke ana üretici, diğer ülkeler hem bazı girdilerin sağlanmasında tedarikçi hem ana ürün alıcısıdır.
F-35’ler böyle bir proje idi yanılmıyorsam.
Türkiye bazı parçalarda tedarikçi iken devre dışı bırakıldı.
F-35, günümüzde bir tehdit, ödün alma, teslimleri şarta bağlanarak, baskı aracı olarak kullanılıyor.
F-35 hava savunmasının, güvenliğinin vazgeçilmezi, olmazsa olmaz koşulu mu?
Kamuoyuna nedenleriyle açıklanması gerekir.
S-400’ler sırf Putin ’e jest olsun amacıyla alındı.
Hava sahasını korumada işlevsel etkin değil, göstermelik ise envanterde tutmanın da bir anlamı yok.
Etkili bir araç ise aktif olarak kullanılmalı, 2 milyar dolardan fazla ödeme yapıldığı söyleniyor.
Türkiye bu denli jest yapmamalı; Trump , ABD istiyor diye de kullanımdan kaldırılmamalı, kilitlenmemelidir.
Trump, övgüngen, sık sık Rahip Branson olayını anımsatıyor.
ABD’nin zorlamasıyla, şart koşmasıyla S-400 kitlerinin, envanterden çıkılırsa yalnız ekonomik kayıp değil onur kırıcı olur.
Emperyal güç ABD ile ilişkilerde mesafeli davranmalı, tehditlere aldırmamalı, dik durmalıdır.
F-35 almak için dost-müttefik diye ABD ilişkilerinde “geçme namert köprüsünden kop aparsın su seni”. “ Otarşi” ekonomide kendine yeterli olma kapalı bir ekonomik düzen değil ama enerji alanında kendine yeterlilik, savunma sanayisini geliştirmek ulaşılması gereken amaçlardır.
Dış politikada bağımsızlık için üretken olmalı, ekonomik bağımsızlık olmazsa olmaz koşuldur.
Bu bağlamda kişisel gösteri olmamalı, yerli-milli olma söylem olarak kalmamalı, gerçekten üretim yerli ve milli olmalı; KİT’ler eliyle geliştirilmelidir.
Enerji, güvenlik, savunma sanayisi kamusal malıdır.
Türkiye’nin, AB tam üyelik hedefi de “galatı meşhur” yanılmalardandır.
Niçin AB’ye tam üyelik?
Bu sorunun ekonomik, politik yanıtı verilmemiş; hedef tepki serbest pazar ekonomi, özelleştirme gibi, oldu bittiye getirilmiş, komprodor grup tarfından desteklenmiştir.
AB de nihai tahlilde emperyalisttir.
Görünüş dışında Türkiye’ye yararı yoktur.
Türkiye’yi şimdilik güçlere karşı tampon ülke olarak kullanmakta, çevre kirliliğini aktarmaktadır. 1963 yılında Ankara Antlaşması imzalandığında, AB değil AET, 30 yılda üç aşamada varılacak sadece gümrük birliği idi.
Günümüzde bir siyasal birlik vardır.
Türkiye, tam bağımsız, bağlantısız amaç doğrultusunda ekonomik politikalar izlemelidir.
Emperyal güçlerle, ilişkilerde de yaklaşmamalı, yaklaştırmamalı, mesafeli olmalıdır.
Ne dost ne de düşman politikası izlenmelidir.
Dış politikada ülkenin onuru korunmalı, yaptırım uygulamaya halkına verilecek yanıtın olmalıdır.
Terörsiz Türkiye mottosunun tıpkı “Arap Baharı” gibi emperyal bir oyun olduğu; tarafların niyetleri, asıl amaçları dikkate alınmalıdır.
Atatürk’ün partisiyiz demekle olmaz.
Atatürk ’e yaraşır davranmak, tıpkı 1919 gibi tam bağımsızlık, onur savaşı vermek gerekir.