Haber Detayı

ABD’nin darbesine sevinenler
Aytunç erkin nefes.com.tr
05/01/2026 05:00 (2 gün önce)

ABD’nin darbesine sevinenler

ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahaleyle devlet başkanı Nicolas Maduro’yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma...

ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahaleyle devlet başkanı Nicolas Maduro’yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma gerişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur.

Bazı yayın organlarındaysa bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır.

Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.”Türkiye’de sol-sosyalist hareketler bu değerlendirmeyi yapsaydı “ki büyük bir bölümü yapıyor” gündem olmazdı.

Ancak… MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Maduro darbesi eşittir 15 Temmuz 2016 darbe girişimi” sözleri (darbenin başladığı gece yarısından 3 Ocak akşamına kadar devletten ses çıkmadığını düşünürsek) birilerinin uyanmasına neden oldu!O zaman Venezuela darbesini anlamaya çalışalım.Trump açık açık yazmıştı.Ulusal Güvenlik Stratejisi-2025’ten okuyalım:“What Do We Want In and From the World?

Dünyadan ve Dünya İçinde Ne İstiyoruz?Batı Yarımküre’den beklentimiz:Hükümetlerinin, narkoteröristlere, kartellere ve diğer sınır aşan suç örgütlerine karşı bizimle iş birliği yaptığı bir Yarımküre istiyoruz.

Düşmanca yabancı müdahalelerden ve stratejik önemdeki varlıkların düşman güçlerinin eline geçmesinden arınmış bir Yarımküre istiyoruz.

Başka bir deyişle Monroe Doktrini’ne bir ‘Trump Eki/Sonucu’ açıkça ortaya koyacak ve uygulayacağız.”Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun suçu belliydi: Petrolü Amerika’ya vermemek!

Bağımsız Venezuela’yı savunmak.

Trump’a göre de Maduro “Suç örgütünün başı”, “Narkoterörün lideri”.

Darbe girişimlerini ve darbeleri anlamak için tarih sayfalarını geriye doğru açmak ve incelemek gerekiyor.Monroe: Latin Amerika ABD’nindirJames Monroe ismini hatırlar mısınız? 1817’den 1825’e kadar Amerika Birleşik Devletleri’ni yöneten 5’inci başkan. “Amerika Amerikalılarındır” cümlesini kuran isim.

Monroe, 2 Aralık 1823 tarihinde kongreye bir mesaj gönderir.

Mesaj şöyledir:“… ABD, Amerika kıtalarının, Avrupa devletleri tarafından sömürgecilik konusu yapılmasına ve bu devletler tarafından herhangi bir şekilde kontrol altına alınmasına izin veremez ve bu hususta yapılacak herhangi bir teşebbüsü gayrı dostane bir hareket olarak karşılar.” (Büşra Öğütçü/Politik Akademi/10 Şubat 2013) Sonrasında Monroe Doktrini’ olarak tanımlanacak bu mesaj, ABD dış politikasını 196 yıldır şekillendirir… Ana fikri şudur: “Latin Amerika, ABD’nindir.

Bu coğrafyayı Avrupa’dan koruyacağız.” ABD’nin 26’ncı Başkanı Theodore Roosevelt ise bu doktrini daha da açar: “… Toplumsal ve siyasi yapısına güvenilmeyen Latin Amerika ülkelerine ABD müdahale eder…”Bu nasıl olacaktır?

Hegemonya biçimin adı ise ‘Big stick’tir.

Yani… “Kalın sopa, zora dayalı siyasi güç…” (ABD’nin Askeri Müdahaleleri/Kaynak Yayınları)Yani… Venezuela’da bugün yaşananla 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de yaşanan da işte bu: ‘“Kalın sopa, zora dayalı siyasi güç…”.Nasıl ki Amerika, Latin Amerika’yı ‘arka bahçesi’ gibi gördü, Türkiye’yi de özellikle 1950’lerden sonra Latin Amerika’ya dönüştürmeye çalıştı.

Ancak…Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2 Mayı 2019’da başkent Karakas’ta açık açık “Bir Avrupa gazetesi Donald Trump ve John Bolton’ın gün doğmadan önce askeri darbenin bütün operasyonlarını koordine ettiğini yazdı.

Dün girişilen darbe teşebbüsü bizzat Beyaz Saray’dan, John Bolton tarafından yönetildi” demişti. 3 Ocak 2026’da yani yaklaşık altı yıl sonra darbeyle devrildi.Peki 15 Temmuz 2016’daki Fetullahçı darbe girişimi nereden yönetildi?Washington darbe girişiminden bir ay önce ‘darbe olacak’ dediTarih 16 Haziran 2016… ABD’nin eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin ulusal güvenlik danışmanı John Hannah… Hannah, ABD’nin politikalarına yön veren Dış İlişkiler Konseyi’nin (Council on Foreign Relations-CFR) yayın organı Foreign Policy dergisi için yazmıştı.

Yazının başlığı şuydu: “Erdoğan gibi bir sorunu nasıl çözersiniz?” Okuyalım: “… Bir sorun çıktı.

Ciddi bir sorun.

Türkiye yavaş yavaş ama engel olunamaz bir şekilde uçurumdan aşağı yuvarlanıyor.

İşaretler gerçekten kötü.

Despotluk.

Terörizm.

İç savaş.

Ufukta, ‘müflis devlet’ ve ‘zorla bölünme’ gibi senaryolar görünüyor.

ABD’li politikacıların, ne kadar tercih etmeseler de şu soruyla boğuşmak zorunda kalacakları gün yaklaşıyor olabilir: Yoldan çıkan bir NATO müttefiki ile nasıl başa çıkılır?

Türkiye’de olası bir askeri müdahale riski bütünüyle kalkmadı.

Ordu içerisinden birileri, Erdoğan’ın ülkeyi soktuğu tehlikeli yoldan çıkarmak için darbe girişiminde bulunmayacağının hiç bir garantisi yok.” Bu yazı darbe girişiminden bir ay önce yazıldı.Bitmedi.Mustafa Çalışkan’ın “tesadüfleri”15 Temmuz 2016’ya kadar adı Boğaziçi olan köprüde dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve arkadaşlarının nasıl savaştığını herkes gördü.

Çalışkan “15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi ve Milli Vuruş” kitabıyla da o geceyi anlattı.

Çalışkan, 15 Temmuz’un ilginç ‘tesadüflerle’ geldiğine dikkat çekiyor.Üç nokta var…Birinci tesadüf: İstanbul il sınırları içindeki askeri yetkililer, 31 Mart 2016’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden, şifahi ve yazılı olarak, olası toplumsal olaylara müdahaleye yönelik bilgi ve belge istiyor.

Hatta MOBESE kameralarına erişim talep ediyorlar.

Ancak Çalışkan kabul etmiyor.İkinci tesadüf: 15 Temmuz günü, Amerikalı yetkililerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne canlı bomba eylemleri düzenleyen 100 kişilik dinci terör örgütü IŞİD listesi gönderiyor.

Bunun üzerine de polis geniş çaplı operasyon hazırlığı yapıyor.Üçüncü tesadüf: 15 Temmuz günü, ABD gizli servisi CIA’da görevli uzman ajanların Büyükada’da toplanması.

İşte, Çalışkan’ın kaleme aldığı o şüphe: “Şunu net olarak söyleyebilirim, CIA Ortadoğu Uzmanı Graham Fuller, Türkiye’de yapılmış hemen her darbenin sağında ya da solunda mutlaka vardır.

Darbelerin ucundan hep tutmuştur.

Eşi CIA’da üst düzey temsilci olan Henri Barkey de muhtemelen bu işin organizasyonu için Ada’ya gelmişti.”SONUÇ: Maduro darbesiyle 15 Temmuz arasında ilişki kurmayanlar kim?

Amerikancılar, liberallerin önemli bir kısmı, Fetullahçılar, 15 Temmuz başarılı olsaydı Gülen’e biat edecek gazeteci, akademisyen, iş insanı ve siyasetçiler.

İlgili Sitenin Haberleri