Haber Detayı

Türk resminde sofra, hafıza ve lezzetin buluştuğu sergi, Ferahfeza I A. Nedim Atilla yazdı
Gastroda odatv.com
06/01/2026 11:09 (1 gün önce)

Türk resminde sofra, hafıza ve lezzetin buluştuğu sergi, Ferahfeza I A. Nedim Atilla yazdı

OMM’de açılan Ferahfeza sergisi, Türk resim sanatını sofra kültürü ve gastronomi üzerinden yeniden okumaya davet ediyor. Birlikte yemenin, paylaşmanın ve ferahlamanın estetik bir deneyime dönüştüğü bu sergi, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, hissetmeye çağırıyor.

Sanat ve gastronomi aslında aynı sorunun peşinden gider bence… İnsanın dünyayla kurduğu ilişkiyi nasıl daha anlamlı hale getirebiliriz?Son yıllarda gezdiğim çeşitli müzelerde ve sanat galerilerinde, özellikle resim sanatı başta olmak üzere heykel, fotoğraf ve hatta performans sanatları gibi farklı dalların gastronomiyle olan beklenmedik yakınlıklarını, derin bağlarını ve adeta iç içe geçmiş ilişkilerini sergileyen pek çok örneğe rastlıyorum.

Yemek kültürünün malzemeleri, sunumları, ritüelleri ve hatta tarihsel bağlamıyla sanat eserlerinde nasıl yorumlandığını, nasıl bir ilham kaynağı haline geldiğini görmek beni her seferinde hayran bırakıyor.

Bu eğilim, sanatın sadece estetik bir deneyim olmaktan çıkıp duyusal bütünlüğü de kapsadığını gösteriyor bana.A.

Nedim AtillaEn çarpıcı ve en güncel örneklerden biri de, dünyanın en prestijli ve önemli müzeleri arasında her daim üst sıralarda yer alan Viyana Sanat Tarihi Müzesi'nde (Kunsthistorisches Museum) tamamen bu temaya –sanat ve gastronomi kesişimine– ayrılmış özel bir salonun bulunması oldu; bu salon, ziyaretçilere sanat tarihinin lezzetli bir yüzünü sunarak konuyu çok etkileyici bir şekilde somutlaştırıyor.Başka örnekler de var.

Farm to Table gibi.

Serginin tam adı, “Art, Food, and Identity in the Age of Impressionism” İzlenimcilik dönemi üzerinden Fransa'nın gastronomi kimliğini inceleyen bu sergi, Claude Monet, Paul Gauguin, Camille Pissarro gibi sanatçıların eserlerinde yemek üretiminden tüketimine kadar uzanan temsilleri öne çıkarıyor.

Pazarlar, bahçeler, restoranlar ve ziyafet sahneleriyle ulusal kimlik, sınıf farkları ve endüstrileşme gibi konuları işliyor.

Sergi, Seattle Art Museum, Frist Art Museum gibi yerlerde gezdi ve Fransız mutfağının sanat tarihindeki yansımalarını çarpıcı biçimde sergilemeye devam ediyor…The Art of Food… Jordan Schnitzer Family Foundation koleksiyonundan 100'den fazla eserle hazırlanan bu sergi, Andy Warhol, Jasper Johns, Roy Lichtenstein, David Hockney gibi postwar ve çağdaş sanatçıların yemek temalı çalışmalarını bir araya getiriyor.

Yemek; topluluk oluşturma, sosyal yorum, tüketim kültürü ve ideolojik bölünmeler açısından ele alınıyor. sheville Art Museum, Long Beach Museum of Art gibi mekanlarda gösterildi ve yemekle ilgili estetik ile politik boyutları derinlemesine inceliyor.All Consuming: Art and the Essence of Food (Norton Simon Museum): 1500-1900 arası Avrupa sanatında yemek kültürünü araştıran bu sergi, natürmortlar, fotoğraf ve heykellerle bolluk, açlık, ticaret ve sosyal anlamları keşfediyor.

