Haber Detayı
Büyük Madenci Yürüyüşü'nün 35. Yılında Gmis'ten Mücadele ve Dayanışma Vurgusu
Genel Maden İşçileri Sendikası, 4-8 Ocak 1991'deki Zonguldak-Ankara Büyük Madenci Yürüyüşü'nün 35. yılında; mücadelenin önemine vurgu yaparak madenci fenerinin hala işçi sınıfının yolunu aydınlattığını belirtti.
(ZONGULDAK) - Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), 4-8 Ocak 1991 Zonguldak-Ankara Büyük Madenci Yürüyüşü'nün 35'inci yılında yaptığı açıklamada, yürüyüşün Türkiye ve dünya işçi sınıfı mücadelesinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, üretim ve mücadele kültürünün bugün de yol gösterici olduğunu belirtti.GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, açıklamasında Büyük Madenci Yürüyüşü'nün Türkiye ve dünya emek mücadelesi tarihinde simgesel bir dönüm noktası olduğunu belirterek, üretim ve mücadele kültürünün simgesi olan "madenci feneri"nin işçi sınıfının yolunu aydınlatmaya devam ettiğini belirtti.Yeşil, maden ocaklarını, demir-çelik ve enerji sektörünü hedef alan politikalara karşı 4 Ocak 1991 tarihinin maden işçileri, MTA çalışanları ile Zonguldak ve bölge halkının birlikte yürüttüğü mücadelenin başlangıcı olduğunu vurguladı. 30 Kasım 1990'da başlatılan grevin ardından 4 Ocak'ta Ankara yürüyüşünün başladığını hatırlatan Yeşil, katılımlarla 150 bine ulaşan bu yürüyüşün yalnızca Türkiye'de değil, dünya işçi sınıfı mücadeleleri arasında da özel bir yer edindiğini kaydetti.Zorlu kış koşullarına rağmen on binlerce kişinin beş gün boyunca büyük bir disiplin ve kararlılıkla yürüdüğünü aktaran Yeşil, Mengen'de kurulan barikatın mücadelenin dünya kamuoyuna taşındığı simgesel bir noktaya dönüştüğünü ifade etti.Madencilerin haklı ve meşru taleplerle yürüttüğü bu mücadelenin demokrasi tarihine unutulmaz bir sayfa eklediğini belirten Yeşil, başarının temelinde merhum GMİS Genel Başkanı Şemsi Denizer'in öncülüğü, sendika yöneticilerinin örgütlü çalışması ve bölge halkının köklü mücadele kültürünün bulunduğuna dikkati çekti.Yeşil, 1994 yılında 5 Nisan kararlarıyla gündeme gelen maden ocaklarının kapatılmasına yönelik girişimlerin, aynı mücadele ruhu sayesinde engellendiğini hatırlatarak, şunları kaydetti: "Benzer bir duruş, 2016 ve 2017 yıllarında TTK'ya yönelik özelleştirme girişimlerine karşı da sergilenmiştir.
TTK'ya ait maden sahalarının özelleştirilmesini öngören düzenlemelere karşı yürütülen mücadele başarıyla sonuçlanmıştır. 2024 yılında gündeme getirilen ve KİT'leri hedef alan reform çalışmalarına karşı da sendikamız tutumunu açık ve net bir biçimde ortaya koymuştur.
Bugün maden ocaklarının, demir-çelik tesislerinin ve Maden Tetkik ve Arama Kurumu'nun faaliyetlerini sürdürebilmesi, geçmişten bugüne verilen kararlı mücadelenin sonucudur.
Bu mirasın korunması tarihsel sorumluluktur.
Zonguldak Taşkömürü Havzası başta olmak üzere tüm maden havzalarına sahip çıkmak zorundayız.
Üretimin artırılması, MTA'nın daha etkin çalışması ve yeraltı kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılması temel bir gerekliliktir."Yeşil, Büyük Madenci Yürüyüşü'nün öncüsü merhum Genel Başkan Şemsi Denizer'i ve sendika yöneticilerini rahmet ve şükranla andıklarını belirterek, maden işçilerine, MTA çalışanlarına, Zonguldak ve bölge halkına ve tüm demokrasi güçlerine saygılarını sundu.