Haber Detayı
‘Aşk finalde her şeyin üstesinden gelir’
Oyunculuğa 6 yaşında başladı. Bir süre ara verdikten sonra geri döndü. Emin adımlarla ilerledi ve yıldızı hızla parladı. Yeteneği ve yakışıklılığıyla kısa sürede ciddi bir hayran kitlesi edinen Burak Yörük’le buluşuyoruz. Projelerini, oyunculuk yolculuğunu, evliliğe giden ilişkisini ve hayatındaki son gelişmeleri konuşuyoruz.
Ekranda şivesiyle ve oyunculuğuyla canlandırdığı karakterine o kadar inandırıyor ki çok seviliyor.
Hatta stüdyodan içeriye “Uşağumm” diyerek girecek sanıyorum.
Çekimde ona “Hanımım” dediği kız arkadaşı Tuana (Yılmaz, müzisyen) da eşlik ediyor, aralarındaki aşkın gücü gözlerinden okunuyor.
Başlıyoruz muhabbete.◊ Hoşgeldin Burak.
Bugün Trabzon’dan çıktın, geldin...Hem de koştura koştura geldim.◊ Sağ ol...
Bu sene kariyerinin en güzel zamanlarını yaşıyorsun.
Tam 30 yaşındasın.
Artık daha da olgunsun. 30 yaşın sana getirdiği değişimler oldu mu?
Karakterimde değişim olduğunu düşünmüyorum, daha farklı bir gelişim dönemindeyim diyebilirim ve bundan da çok mutluyum.
Aslında 30 yaşının bende değiştirdiği şey, daha çok insanlarla ilgili oldu.
Farkında olmadan insanları fazla tolere ediyordum.
İki senedir bunu kırmaya çalışıyorum.
Sürekli insanları tolere etmek çok yorucu.
Farkında olmadan kendi üzerine bir yük alıyorsun ve hayatından eksiltiyorsun.
O yüzden artık karşımdaki insanın duygularına da saygı duyarak hayatımda olması gereken yerde tutmaya çalışıyorum.◊ Kendine şöyle bir dışarıdan baksan ne görürdün?Kendimle ilgili ilk aklıma gelen şey, iyi bir insan olmaya çalışmam.
İyilikten beslenmeye çalışıyorum.
Birinin hatırında kötü biri olarak kalmamaya, yanlış bir şey söylememeye, insanları kırmamaya çabalayarak yaşıyorum.
Her zaman mümkün olmayabilir ama benim motivasyonum o yönde.
Kendim için iyi biri olmaya çalışan, kalbi parlak biri derdim herhalde.
Elimden geldiğince kalp kırmadan, kalp kazanarak yaşamaya çalışıyorum.◊ İkizler burcusun, yükselenin Aslan.
Ne kadar özelliklerini taşıyorsun?Burçlardan pek anlamam ama canlandırdığım karakterlerde bana yardımcı oluyorlar.
Onlara kafamda bir burç yüklüyorum.
O yüzden ufak ufak ilgilendim.
Öncelikle İkizler’le ilgili söylenenler hatalı.◊ Neden?İkizler bence kendine zor.
Duygusal yoğunluğu yüksek.
Duygularımla mantığım arasında bazen ikilem yaşıyorum ama iki karakter, iki farklı insan durumu hiç olmadı.
Hatta ben o kadar tek, normal, olduğum gibi, hiç değişmeyen biriyim ki, eski arkadaşlarıma keşke sorabilsen, “Hiç değişmiyorsun.
Çocukken de böyleydin” diyorlar.
Sadece şöyle iki tarafım var; bu lafı çok tekrarladım ama iyi bir insanım ve iyiler için hiç zararlı değilim.
Ama kötülere karşı değişik bir tarafım olabilir.◊ 2026’nın ilk günlerindeyiz.
Bu seneyle ilgili hayallerin neler?2026’yla ilgili tek hayalim dünyanın bir an önce kendine gelmesi.
İnsanoğlu gerçekliğinden çok uzaklaşmaya başladı.
Ve tabii sağlık diliyorum. ‘Adil olma duygusuyla herkesi karşıma alırım’◊ Yeni projelerin neler?‘Taşacak Bu Deniz’ devam ediyor.
Orada Oruç karakterini canlandırıyorum.◊ Oruç senin gözünden nasıl biri?Oruç güzel bir çocuk; inançlı, düzgün, efendi.
Büyük bir çatışmanın içinde, bunu silahsız, kansız çözmeye çalışan bir hayat kurtarıcısı, doktor olmuş.
