Haber Detayı

Türkiye’de 'para basma' tartışması: Gerçekten karşılıksız mı?
Ekonomi ekonomim.com
27/10/2025 14:05 (2 ay önce)

Türkiye’de 'para basma' tartışması: Gerçekten karşılıksız mı?

Son günlerde Ali Babacan’ın açıklamalarıyla yeniden alevlenen “karşılıksız para basma” tartışması, Türkiye’nin son beş yılda yaşadığı ekonomik dalgalanmalar ve para politikası üzerinden inceleniyor. Akademik çalışmalar, “para basma”nın artık anlamını yitirdiğini belirtiyor. Ali Hakan Kara, Refet Gürkaynak gibi önemli iktisatçıların çalışmalarında, Türkiye’deki durumun daha çok ekonomideki gelişmeler, yapısal sorunlar ve kurumlardaki değişimlerle enflasyon riskini büyüttüğü anlatılıyor.

ÖZDER ŞEYDA UYANIK Merkez bankalarının ve hükümetlerin para basma (yeni para yaratma) kapasitesi üzerine son günlerde yeniden başlayan tartışma, sadece akademiyle sınırlı kalmıyor; günümüzde enflasyon, güven ve para politikasının etkinliği bağlamında yeniden sahneye çıkıyor.

Katıldığı bir yayında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın açıklamaları üzerinden yeniden alevlenen tartışmaya bilimsel çalışmalar üzerinde bakmak gerekirken, sosyal medyada da uzmanlar konuyu tartışmaya devam ediyor.

Para arzının tarihi Bretton Woods sistemi kapsamında altına ya da sabit döviz kuruna dayalı para standardı geçerliydi; para yaratımı daha sıkı sınırlarla kontrol ediliyordu.

Günümüzdeyse para, belli bir emtia ya da altın karşılığı bulunmayan; devletin ve merkez bankasının yetkisiyle yaratılan bir araç olarak konumlanıyor.

Sosyal medyada tartışmalar büyüdü Babacan’ın açıklamaları sosyal medyada hızla yayılırken, uzmanlar arasında da yorumlara, tartışmalara neden oldu.

Prof.

Dr.

Ensar Yılmaz, sosyal medya hesabında konuyu şu şekilde açıkladı: “Bu konu üzerine çok şey yazıldı. "Karşılıksız para basmak" ne anlama geliyor ve neden bu kadar yaygın kabul görüyor? i.

Öncelikle, bu düşüncenin, para arzının altınla sınırlandığı dönemlere (altın para standardı ve Bretton Wodds) ait bir düşünce, bugün geçerli değil. ekonomi ile ilgili bir siyasetçi daha iyi iktisadi formasyona sahip olmalı ii.

Aslında "karşılıksız para basılıyor" denildiğinde,bunu söyleyenlerin önemli bir kısmı kastettiği şey,devletin çok fazla harcama yaptığı ve bunun da merkez bankası kaynaklarıyla finanse edildiğidir. iii.

Devletin ekonomideki rolü bağlamında ifade edilenler bu yanıyla yanlış değil; ancak bunun merkez bankasından doğrudan finansman olarak sunulması yanlış. iv.

Devlet, harcamalarını finanse etmek için borçlanma yoluyla hem doğrudan (bankalardaki kamu mevduatlarının artmasıyla) hem de dolaylı olarak (tahvillerin merkez bankasına satılması yoluyla) para yaratır. v.

Yani özü itibarıyla, bu söylem devletin harcamalarına duyulan bir kaygıyı dile getiriyor, liberal bir tutuculuğu ifade eder.

Asıl odaklanılması gereken, bu harcamaların içeriği, yani ne tür harcamalar olduğudur.

Bu, çok daha sağlıklı bir yaklaşım olur vi.

Fakat bu türden bir görüşün beni en fazla rahatsız eden yanı, devletin rolünü küçümsemesi ve hatta karşıt poziyon alınmasıdır.

