Haber Detayı

"YEKA var, JEKA modeli neden olmasın?"
Enerji ekonomim.com
27/04/2026 00:00 (1 hafta önce)

"YEKA var, JEKA modeli neden olmasın?"

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) sisteminin uzun yıllardır başarıyla uygulandığını belirten JED Başkanı Ali Kındap, Maden Tetkik Arama Kurumu öncülüğünde Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) modelinin de hayata geçirilmesini öneriyor.

AHMET USMAN Türkiye, 1500’ün üzerinde doğal jeotermal kaynağa sahip olmasına rağmen potansiyelinin yalnızca yaklaşık %11’ini kullanıyor; buna karşın Avrupa’da lider, dünyada ise dördüncü sırada yer alıyor. 2025 itibarıyla sektörde yeniden yatırım hareketliliği başlarken, özellikle demir-çelik gibi yüksek karbon salımı olan sektörlerin jeotermale yönelmesi dikkat çekiyor.

Ancak mevcut mevzuat, yatırımların önünde ciddi bir engel oluşturuyor. 30 Nisan 2023 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması’ndan (YEKDEM) yararlanmak isteyen tesislerin en geç 31 Aralık 2030’a kadar devreye girmesi gerekiyor.

Oysa jeotermal enerji santrallerinin yatırım süresi, lisans, sondaj, ÇED, inşaat ve devreye alma aşamaları nedeniyle en az 5 yıl sürüyor.

Bu da bugün alınacak bir yatırım kararının en erken 2031’de sonuçlanabileceği anlamına geliyor.

Jeotermal Enerji Derneği Başkanı (JED) Ali Kındap’a göre, bu durum yatırımcıları “bekle-gör” pozisyonuna itiyor.

Yüksek maliyet ve riskler de yatırım iştahını sınırlıyor.

Jeotermal projelerde sondaj sonrası kaynağın verimli çıkmaması halinde tüm yatırım boşa gidebiliyor.

Buna rağmen jeotermal enerji, rüzgâr ve güneşe kıyasla çok daha yüksek kapasite faktörü (%80+) ile kesintisiz üretim avantajı sunuyor.

Kındap, Türkiye’nin önemli bir rekabet avantajına sahip olduğu jeotermal enerji alanında büyümenin devamı için mevzuatın yatırım gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesinin kritik olduğunu vurguluyor.

Kındap, sektörün potansiyelinin hayata geçirilmesi için çözüm önerilerini anlattı: Jeotermal enerji yatırımları için 2026 yılı, köprüden önceki son çıkış Bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye, bugün için potansiyel zenginliğinin yaklaşık yüzde 11’ini kullanmasına rağmen, bu sınırlı kullanımı ile dahi Avrupa’nın lideri ve dünyanın dördüncü ülkesi. 2025’te uzun süren yatırım uykusundan uyanan jeotermal enerji sektöründe planlanan çok sayıda yatırım kararı bulunuyor.

Özellikle de demir çelik gibi karbon emisyonu yüksek ve finansman gücü olan sektörlerde jeotermal enerjiye yatırım yönelimi dikkat çekiyor.

Ancak 30 Nisan 2023 tarihli ve 7189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üreten YEK Belgeli tesislerin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması’ndan (YEKDEM) yararlanması için 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye girmesi gerekiyor.

Yatırım süreleri 5 yılı bulabilen jeotermal enerji santralleri (JES) için bu takvim imkansız bir sıkışıklık anlamına geliyor.

Jeotermal enerji yatırımları için 2026 yılı, köprüden önceki son çıkış.

JES yatırımları, rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklardan çok farklı özelliklere sahip.

Hem megavat başına yatırım maliyetimiz rüzgâr santrallerine göre en az üç kat fazla hem de içinde olduğumuz süreçlerin yönetimi çok detaylı, uzun takvimli ve karmaşık.

Bir jeotermal yatırımın kuvveden fiile geçebilmesi için uzun lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin saptanması, santralin inşası ve devreye alınması gibi çok detaylı ve maliyetli aşamaların geçilmesi gerekiyor.

Bugün karar verilse ancak 2031’de devreye alınır Bu maliyetlerin tüm riski yatırımcının sırtında ve yerin altına indikten sonra çoğu kez evdeki hesap çarşıya uymuyor.

Sondaj yaptığınız sahadaki kaynak verimliliği elektrik üretimine uygun değilse, onca masraf çöpe gidebiliyor.

En iyimser koşullarda beş yıllık bir zaman dilimine ihtiyaç var.

Bugün yatırım kararı alan bir yatırımcının, santralini devreye alması en erken 2031 yılını bulacaktır.

Santral mevcut yasal mevzuata göre 31 Aralık 2030’dan sonra devreye alındığı için, 15 yıl sürecek YEKDEM desteğinden yararlanamayacak.

Yatırımcılar bu riski gördükleri için şu anda bekle-gör dönemindeler.

Yatırım maliyeti RES’e göre fazla ama üretim daha verimli Yüksek yatırım maliyetine rağmen sektöre yatırım yapmak isteyen pek çok yatırımcı var.

Özellikle de demir-çelik gibi emisyon salımı yüksek sektörlerde faaliyet gösteren şirketler, karbon ayak izlerini azaltmada jeotermali çok önemli bir avantaj olarak görüyor.

Çünkü bizim santrallerimiz mevsim ve iklim koşullarından bağımsız olarak 7 gün 24 saat enerji üretebiliyor.

Kapasite faktörümüz yüzde 80’in üzerinde.

Buna karşılık en verimli rüzgâr enerjisi santrali yüzde 30 seviyesinde bir kapasite faktörü ile enerji üretimi yapabiliyor.

