Haber Detayı
Suriye’de Irak modeli tutmaz!
Suriye’de Irak modeli tutmaz!
Son dönemde, 8 Aralık 2024’ten sonra piyasaya sürülen bir iddia yeniden dolaşıma sokuldu.
Buna göre, Irak’ta 2003’ten sonra uygulamaya konulan modelin Suriye’de de hayata geçirileceği ileri sürülüyor.
Daha çok, SDG’ye yakın çevrelerin bu modeli gündemde tutmaya çalıştığı görülüyor.
Aslında bu dışarıdaki güçler tarafından empoze edilen bir model.
Bu güçlerin başında İsrail geliyor.
Ama İsrail dışında da onunla aynı kampta yer almayan başka güçlerin de, açıktan olmasa da, bu yöndeki gündemi alttan alta desteklediği görülüyor.
Bu modelle hedeflenen, Suriye’de de Irak’ta günümüzde uygulandığı gibi, Kürtlerin yaşadığı kesimde bir bölgesel yönetimin oluşturulması.
İç işlerinde bağımsız, dış işlerinde merkezi hükümete bağlı, kendi silahlı gücü olan, doğal kaynakları nüfus oranında paylaşan bir bölgesel yönetim modeli.
SURİYE’NİN IRAK’TAN FARKI Irak’ta 2003’teki Amerikan işgalinden sonra hayata geçirilen bu modelin birçok bakından Suriye’de uygulanabilir olması mümkün değil.
Sadece dönemsel güç dengeleri ya da jeopolitik etkenler yüzünden değil, en başta demografik durum farkı nedeniyle.
Etnik temelli bir özerk bölge için birinci şart olarak kabul edilmesi gereken, nüfusun ana çoğunluktan ayrılmasının maddi zeminini oluşturacak miktarda olması ve bir bölgede yoğunlaşması Suriye’deki Kürtler için söz konusu değildir.
Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin resmen sınırları içinde yer alan nüfus, aralarında bir miktar Türkmen, Asuri, Ezidi ve diğer etnik gruplardan olmakla birlikte esas olarak Kürtlerden oluşuyor.
Esas nüfusu Kürt olan Erbil, Duhok ve Süleymaniye illerinden oluşan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden farklı olarak, Suriye’de bugünkü PKK/SDG’nin fiilen kontrol ettiği bölgelerde nüfus çoğunluğu Araplardan oluşmaktadır.
Rakka, Deyrizor ve Haseke Arap şehirleridir.
Öte yandan Suriye’de yekpare bir Kürt kuşağından söz edilemez.
Türkiye sınırı boyunca Kürtler, Türkmenler ve Araplar iç içe yaşamaktadır.
Suriye’deki Kürtlerin toplam nüfusu ise rakamlara göre bile ülke nüfusunun yüzde 5’i ila 7’si arasındadır.
Kürtlerin önemli bir bölümü de Halep’te ve Şam’da yaşamaktadır. 2003’TEN 2025’E DEĞİŞEN ŞARTLAR Öte yandan Irak’taki özerk bölgenin tarihsel bir geçmişi vardır.
Önce İngilizlerin daha sonra da ABD ve İsrail’in desteğiyle Barzani hareketi bağımsızlık/özerklik için Irak yönetimine karşı savaştı. 1970’te ise Irak ile Barzani arasında bir özerklik anlaşması imzalandı.
Mevcut Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, kendi meşruiyetini ve yasallığını 1970 özerklik anlaşmasına dayandırıyor.
Gerçekte ise, bugünkü Bölgesel Yönetim, 1991’deki Körfez Savaşı’ndan sonra, Çekiç Güç’ün askeri şemsiyesi altında ABD tarafından, ülkenin kuzeyini fiilen kopararak kurulmuştur.
Suriye’deki Kürtler arasında etkin olan siyasal akımlar ise genellikle Şam’daki idarenin etkisi altındadır. 1980’den sonra PKK, Şam’ın kanatları Suriye’nin Kürt bölgelerinde faaliyet göstermiştir.
Ta ki, 2003’teki Amerikan işgaline kadar.
İşgalle eş zamanlı olarak 2003’te PKK’nın Suriye şubesi PYD kurulmuştur. 12 Mart 2004’te Kamışlı’da bir maç sırasında önemli bir kalkışma girişimi bundan sonra ortaya çıkmıştır.
PKK/PYD, 2011’den sonra da, Esad yönetiminin Türkiye sınırında kontrolü kaybetmesinin ardından bölgede fiilen otorite kurmaya başlamıştır.
Fakat bugün, bu durumu sürdürmek için ne demografik durum ne de uluslararası siyasal şartlar elverişlidir.
Bugün, ABD’nin tek başına at koşturduğu 1991 ya da zorla düzen kurmaya çalıştığı 2003 dünyasında değiliz.
O günlerden çok dersler çıkaran Türkiye, Irak, İran ve Rusya, ABD girişimleri karşısında geri çekilen ülkeler değil.
ABD’Lİ UZMANLAR: GERÇEKÇİ DEĞİL Nitekim, ABD’nin bölge konusunda ve özel olarak Kürt meselesinde ünlü uzmanları da aynı görüşte.
ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak’ta özel temsilcilik görevleri görevleri yürüten; Türkiye’yi, Irak’ı ve Suriye’yi ve bölgedeki siyasal grupları yakından tanıyan James Jeffrey, Irak modelinin Suriye’ye uymayacağını vurguluyor (Rudaw, 21 Eylül 2025).
Bir diğer uzman, daha önce de bu köşede görüşlerine atıf yaptığımız, Trump’ın önceki dönem kabinesinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Denise Natali.
ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki Ulusal Savunma Üniversitesi’nin Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü olan Natali, ABD’nin halihazırdaki en önemli “Kürt uzmanları”ndan, iyi derecede Kürtçe ve Farsça konuşabiliyor.
Natali, PKK/YPG’nin Irak’ın kuzeyindeki gibi bir özerk bölgeye sahip olma hedefinin başından beri gerçekçi olmadığını vurguluyor. “Böyle bir durumun, Suriye tarihinin hiçbir döneminde olmadığını” belirten Natali, “yerel güç dinamikleri, ekonomi ve güvenlik açısından böyle bir hedef sürdürülebilir değildi.” diyor. (NPR, 27 Aralık 2024).