Edward Weston ve Manuel Alvarez Bravo gibi sanatçıların fotoğraflarıyla Kaliforniya ve Meksika'daki günlük yemek karşılaşmalarını da dahil ediyor.OMM'deki Ferahfeza sergisi, sofra metaforu üzerinden çoğul ve canlı duyguları odak noktasına yerleştiren bir anlatı sunuyor.

Küratör Yağmur Elif Ertekin imzalı sergi; gündelik hayatın sevincinden kutlama anlarının hafifliğine, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinden bir aradalığın hem hassas hem de bağlayıcı gücüne varan empati dolu duyguları aynı masa etrafında topluyor.

Eskiyle yeninin ritüellerini yan yana koyan Ferahfeza, izleyiciyi metaforik bir ziyafet sofrasında hem bireysel hafızasına hem de paylaşılan ortak duygulara doğru bir keşfe çıkarıyor.Farklı kuşak ve alanlardan çok sayıda sanatçıyı, antik ritüellerden Akdeniz sofra kültürüne uzanan bir çizgide bir araya getiren bu sergi; organik ve samimi bir buluşma alanı oluşturuyor.

Müzenin özgün mimarisi içinde “misafirperverlik” hissi uyandıran bu karşılaşma, 13 Eylül 2026’ya dek açık kalacak.Sergi bir aradalık, dostluk ve günlük hayatı yumuşatan duyguları vurgulayarak ziyaretçileri kalbin açılacağı, duyguların karşılık bulacağı bir sofraya buyur ediyor.Ancak bu ferahlık yalnızca görsel değil; bir tat, bir koku, bir kıvam gibi duyular arası bir akış yaratıyor.

Bu yüzden “Ferahfeza”yı yalnızca bir sanat sergisi olarak değil, aynı zamanda gastronomik bir deneyim alanı olarak okumak mümkün.Çünkü ferahlık, yalnızca gözle görülmez; damakta, bedende, zihinde karşılığını bulur.OMM’ye yeni giden sevgili bir dostumun bana aktardığı bir başka not şöyle: Sergide yer alan eserlerin bir bölümü mekânla birlikte nefes alır gibi kurgulanmış.

Açık yüzeyler, yumuşak tonlar, geçirgen ışık oyunları… Bütün bunlar izleyicinin iç dünyasında bir tazelik hissi uyandırırken, gastronomi dünyasındaki “hafiflik” kavramını da hatırlatıyor.

Nasıl ki iyi bir şef, malzemeyi ağırlaştırmadan, özü bozmadan tabakta bir denge kuruyorsa, “Ferahfeza” da sanat yapıtını bağırttırmıyor; fısıltıyla konuşan bir estetik öneriyor.Ferahfeza sergisinde Anadolu’nun yüzyıllardır süren sofra kültürüyle sergi arasında görünmez bir köprü kuruluyor.

Ferahlık, Türk mutfağında çoğu zaman yoğurdun serinliği, taze otların kokusu, narenciye kabuğunun ince acılığı ya da zeytinyağının hafif parlaklığı ile karşılık bulur.

Sofra, yalnızca doymak için değil, iç açmak için kurulur.

OMM’nin bu sergisi de tam olarak böyle; insanın gözünü, zihnini ve duyularını yormayan, aksine içeriye daha derin bir nefes alma imkânı tanıyan bir düzenleme.Bir tabak yemek gibi bir sanat eseri de belleğe yerleşir.

Kokular gibi imgeler de yıllar sonra bir köşeden çıkıp bizi yakalayabilir. “Ferahfeza” bu ortak hafızayı harekete geçiriyor.

İzleyici, OMM’nin sıcak ahşap kokulu salonlarında dolaşırken kendini bir anlamda “yavaşlatılmış” hissediyor.Slow Food’un savunduğu gibi, dünyayı anlamak için bazen hızdan vazgeçmek, duyuları berraklaştırmak gerekir.

Bu sergi de tam olarak bunu yapıyor.

Gözü sadeleştiriyor.

Zihni arındırıyor.

Kalbi genişletiyor.

Eskişehir’in Odunpazarı bölgesinde, eski evlerin arasında yükselen müze binası ise bir tür “çağdaş kervansaray” gibi.