Yatırım maliyetimiz rüzgâr enerjisine göre üç kat fazla ama elektrik üretimimiz de ona paralel olarak daha verimli. 100 MW kurulu güce sahip bir jeotermal enerji santrali 300 MW kurulu güce sahip bir rüzgâr santralinden daha fazla enerji üretebiliyor. 300 MW’lık santral projesi beklemede Bekle-gör pozisyonundaki proje stoku yaklaşık 300 MW seviyesinde.

Ancak bugün harekete geçseler dahi, 2030 sonuna kadar santralleri devreye almaları teknik olarak mümkün değil.

Bu yıl içerisinde ilgili yasal düzenlemeyi yapamazsak, 2027 ve sonrasında tüm yatırım planlarının askıya alınma riski bulunuyor. 30 MW kurulu gücünde bir jeotermal santral inşa ediyorsunuz, onca zorluğu göğüsleyerek cebinizden 100 milyon dolar para harcıyorsunuz ve devreye aldığınızda YEKDEM kapsamı dışında kalıyorsunuz.

Sorun Cumhurbaşkanlığı kararı ile çözülebilir Konuyla ilgili talep ve beklentilerimizi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak ilgili tüm kamu otoritelerine aktardık.

Bu tarihin 2040 yılı olarak revize edilmesinin yatırımcılar nezdinde yaratacağı etkiyi anlattık.

Enerji yatırımlarında fiyat ve süre belirleme yetkisi Sayın Cumhurbaşkanımızın. 2023’te yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’nda ifade olunan 31.12.2030 tarihinin uzatılması için yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararının yayınlanması gerekiyor.

Basit bir kanun değişikliği ile yatırımlarda öngörülebilirlik sağlanmış olacak.

Sektör olarak bir diğer beklentimiz jeotermalin enerji üretimi, konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm gibi çok sayıda entegre kullanım alanlarına odaklanacak ayrı bir destekleme mekanizması.

Rüzgâr ve güneş enerjisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) sistemi gibi Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) modelinin oluşturulması.

Jeotermal, Türkiye’nin mukayeseli üstünlüğü en yüksek kaynakları arasında yer alıyor.

JEKA modeli ilk aşamada Maden Tetkik Arama Kurumu’nun keşfini yaptığı, jeotermal potansiyeli belirlenen ya da bilinen alanlarda rahatlıkla gerçekleşebilir.

JES yatırımı yapmak isteyen yatırımcı, santralin yakında bir jeotermal sera ya da sebze meyve kurutma tesisi kurmalı.

Yakındaki bir yerleşim merkezinin konut ısıtmasını sağlamalı.

Ya da bir turizm merkezinin termal suyunu sağlamalı.

Rüzgâr ve güneş YEKA’larında olduğu gibi yerli üretim koşullarının korunması, ekipman üretiminde ise Türkiye’de konuşlu şirketlerin katma değer zincirinde yer alması sağlanmalı.

Jeotermal yatırımcısının ajandasındaki çözüm önerileri Jeotermal Enerji Derneği Başkanı Ali Kındap, sektördeki yatırımcıların ajandasındaki notları şu şöyle özetledi: Yeni jeotermal enerji yatırımlarının YEKDEM kapsamında üretim yapabilmesi için devreye alınma tarihi 31 Aralık 2030’dan 31 Aralık 2040’a çekilmeli.

Öteleme gerçekleşmez ise 2027 ve sonrasında tüm yatırım planlarının askıya alınma riski bulunuyor.

Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarının sadece rüzgâr ve güneşten ibaret olmadığı herkes tarafından bilinmeli.

Türkiye’nin “2053 Net Sıfır” vizyonuna ulaşması için jeotermal kaynaklı elektrik üretimi 10 bin MW seviyesine çıkarılmalı.

Rüzgâr ve güneş enerjisinde başarıyla uygulanan YEKA mekanizması, JEKA iş modeli olarak yeni bir uygulama alanına kavuşmalı.

Rakamlarla jeotermal sektörü Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1760 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; dünyada dördüncü, Avrupa’da lider konumda.

Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip.

MTA, Türkiye’de keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW olarak açıklarken, bu potansiyelin ancak yüzde 11’i kullanılıyor. 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip.

Türkiye, bu kapasite ile dünyada 7’inci, Avrupa’da lider.

Portre | Vizyonunda jeotermal enerjinin entegre kullanımı var Ali Kındap, Türkiye’nin jeotermal enerji alanındaki dönüşümünde öne çıkan isimlerden biri.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olan Kındap, kariyerine büyük ölçekli mühendislik ve enerji projelerinde başladı; zamanla Türkiye’nin önde gelen enerji yöneticileri arasına girdi.

Zorlu Enerji’de üstlendiği kritik görevler, onu özellikle yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı üretim konusunda deneyimli bir isim haline getirdi.

Temmuz 2020’den bu yana JED Başkanı olarak sektörün sözcülüğünü yapan Kındap, yalnızca elektrik üretimine odaklanan dar bir perspektif yerine, jeotermalin ısıtma, seracılık ve termal turizm gibi alanlarla entegre kullanımını vizyon olarak belirlemiş durumda.

Ona göre jeotermal, Türkiye’nin en güçlü “yerli ve sürekli” enerji kaynaklarından biri.

Yüksek yatırım maliyetleri ve uzun geliştirme süreçlerine rağmen, bu kaynağın stratejik önemini vurgulayan Kındap, Türkiye’nin jeotermalde küresel ölçekte çok daha üst sıralara çıkabileceğini savunan isimlerin başında geliyor.

İlgili Sitenin Haberleri