Haber Detayı
Çin Venezuela'yı neden 'satamaz?'
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalayarak ülke dışına çıkardığı operasyon, yalnızca Caracas’ta değil, küresel güç dengelerinde de sarsıntıya neden oldu.
Operasyon günü Maduro’nun Çin lideri Şi'nin özel temsilcisi görüşmüş olması, Washington–Pekin hattında perde arkasında neler yaşandığına dair tartışmaları büyüttü.
Ancak bu temas, Çin’in Venezuela’yı ABD’ye “teslim ettiği” anlamına gelmiyor; aksine, Pekin’in çıkarlarını korumaya dönük temkinli bir pozisyon alma çabasını yansıtıyor.
Mesele Maduro Değil, Milyarlar Çin, son yirmi yılda Venezuela’ya 50–60 milyar dolar aralığında kredi ve yatırım sağladı.
Bu ilişkilerin omurgasını, petrol karşılığı borç modeli, Orinoco Havzası’ndaki ağır petrol sahaları, elektrik altyapısı ve telekomünikasyon projeleri oluşturuyor.
Pekin açısından Venezuela, ideolojik bir müttefikten ziyade devasa bir alacak ve enerji güvenliği dosyası.
Bu nedenle Çin için kritik soru, Maduro’nun iktidarda kalıp kalmaması değil; borçların, petrol anlaşmalarının ve Çin şirketlerinin geleceğinin nasıl güvence altına alınacağı.
Trump petrol satışında sorun olmayacak dese bile ABD'de dengeler son dönemi olan Trump'la yürümüyor.
Çin Neden Venezuela’yı “Satmaz”?
Çin’in ABD’nin lider yakalama ve rejim değiştirme yöntemini kabullenmesi üç temel nedenle kendi çıkarlarına ters düşüyor.
Ekonomik Kayıp Riski: ABD destekli bir yeni yönetimin Çin’e olan borçları yeniden müzakere etmesi veya iptal etmesi, Pekin için milyarlarca dolarlık kayıp anlamına gelir.
Emsal Tehlikesi: Bugün Caracas’ta normalleşen bir yöntem, yarın Hong Kong veya Güney Çin Denizi bağlamında Çin’in karşısına çıkabilir.
Pekin bu yüzden sessiz kalabilir ama onay vermez.
Jeopolitik Nüfuz Kaybı: Venezuela, Çin’in ABD’nin “arka bahçesi” sayılan Latin Amerika’daki en önemli ekonomik dayanaklarından biridir.
Bu dayanağın tamamen Washington kontrolüne geçmesi, Çin’in bölgesel stratejisini zayıflatır.
Peki ABD Bu Hamlenin Bedelini Nerede Ödeyecek?
Washington’un bu operasyonu, kısa vadede güç gösterisi gibi görünse de, bedeli zamana yayılan çok cepheli sonuçlar doğuracak. 1) Çin Cephesi – Tayvan Dosyasında Sertleşme ABD’nin “liderler dokunulmaz değil” mesajı, Pekin’de alarm zillerini çaldı.
Bunun karşılığı, Tayvan çevresinde artan askeri baskı ve Washington’u sürekli kriz yönetmeye zorlayan bir gerilim olacak. 2) Enerji Cephesi – İstikrarsızlık ABD Venezuela petrolünü kontrol etmeye çalışırken, Çin ve Rusya enerji ticaretini dolar dışı kanallara kaydırma hızını artırıyor.
Bu da küresel enerji piyasasında risk primlerini yükseltiyor; fiyatlar ucuzlamıyor, daha kırılgan hale geliyor.
ABD, Çin'e 'Tayvan'ı alabilirsin' Demiş Olabilir mi?
Tayvan meselesi ABD’nin lütfuyla çözülecek bir dosya değil zira Japonya, Güney Kore ve bölgesel ittifaklar devrede Çin stratejisi sözlere değil, kalıcı gerçekliğe dayanır.
Çin açısından iki dosya arasında nitelik farkı var.
Venezuela 50–60 milyar dolarlık kesin alacak, petrol sahaları, altyapı, enerji anlaşmaları, Çin şirketlerinin fiili varlığı demek.
Venezuela Çin’in “ABD’nin Arka Bahçesindeki” kaldıracı konumunda.
Latin Amerika, ABD’nin tarihsel nüfuz alanı.
Çin’in Venezuela’daki varlığı ABD’ye karşı asimetrik denge, küresel pazarlık gücü demek.
Yani Venezuela’yı vermek demek Çin’in ABD karşısında gönüllü olarak geri çekilmesi anlamına gelir.
ABD Çin’e Tayvan’ı alabilirsin dese bile, Venezuela’yı vermek Çin için rasyonel bir tercih olmaz.
Çin’in Tayvan stratejisi ani fetih değil uzun vadeli baskı, maliyeti düşürme, karşı tarafı yıpratma üzerine kuruludur.
Şimdi ABD'nin Venezuela hamlesine karşı Çin'den bir Tayvan hamlesi beklenebilir.