Bu hem devletin üstlenebileceği rolleri göz ardı etmesi hem de kriz dönemlerinde"kemer sıkma" politikalarına (yani "para yok"), zemin hazırlamasıdır.” Bu konu üzerine çok şey yazıldı. "Karşılıksız para basmak" ne anlama geliyor ve neden bu kadar yaygın kabul görüyor?i.

Öncelikle, bu düşüncenin, para arzının altınla sınırlandığı dönemlere (altın para standardı ve Bretton Wodds) ait bir düşünce, bugün geçerli değil. + https://t.co/J0emz6ivNX — Ensar Yılmaz (@ensar_yilmazz) October 26, 2025 İris Cibre de konuya dair şu yorumu yapıyor: "Karşılıksız para basma" cümlesi Bretton woods'la bitmişti Bu cümle artık sadece ekonomi ile ilgisi olmayanlarca kullanılan bir cümle Parayı bankalar kredi ile basar ve dünyanın hiçbir ülkesinde 1971'den beri altın standardına göre para basılmaz.

Bu yüzden kredi kısıtları var zaten.

Yanlış bilgi ile sorun çözülemez...” "Karşılıksız para basma" cümlesi Bretton woods'la bitmiştiBu cümle artık sadece ekonomi ile ilgisi olmayanlarca kullanılan bir cümleParayı bankalar kredi ile basar ve dünyanın hiçbir ülkesinde 1971'den beri altın standardına göre para basılmaz.Bu yüzden kredi kısıtları var… https://t.co/SO1ztgaZiu — İris Cibre 🐦 (@iriscibre) October 26, 2025 Dr.

Cüneyt Dirican ise açıklamalara “Karşılıksız para basıldığı için domates, biber, patlıcan fiyatını patlatmışız ya.

Gençler bilmez, asgari ücretle koştur koştur güveçte türlü, tepside karnıyarık yemezseniz enflasyon olmaz.

Yanındaki cücük soğan ile ekmek yeterli, onu da kredi kartı ile almazsanız enflasyon düşer” yorumunu yapıyor.

Karşılıksız para basıldığı için domates, biber, patlıcan fiyatını patlatmışız ya.

Gençler bilmez, asgari ücretle koştur koştur güveçte türlü, tepside karnıyarık yemezseniz enflasyon olmaz.

Yanındaki cücük soğan ile ekmek yeterli, onu da kredi kartı ile almazsanız enflasyon düşer. https://t.co/cBvFtoEtA1 — Cüneyt Dirican Assc.Prof.

World 1st Astroeconomist (@istanbulekolu) October 26, 2025 Prof.

Dr.

Gültekin Çetiner ise “Keşke paranın nasıl üretildiğini de anlatsa.

Hazine bakanlığı yapmış birisinin bankacılık sisteminde nasıl para yaratıldığını bilmemesi imkânsız.

Gerçekleri saklıyor mu yoksa bilmiyor mu?” değerlendirmesinde bulunuyor.

Keşke paranın nasıl üretildiğini de anlatsa.

Hazine bakanlığı yapmış birisinin bankacılık sisteminde nasıl para yaratıldığını bilmemesi imkansız.

Gerçekleri saklıyor mu yoksa bilmiyor mu? https://t.co/ZGRrIkL8N9 — Prof.

Dr.

B.

Gültekin Çetiner (@drcetiner) October 27, 2025 Bilimsel tartışmalarda durum ne?

Son beş yılda Türkiye'de para politikası ve “para basma” tartışmaları yeniden alevlendi. 2020 sonrası dönemde COVID-19 şokları, döviz şokları, yüksek enflasyon ve merkez bankası nezdindeki gelişmeler, akademik literatürde merkez bankası bağımsızlığı, para finansmanı (monetary financing) ve para arzı–enflasyon ilişkisi bağlamında yoğun biçimde incelendi.

Kur şokları Akademik çalışmaların büyük bölümü, Türkiye'nin deneyimini “politika tercihlerinin” sonuçlarıyla ilişkilendiriyor.