Yoldan geçenleri içeri davet ediyor; tıpkı bir Anadolu sofrası gibi, “gel, birlikte oturalım” diyor.“Ferahfeza” sergisi bize şöyle diyor sanki: Sanat yalnızca bakılan bir şey değil; hissedilen, içe çekilen, hatta tadı damağımızda kalan bir deneyimdir.

Tıpkı iyi hazırlanmış bir yemek gibi, sergi de izleyicisini doyuruyor ama ağırlaştırmıyor.

Hafif bir gülümseme, dingin bir yürüyüş ve içten içe yayılan o ferah duygu… İşte serginin asıl bıraktığı tat budur.Ve belki de bu nedenle OMM, Türkiye’de gastronomi turizmiyle kültür turizminin kesiştiği en güçlü noktalardan biri haline geliyor.

Eskişehir’e gelen ziyaretçi, yalnızca sergi gezen bir turist değildir artık.

Tarihi sokaklarda çay içen, balaban kebabı tadına bakan, boza kokusunun yayıldığı akşamüstlerinde şehri dinleyen bir kültür yolcusuna dönüşür.Sanat ve gastronomi, aynı sofranın iki yanına oturur.

Ve “Ferahfeza”, o sofraya taze bir nefes getirir.Sergi, sofra kültürü üzerinden neşe, yas, kutlama, dostluk ve paylaşım gibi insani duyguları işleyen eserlerle zengin bir çeşitlilik sunuyor.Yerli ve yabancı sanatçılar örneğin, fotoğraf sanatçısı Ara Güler’den, modern resim ustası Fikret Mualla’ya, çağdaş sanatçı Gülsün Karamustafa’dan, grafik ya da yerleştirme üreticilerine kadar geniş bir yelpaze sunuluyor.Sergide yer alan sanatçılarımız şöyle: Abdülmecid Efendi, Abidin Dino, Adnan Çoker, Ahmet Yeşil, Aliye Berger, Ara Güler, Avni Lifij, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Doğançay, Cihat Burak, Erol Akyavaş, Fikret Mualla, Hale Asaf, Halil Altındere, İbrahim Çallı, Komet, Mehmet Güleryüz, Nazlı Eda Noyan, Neş'e Erdok, Nur Koçak, Ömer Uluç, Şükriye Dikmen, Adnan Turani, Adnan Varınca, Altan Çelem, Arslan Özhan, Atila Torunoglu, Aydin Erkmen, Balkan Naci İslimyeli, Berrin Altan, Beyza Boynudelik, Bige Örer, Burcu Perçin, Canan Tolon, Cansen Ercan, Dilek Winchester, Elif Uras, Erdağ Aksel, Ergin İnan, Erol Eskici, Fatma Tülin Öztürk, Ferhat Özgür, Füsun Onur, Gül Ilgaz, Gülsün Karamustafa, Hale Tenger, Handan Börüteçene, Hasan Pehlevan, İnci Eviner, İpek Duben, İsmet Doğan, Kezban Arca Batıbeki, Leyla Gediz, Mehmet Gün, Mithat Şen, Murat Morova, Mustafa Ata, Mustafa Pancar, Nuri İyem, Ömer Kaleşi, Ramazan Can, Selim Birsel, Server Demirtaş, Seyhun Topuz, Şenol Yorozlu, Taner Ceylan, Temür Köran, Yalçın Gökçebağ, Yusuf Taktak, Zahit Büyükişliyen, Zekai OrmancıBu isimler, serginin katmanlı yapısını yansıtıyor: Klasik Türk sanatçıları (Fikret Mualla, Ara Güler gibi) ile uluslararası isimler ve genç sanatçılar (Eren Göktürk, Ecem Yüksel) bir arada.

Sergi, antik ritüellerden günümüz Akdeniz sofra kültürüne uzanan bir yelpazede organik bir buluşma yaratıyor.Elif Uras- Sultan Sofrası-2016Yemek Kültürü Araştırmacısı ve Yazarı A.

Nedim AtillaOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri