Haber Detayı

BES teşvikten değil, iç dinamiklerden besleniyor
Sigortacılık ekonomim.com
21/01/2026 00:00 (1 saat önce)

BES teşvikten değil, iç dinamiklerden besleniyor

BES’te devlet katkısının %30’dan %20’ye düşürülmesinin ardından Türkiye Sigorta tarafından yayınlanan ‘Devlet Katkısının Ötesinde BES’ başlıklı çalışmada sistemin büyüme dinamikleri açısından sadece teşviklere bağlı olmadığı vurgusu yapıldı. Rapora göre, BES’e katılımı asıl etkileyen unsurlar enflasyon, ekonomik koşullar ve fon performansları. Fonların enflasyon üzerindeki getirisi ve demografik potansiyel, BES’in cazibesini korumasını sağlıyor.

SELÇUK ALTUN Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) devlet katkı oranının %30’dan %20’ye düşürülmesi kamuoyunda tartışma yaratırken, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü tarafından hazırlanan kapsamlı raporda, bu değişikliğin sistemin büyüme patikası açısından sanıldığı kadar kritik olmadığı belirtildi. “Devlet Katkısının Ötesinde BES” başlıklı çalışma, BES’in yalnızca teşvik mekanizmasına değil; makroekonomik koşullara, fon performanslarına ve demografik dönüşüme dayanan güçlü bir yapıya sahip olduğunu savunuyor.

Rapora göre devlet katkısının %20’ye çekilmesi, sistemin cazibesini zayıflatan bir unsur değil, aksine BES’in uzun vadeli sürdürülebilirliğini destekleyen bir yeniden dengeleme adımı olarak okunmalı.

Mevduat faizlerindeki düşüş eğilimi ve %17,5 stopaj oranı dikkate alındığında, BES hâlâ piyasadaki en yüksek ‘risksiz başlangıç getirisi’ sunan tasarruf araçlarından biri konumunda bulunuyor.

Raporda 2013–2025 dönemini kapsayan 12 yıllık veri setiyle yapılan analizlere göre; BES’e katılım kararında devlet katkısı oranı sanılanın aksine ikincil bir rol oynuyor.

Enflasyon, döviz kuru hareketleri ve genel ekonomik konjonktür, bireylerin BES tercihlerinde çok daha belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Araştırmaya göre katılımcılar BES’i ‘ekstra getiri’ aracı olarak değil, birikimlerini yüksek enflasyon ortamında koruyabilecekleri bir uzun vadeli tasarruf enstrümanı olarak konumlandırıyor.

Bu yaklaşım, teşvik oranındaki artış ya da azalışların talep üzerindeki etkisini sınırlı kılıyor.

Devlet katkısı olmadan da reel getiri var Raporda BES fonlarının performansına özel bir parantez açılıyor.

Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerine dayandırılan analiz, 2016–2025 döneminde (2018 hariç) BES fonlarının istikrarlı biçimde enflasyonun üzerinde getiri sağladığını ortaya koyuyor.

Sadece son bir yılda, devlet katkısı hariç BES fon getirilerinin enflasyonu ikiye katlaması, sistemin reel getiri üretme kapasitesini net biçimde gözler önüne seriyor.

Rapora göre bu sonuç; profesyonel fon yönetimi, aktif varlık dağılımı ve geniş yatırım evreninin (hisse senedi, altın, eurobond, kira sertifikaları vb.) doğal bir çıktısı.

Türkiye, teşviklerinde pozitif ayrışıyor Raporda Türkiye’nin BES teşvik yapısı uluslararası karşılaştırmalarla da ele alınıyor.

OECD ülkelerinin büyük bölümünde emeklilik teşvikleri ‘vergi ertelemesi’ modeli üzerinden yürütülürken, Türkiye doğrudan nakit katkı sunan sınırlı sayıdaki ülkeden biri olarak öne çıkıyor.

ABD’deki ya da Avrupa’daki benzer modellerde devlet doğrudan para ödemezken, Türkiye’de katılımcı yatırdığı her tutar için %20 oranında anında devlet katkısı alıyor.

Yıllık katkı tavanı dikkate alındığında bu destek yaklaşık bin 845 dolara karşılık geliyor ve benzer doğrudan katkı sistemlerinin 10 katından fazla bir teşvik anlamına geliyor.

Bu yönüyle BES, %20 katkı oranıyla dahi ‘dünyanın en yüksek başlangıç getirisi’ sunan finansal ürünlerden biri olma özelliğini koruyor.

Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli bulgu ise geçmişteki teşvik artışlarının katılımcı sayısına etkisinin sınırlı kalmış olması.

Ocak 2023’te devlet katkısının %25’ten %30’a çıkarılmasının ardından, katılımcı sayısı artış hızında anlamlı bir ivmelenme gözlenmediği vurgulanıyor.

Ocak 2023–Kasım 2025 dönemine ilişkin veriler, katkı oranındaki artışla büyüme trendi arasındaki farkın ‘sıfıra yakın’ olduğunu ortaya koyuyor.

Rapora göre bu veri, olası bir aşağı yönlü revizyonun kitlesel çıkışları tetiklemeyeceğine işaret ediyor.

Türkiye Sigorta açısından finansal etki sınırlı Analiz, düzenlemenin Türkiye Sigorta’nın finansal yapısı üzerindeki etkisini de değerlendiriyor.

Buna göre şirketin konsolide kârlılığının ana omurgasını, emeklilik faaliyetlerinden ziyade hayat dışı branşlar oluşturuyor.

Kasko, trafik, yangın ve sağlık gibi branşlardan elde edilen teknik kârlılık, toplam kârın büyük bölümünü sağlıyor.

Emeklilik tarafında ise gelir modeli ‘anlık katkı girişlerine’ değil, yönetilen toplam fon büyüklüğüne dayanıyor.

Mevcut fon stokunun yarattığı atalet, emeklilik gelirlerini kısa vadeli dalgalanmalara karşı koruyor.

İlgili Sitenin Haberleri