Ailesinin, törelerinin, o köyün tam aksine iyileştirmek üzerine çalışan biri.
Ancak tabii Oruç büyük bir kaosun içine doğmuş, babasız büyümüş.
Onun da birtakım hataları var.
Her şeyi düzeltmeye çalışıp mahvettiği bir halin içinde.
Onu kendine itiraf etmesi gerekiyor.
Kaostan ve kavgadan çıkmaya çalışıp verdiği ani, iyi niyetli ama fevri kararların farkına varması biraz zaman alacak.◊ Çok güzel şive yapıyorsun.
Nasıl çalıştın?Benim kulağım böyle ağızlara çok yatkın.
Anne tarafım Arnavut, onlar da devrik cümleler kurarlar, onların da kendine ait bir ağzı vardır.
Annem olmasa da büyüklerimiz falan da öyle konuşurdu.
Oradan aşinaydım.
Bir de çokkültürlü bir mahallede büyüdüm, o sebeple çok fazla ağza hâkimim.◊ Dizide iki düşman aile ve intikam hikâyesi de var.
Senin intikam duygusuyla aran nasıl?Benim intikamla aram yok.
İntikam duygusu bence kirli, hastalıklı bir şey.
İntikam alacağım biri de yok.
Allah kimsenin başına böyle acılar, büyük yükler vermesin.◊ Oruç adil bir karakter.
Doğrular için annesini bile karşısına alabiliyor.
Sen adalet duygusuyla gerçek hayatta aileni karşına almaya cesaret eder miydin?Adil olma duygusuyla herkesi karşıma alırım.
Ancak adil olmak hemen kestirip atmak demek değil.
Bu bir süreç.
Seninle ilgili bir şey öğrensem; hemen “Adil olayım” diyerek kesip atamam seni.
Bir durup anlamam gerekir.◊ Trabzon’a alıştın mı?Tabii, orada çok mutluyum ama ailemi, evimi, hanımımı özlüyorum.◊ Çekimler dışında neler yapıyorsun orada?Geziyorum, yaylalara çıkıyoruz.
Oksijenin bol olduğu yerlere gidiyorum.
Sütlaç, döner çok güzel.
İnsanlar güzel ve temiz kalpli.
Her yer yeşil...◊ Eskiden kız arkadaşın Tuana’yla beyran içmeye gittiğinizi söylüyordunuz, şimdi bu sütlaç, dönere mi döndü?Beyran yok orada, olsa içerdim.
Tuana’yla Şahinkaya’ya gidiyoruz, orada ince belli bardakta çay içip tek bir sütlacı paylaşıyoruz.◊ Dizide iki düşman aile arasındaki aşkı da görüyoruz.
Sence aşk böyle engelleri aşar mı?Aşk her şeyin üstesinden gelir, kesinlikle.
Ayrımlar, kültürel çatışmalar olabilir, bunlara dikkat etmek gerekebilir.
Bu durumu, kavuşmayı, anlaşmayı zorlaştırabilir de ama aşk finalde her şeyin üstesinden gelir.‘Çocukken büyümüş de küçülmüş bir tipmişim’◊ Bilmeyenler için biraz başa sarsak.
Oyunculuk maceran 6 yaşında başlamış.
Seni bu işe kim yönlendirdi?Annem ve babam sayesinde ama bir yönlendirme değildi, kendim istemişim.
Annem ilk başlarda nazar olurum diye düşünüp pek istememiş.
Ben çok ısrar edince o zamanki heyecanımı bastırması için ufak tefek rollerle başlatmışlar.◊ Sonra ara vermişsin.
Neden?11-12 yaşlarındaydım oyunculuğa ara verdiğimde.
Keskin bir araydı.
Babam o dönem yapımcılık işlerine başlamıştı, ticari hayatında öyle bir şeye atılmıştı.
Babam yapımcı olduğu için farklı algılanır diye oyuncu olmak istememiştim.◊ O yaşta bu kadar etik mi düşünüyordun?Ben büyümüş de küçülmüş bir tipmişim çocukken.◊ 12 yaşından sonra ne oldu da geri döndün?Bir dizi izliyordum, yabancı bir kanalda yayımlanıyordu ve şimdi çok sevdiğim oyuncu dostum Cihan Şimşek de orada oynuyordu.
Çok heyecanlanmıştım.
Tekrar işe inanmamı sağladı.
