Haber Detayı
‘Tiyatro sevdiğin insanlarla birlikte yaptığında en güzel haline ulaşıyor’
Yıllar içinde oyunculuğa kısa aralar vermiş, sahnelerden uzak kalmış, hayat onu farklı yerlere sürüklemiş ama o rüzgârın yönünü değiştirip yolunu hep tiyatroya çıkarmayı başarmış biri... Birkaç gün önce de başarısı ‘tescillendi’. Direklerarası Seyirci Ödülleri’nde Tek Kişilik Oyun kategorisinde ödül alan ‘Aslında İyi Çocuk’un oyuncusu Atakan Akarsu’yla buluştuk: “Ben sadece iyi olmak için mücadele etmeye çalışıyorum.”
Geçen hafta XXVI.Direklerarası Ödülleri sahiplerini buldu.
Halk jürisi İstanbul’da 2025-2026 tiyatro sezonunda sahnelenen oyunları seyrederek Performans, Tasarım ve Yapımlar kategorilerinde başarılı oyun, oyuncu ve tiyatroları seçti.
Kazananlarından biri de ‘Aslında İyi Çocuk’ oyunuyla Tek Kişilik Prodüksiyon alanında ödül alan Fact Tiyatro ve Go Unity ekibiydi. ‘Aslında İyi Çocuk’un oyuncusu Atakan Akarsu’yla (33) sonuçlar açıklandıktan birkaç gün sonra buluştuk; oyunu ve ödülü konuştuk.- Öncelikle tebrik ederim.
Ödülle ilgili olarak neler hissediyorsunuz?
Eğlenceli bir kulis arkadaşıyımdır ama tek kişilik oyunda gerçekten yapayalnız oluyorsun.
Bu da garip anlar yaratabiliyor.
Ama ekip arkadaşlarım beni hiçbir zaman yalnız hissettirmedi.
Ali Haydar Çataltepe, Dilara Vural, Doğa Demir...
Hepsi her oyunda yanımda.
Bence dünyadaki birçok şey, ilişkiler de savaşlar da insanın küçücük bir duygusunun görülüp görülmemesiyle ilgili.
Bu ödül de görülmekle ilgili.
Seyirci ödülü olması benim için çok daha anlamlı.
Çünkü bu işi sadece ‘tiyatroyu bilenler’ için yapmıyoruz; içimizdeki seyircilerin takdirini ve beğenisini almak çok kıymetli.- Bu ilk tek kişilik oyununuz.
Sahnede, provada tek olmak nasıldı?
Bu deneyim diğerlerinden farklıydı.
Provalarda şunu fark ettim; toplu işlerde bazen ‘pasörlük’ yapıyorsun.
Kendi aksiyonundan çok, karşı oyuncunun reaksiyonunu besliyorsun ama tek kişilik oyunda sürekli aksiyon halindesin.
Sahnedeyken aslında üç kişi oluyorsun: Oynayan, biraz ileriyi düşünen ve dışarıdan izleyip ‘burayı aç, burayı şöyle yap’ diyen.
Bu da biraz garip bir deneyim.
Seçmem gerekecekse eğer arkadaşlarımla oynamayı seçerim.
Çünkü tiyatro, sevdiğin insanlarla birlikte yaptığında en güzel haline ulaşıyor.
Bu iş biraz da ilişkilerle, bağlarla ilgili.- Oyunda ufak bir dikkat dağınıklığı çabucak fark edilebilir.
Metnin temposu hızlı ve seyirciyi yakalayabilmek biraz zor.
Katıldığım temsilde de hiç akıştan kopmadınız...Bir gün oyundan 15 dakika önce yan binada biri ölü bulundu.
İtfaiye geldi, kapıyı kırdılar...
Oyun sırasında dışarıdan ağlama sesleri geliyordu.
Üstelik oyunda cenaze sahnesi var.
Oynadım ve dikkatimin dağılmasına izin vermedim.
Bu okuldan gelen bir refleks.
Dağılmamayı orada öğrendik.
Bu oyunda da ne anlatacağımızı çok iyi biliyorduk.
Yönetmenimiz çerçeveyi çok net çizdi: “Burası senin alanın, nasıl yüzmek istiyorsan yüz” dedi.
Stand-up tekniklerinden de beslendik.
Hikâye anlatmayı seven biriyim.
Lineer bir hikâye anlatırken araya küçük sapmalar koymayı seviyorum.
Oyuncu olarak en güçlü yanım da ritim.
Her oyuncunun bir gücü vardır; kimisinin duygusu güçlüdür, kimisinin tekniği.
Ben ritmi tutabiliyorum.- Oyunu nasıl anlatırdınız?Oyun ‘özel hissetme arzusu’ üzerine. 90’lar çocukları olarak biz hep seçilmiş kişi hikâyeleriyle büyüdük. ‘Harry Potter’, ‘Yüzüklerin Efendisi’...
Hepimiz bir şekilde seçilmiş olmak istiyoruz.
Belki dünyayı kurtarmak değil ama kendi küçük dünyamızda özel olmak istiyoruz.
Hikâyede Özgür’ün hissettiği gibi, sevdiğimiz insan tarafından seçilmiş hissetmek istiyoruz; onu da bu arzu delirtiyor.
Ve bu aslında çok tehlikeli.
Çünkü kontrol edilmezse insanı çok uç noktalara götürebiliyor... ‘Dünyayla barışmış gibi’- ‘Aslında İyi Çocuk’ denince sanki yanlış anlaşılan birinden söz ediliyor.
Özgür böyle biri mi?
Siz bu durumlarda nasıl tepki verirsiniz?Bir kelime oyunu var.
Karakter, öldürmeye karar verdiği kişiyi ‘iyi çocuk’ diye anlatıyor.
Sonunda iyi çocuğun kendisi olduğunu anlıyoruz.
Özgür de iyi ama yanlış anlayan biri.
Duygularını da açıkça ifade edemiyor.
Ben yanlış anlaşıldığımda daha çok kaçmayı tercih ediyorum; açıklamaya çalışmıyorum.- İyiliğin tanımı nedir sizin için?İyilik bir durum değil, bir mücadele hali...
Kimse tamamen iyi ya da kötü değil ama birine yardım ettiğinde, bir fayda sağladığında insanın içinde bir şey oluyor.
Dünyayla barışmış gibi hissediyorsun.
Ben insanları ikiye ayırıyorum: Bu hissi bilenler ve bilmeyenler.
Çünkü bir kez tadını alınca bağımlılık yapıyor.
Ben sadece iyi olmak için mücadele etmeye çalışıyorum.‘Tiyatro yapabilmek için kendi işimi kurdum’- Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?
Macera nasıl başladı, nasıl devam ediyor?İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan 2016’da mezun oldum.
Yüksek lisansa başladım ve DOT Tiyatro’ya girdim.
Hayatın ekonomik tarafıyla da ilgilenmek gerekiyor.
Bu yüzden bir iş kurdum.
Bijuteri alanında toptan satış yapıyorum.
Bu işi aslında tiyatro yapabilmek için kurdum.
Benim için oyunculuk hâlâ bir ‘oyun’.