IPE Berlin’den Ümit Akçay ve Ali Rıza Güngen’in “Türkiye'nin 2018-2019 Ekonomik Krizinin Oluşumu” başlıklı çalışması, bu dönemde yaşanan kur şoklarının ve dış açıkların ardından alınan kararların hem kur hem de enflasyon üzerinde kalıcı etkiler yarattığını belirtiyor.

Çalışmaya göre, fiyat istikrarı hedefiyle uyumsuz politika adımları, makro dengesizlikleri derinleştirdi.

Merkez bankası bağımsızlığı 2019–2023 döneminde merkez bankası yönetiminde yaşanan sık değişimler ve bağımsızlık algısının zedelemesi, Bilkent Üniversitesi’nden Refet Gürkaynak, Burçin Kısacıkoğlu ve Sang Seok Lee’nin “Zayıf Para Politikası Altında Döviz Kuru ve Enflasyon: Türkiye Teoriyi Doğruluyor” başlıklı çalışması ile yine aynı üniversiteden Ali Hakan Kara’nın Alp Şimşek ile Eylül 2025’te yayımladığı “Türkiye’nin Ev Yapımı Krizleri” çalışmasında vurgulanıyor.

Çalışmalarda, Merkez bankası bağımsızlığındaki gerilemenin, enflasyonda riskleri ve belirsizlikleri artırdığı belirtiliyor.

Bu durumun para arzı genişlemesiyle birleşmesinin enflasyonun yükselmesine katkı sunduğuna dikkat çekiliyor.

Kısa vadede canlanma 2021–2023 arasında uygulanan düşük faiz politikaları ve negatif reel faizler, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nden İzzet Arı ve Mustafa Kaya’nın çalışmasında, “para tabanının genişlemesi” ile birlikte iç talebi, konut ve döviz talebini artıran bir etki yarattığı belirtiliyor.

Çalışmada, bu dönemde reel ekonomide kısa vadeli canlanma sağlamasına karşın uzun vadede enflasyonist baskıları beslediği, tasarrufların dövize kaydığı vurgulanıyor. “Pandemi sonrası enflasyonun ürettiği kâr” İktisat teorisyenleri ayrıca “para basmak her zaman hiper-enflasyona yol açar” şeklinde tek taraflı bir kanaat olmadığını da vurguluyor.

Bilimsel çalışmalar, para arzı artışının enflasyona dönüşmesinde yapısal faktörler olan “döviz bağımlılığı, üretim kapasitesi, dış açıklar, mali disiplin ve merkez bankası kredibilitesi” gibi koşulların belirleyici olduğunu gösteriyor.

Örneğin “Pandemi sonrası enflasyonun ürettiği kâr: Gelişmekte olan bir ekonomiden kanıtlar” başlıklı 2025 tarihli çalışmada da Türkiye’de pandemi sonrası yaşanan enflasyonda maliyet artırıcı faktörlerin önemli rol oynadığını, yani para arzının yanı sıra döviz ve tedarik şoklarının da etkin olduğunu belirtiyor.

Risk belirgin şekilde artıyor Politika uygulamalarına dair somut örneklere bakıldığında da 2021 sonrasında uygulanan KKM ve banka zorunlu karşılık düzenlemelerinin, analizlerde “müdahale” örnekleri arasında gösterildiği dikkat çekiyor.

Bu programların maliyetinin ve finansal çarpan etkilerinin ülke risk primine ve kamu maliyesine etkilerine yönelik değerlendirmeler sıklıkla iktisatçılar tarafından incelenirken, IMF’in Türkiye raporlarında da 2022–2023 döneminde kurlardaki oynaklık, rezerv düşüşleri ve enflasyondaki yükselişe dikkat çekiyor.

Türkiye örneğinde, “karşılıksız para basma” tartışması basit bir ikilem değil.

İktisatçılar, para bazlı müdahalelerin kısa vadede likidite sağlayabileceğini ama yapısal sorunlar, kurumların bağımsızlığı ve döviz oynaklığı gibi unsurların bu duruma eşlik etmesiyle enflasyon ve finansal istikrarsızlık riskinin belirgin şekilde arttığını vurguluyor.

İlgili Sitenin Haberleri