Dizinin ardında yazan jenerikte bir ajans ismi vardı, internetten ajansın sitesini bulup kaydoldum ve deneme çekimlerine başladık.◊ Asıl büyük patlamayı ‘4N1K’ filmiyle yaptın.
Gençlik işiydi ama orada popülerliğin arttı.
Kariyer basamaklarını tırmandın.
Bu kadar popülerlik bekliyor muydun?Bir insan ne hiçbir şey beklemeden bir işe girer ne de çok fazla şey bekleyerek.
Ne böyle dünyaları isteyecek kadar hırslı ve çok büyük beklentileri olan biriydim ne de ‘Benden hiçbir şey olmayacak’ diye bir işe girdim.
Başarmak için girdim, yapabileceğime inancım vardı, istiyordum ve çok keyif alıyordum.
Şu anda da ‘Taşacak Bu Deniz’de yaşadığımız yüksek reyting meselesinden bahsediyorsanız; insan “Bir işe gireceğim ve çok reyting alacak” demez.
Ben de demedim ama çok şükür öyle oldu.◊ Sarışın, uzun boylusun.
Tam romantik filmlere gidecek beyaz atlı prens havan var.
Ama sen daha farklı karakterlerde oynamayı seçiyorsun.
Mesela ‘Taş Kağıt Makas’ dizisindeki Fecir ya da şimdi oynadığın Oruç...
Romantik komedilerde garanti yoldan gitme imkânın varken neden bu yolu seçiyorsun?Romantik komedi çok eğlenceli.
İnsanın kafasını boşaltan, insanı tatil havasına sokan bir tür.
Ben öyle işleri izlemekten de keyif alırım, bunun üretilmesi konusunda da çok pozitifim.
Ama başından beri en büyük hayalim, hepimizi heyecanlandıran, hafızalara kazınan, akıllarda kalan o büyük dramalardı.
Canlandırdığım rollerde elimden geldiğince çeşitli, renkli bir karakter paletine sahip olmak için çalışıyorum.
Tabii bu biraz da seçim meselesiydi ve zorlu da bir yolculuk oldu.
Bu arada romantik komedi oyuncusu olmak da ayıp bir şey ya da yeteneksizlik değil, hâşa.
Aksine o da çok başka bir dal.
Ben sadece kendimi buralarda daha özgür, daha yaratıcı, daha iyi hissettiğim için bunu denemek istedim.
Bir de oyunculuğu yapma sebebim; başka insanları oynamak, bana benzemeyen insanları canlandırmak. ‘Bize kalsa bu sabah da yarın da evlenebiliriz’◊ Biraz önce kız arkadaşın Tuana Yılmaz için “Hanımımı özlüyorum” dedin...
Evet, genelde öyle diyorum, hoşuma gidiyor, o da sık sık gidip geliyor sete.◊ Evlenme teklifi ettin mi?Çoktan.
Geçen sene.◊ Nasıl teklif ettin?Tuana havalı şeyleri seven biri değil, gerçeği seven biri.
Ben de içten gelen bir şey yaptım.
Doğum günümde dedim ki; “Benim asıl doğum günüm seni tanıdığım gün” ve teklif ettim.◊ Düğün planı yaptınız mı?Bize kalsa bu sabah da yarın da evlenebiliriz ama işte prosedürler ve olması gerekenler silsilesi var.
İkimiz de yoğunuz.
Güzel, çok tatlı, memnun olacağımız bir düğün planlıyoruz ama tarihi ikimizin de yoğunluğuna göre ayarlayıp en uygun zamanda yapmayı düşünüyoruz.◊ Nasıl bir âşıksın?Bilmiyorum.
Hiç tasarlayabildiğim, kontrolü benim elimde olan bir şey yaşamıyorum.◊ Beş senedir birliktesiniz.
Duygularda zamanla neler değişiyor?
Duygularım daha da yoğun.◊ Aşkın ömrü üç yıldır gibi şeyler söylenir...Aşkın ömrü üç yıl değil, mantık ilişkilerinin ömrü o kadar olabilir belki.
Ruhların birbirini tanıma hissi başka bir şey.◊ O halde aşkı nasıl anlatırsın?Bir deniz yolculuğu gibi; ferah, güzel manzaralar gördüğümüz, aralarda bazen uçsuz bucaksız gökyüzüne baktığımız, bazen rüzgârlı, dalgalı, yağmurlu ama yağmurun bereketini hissettiğimiz, sonra rüzgârı kullanıp hızlandığımız bir ilişki.