Haber Detayı

İsrail kayığı…
Güncel takvim.com.tr
01/01/2026 06:59 (3 saat önce)

İsrail kayığı…

Suriye'nin kuzeydoğusunda belirli yerleri kontrolü altında tutan PYD/YPG ya da SDG'nin Suriye yönetimi ile 10 Mart'ta imzaladığı entegrasyon anlaşması ile ilgili süre doldu. Bundan sonra ne olacağını şimdilik bilmiyor olsak da varlığımız, birliğimiz ve bekamıza yönelik riskler karşısında 2016 Ağustosu'ndan…

Suriye'nin kuzeydoğusunda belirli yerleri kontrolü altında tutan PYD/YPG ya da SDG'nin Suriye yönetimi ile 10 Mart'ta imzaladığı entegrasyon anlaşması ile ilgili süre doldu.

Bundan sonra ne olacağını şimdilik bilmiyor olsak da varlığımız, birliğimiz ve bekamıza yönelik riskler karşısında 2016 Ağustosu'ndan itibaren yapılan operasyonlar, olabilecekler konusunda fikir veriyor.

Suriye'nin kuzeyinde Fırat Kalkanı ile başlayıp Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı, Kuzey Irak'da Pençe Kilit isimleriyle gerçekleştirilen operasyonlar, sadece maşalara karşı değil bölge üzerine yaptıkları hesaplar için onları kullananlara ve hatta içimizdeki uzantılarına rağmen yapıldı. 'Bir gece ansızın gelebiliriz' sözü de operasyonların sonu olmadığı ile ilgili bir mesaj.

Suriye'de 2011'de başlayan iç çatışma sonrası ortaya çıkarılan PYD/YPG/SDG'nin varlığına anlam kazandırmak için öne sürülen en güçlü bahanelerden birisi, güya DEAŞ'la mücadele ettiği iddiası.

Mensuplarının çoğunluğunu oluşturduğu söylenen Suriyeli Kürtleri vatandaş olarak tanımaya bile yanaşmayan eski rejimle çok iyi geçindiği bilinen SDG'nin, güya savaştıkları söylenen DEAŞ'la da iş birliği yaptığı, herkesin malumu.

Esas olarak bölgeye yönelik çeşitli planları olan ABD ve İsrail'in, Irak'ın kuzeyinden başlayıp Suriye üzerinden Akdeniz'e inen bir terör koridoru (teröristan) oluşturma hedefi için kurduruldukları bilenen iki yapının da sert kayaya çarptıkları, son derece açık.

Güya kendi emelleri için ama aslında İsrail'in arzu ettiği 'istikrarsız Suriye' hedefi için çalışan SDG'nin, Suriye yönetimi ile birleşmemek için kullandığı bahanelerin herhangi bir karşılığı yok.

Kendileri gibi düşünmedikleri için kontrol ettikleri yerlerde yaşamak yerine Türkiye'ye kaçmak zorunda kalanların birçoğunun hala dönmediği, dönemediği bir bölge söz konusu.

Bu da demokrasi, insan hakları, bir arada barış içinde yaşamak gibisinden parlak vaatlerin sadece laftan ibaret olduğunun göstergesi.

Osmanlı'nın çökmesinden sonra yaşananlar, bölge üzerinde hesapları olan dış mihrakların derenin taşı ile derenin kuşunu vurmalarının hikayesi.

İhanete teşne unsurlara verilen ve sonrasında tutulmayan sözler, asırlık istikrarsızlığın esas sebeplerinden.

Bölgeyi daha fazla bölüp parçalamaya niyetli olanların, 'böl, parçala, yönet' sloganının takipçileri olduğunu fark etmek için kaç kere tecrübe etmek gerekiyor bilinmez.

Önce İngiltere ve Fransa, ardından ABD kayığına binen ve bölgenin parçalanmasına hizmet edenlerin torunları, şimdi de İsrail kayığına binmeye meyilli.

Siyonist zihniyetin, amacına ulaşana kadar şirin gözükeceği, şüphesiz.

Ama neticede Nusayriler, Dürziler ve benzerleri gibi SDG'liler de 'Goyim' ya da 'Centile' olduklarını unutmamalı.

Hizmet ettikleri aşağılık zihniyet, onları da insan saymıyor çünkü...

İlgili Sitenin Haberleri