Haber Detayı

Sanatın ‘Buradayız’ deme hali: İstanbul Modern ve ‘Biz de Varız!’
Yaşam keyfi ekonomim.com
04/01/2026 13:38 (4 gün önce)

Sanatın ‘Buradayız’ deme hali: İstanbul Modern ve ‘Biz de Varız!’

İstanbul Modern, bir yandan sinema salonunda “Biz de Varız!” diyerek güncel Türkiye sinemasının sesini yükseltirken, bir yandan da sergileri, eğitim programları ve rekor ziyaretçi sayısıyla kentin kültürel hafızasında derinleşiyor.

Bazı kurumlar vardır; sadece program yapmazlar, tavır alırlar.

İstanbul Modern tam da böyle bir yerde duruyor. 8–22 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek “Biz de Varız!” seçkisi, yalnızca yeni filmleri arka arkaya sıralayan bir gösterim dizisi değil; Türkiye sinemasının bugününe tutulmuş bir projektör gibi.

Programda, belgeselden kurmacaya, yapay zekâ ile üretilmiş bir uzun metrajdan taşra hikâyelerine uzanan geniş bir anlatı coğrafyası var.

Ama asıl mesele filmlerin sayısı ya da ödülleri değil; bu filmlerin, çoğu zaman vizyonda yeterince yer bulamayan hikâyelerin, burada ciddiyetle ele alınması.

İstanbul Modern Sinema, bunu yıllardır yapıyor.

Bir filmi gösterip geçmiyor; yönetmeni, oyuncuyu, ekibi salona çağırıyor.

Seyirciyle göz göze gelinen, soruların havada asılı kalmadığı, cevapların bazen net bazen kırılgan olduğu o anları önemsiyor.

İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan’ın sözünü ettiği “festival heyecanı” tam da burada başlıyor: Film bitince salon kararmıyor, aksine açılıyor.

Bu yılki seçkide yer alan filmlerin her biri, Türkiye’nin farklı bir ruh hâlini taşıyor.

Yersiz yurtsuzluk, kadınlık hâlleri, toplumsal bunalım, inanç, teknoloji, hafıza… Bütün bu temalar, tek bir başlık altında yan yana geliyor: Biz de Varız.

Sessiz ama ısrarlı bir cümle bu.

Rakamların ötesinde Aynı müze, aynı yıl içinde, yalnızca sinemada değil, bütün mekânlarında da “var olma” meselesini büyütüyor. 21. yılını kutlayan İstanbul Modern, 2025 boyunca 750 bin ziyaretçiyi ağırladı.

Bu sayı, bir istatistikten ibaret değil; kentin kültürle kurduğu ilişkinin canlı bir göstergesi.

Daha da önemlisi, 50 bin çocuk ve gencin ücretsiz sanat eğitimleriyle müzeye adım atmış olması.

Bir müzenin gerçek etkisi, belki de tam burada ölçülüyor.

Sergi salonlarında ise başka bir hareketlilik vardı.

Ömer Uluç’un “Ufuk Çizgisinden Öteye” sergisi, neredeyse yarım milyon ziyaretçiyle buluştu.

Ali Kazma’nın “Aklın Manzaraları”, Chiharu Shiota’nın “Dünyalar Arasında”sı, İzzet Keribar’ın renkleri… İstanbul Modern, yerli ve uluslararası sanat arasında doğal bir geçiş alanı kurmayı sürdürdü.

Bir öğrenme alanı Eğitim tarafında ise iş daha da derin.

Okul öncesinden liseye, genç sanatçılardan güzel sanatlar mezunlarına uzanan programlar; Keşif Alanı, Eco Art Lab, Stüdyo STEAM… Müze, duvarların ötesine taşan bir öğrenme alanına dönüşüyor.

Sanat burada yalnızca bakılan bir şey değil; yapılan, sorulan, paylaşılan bir deneyim.

Oya Eczacıbaşı’nın altını çizdiği “erişilebilirlik” meselesi, İstanbul Modern’in belki de en tutarlı cümlesi.

Sanatı merkezden alıp hayata doğru genişletme çabası.

Avrupa Yılın Müzesi Ödülleri kapsamında alınan Portimão Misafirperverlik, Kapsayıcılık ve Aidiyet Ödülü de bu yaklaşımın uluslararası bir karşılığı aslında.

Bütün bunları yan yana koyduğunuzda, “Biz de Varız!” yalnızca bir sinema programının adı olmaktan çıkıyor.

Bir müzenin, bir kentin, bir izleyici topluluğunun ortak cümlesine dönüşüyor.

İstanbul Modern, sinemada, sergide, atölyede ve salonda aynı şeyi söylüyor: Buradayız.

Bakıyoruz.

Dinliyoruz.

Ve birlikte çoğalıyoruz.

Ne zaman bir etkinliğe gitsem, çıkışta gençlerin tartışmasına kulak misafiri olduğumda bunu bir kez daha hissediyorum… Yaşam keyfi dediğimiz şey belki de tam olarak bu: Bir müzenin, hayatın içinden konuşabilmesi.

Paranın yolculuğu: Antik Anadolu’dan bugüne Pera’da bir hikâyeYaşam Keyfi  

İlgili Sitenin Haberleri