Haber Detayı

Sessiz kriz: Okullar boşalıyor
Yazarlar hurriyet.com.tr
31/03/2026 06:03 (5 gün önce)

Sessiz kriz: Okullar boşalıyor

Türkiye’de uzun süredir gözümüzün önünde ilerleyen ama yeterince konuşulmayan bir süreç var.

Ne sokakta hissediliyor ne de gündemin ilk sıralarında.Ama etkisi derin.Türkiye, sessiz bir demografik dönüşümün içinde.Türkiye Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM’in 2025 Eğitim Değerlendirme Raporu, bu dönüşümün artık eğitim sistemi açısından ertelenemez bir noktaya geldiğini ortaya koyuyor.

Çünkü Türkiye’de eğitim sistemi yıllardır “artan öğrenci sayısı” varsayımıyla kuruldu.

Ve bu varsayım artık geçerliliğini yitiriyor.Rakamlar açık.Son 10 yılda canlı doğum sayısı yüzde 30.6 azaldı.2014’te 1 milyon 351 bin olan doğum sayısı, 2024’te 937 bine geriledi.Aynı dönemde nüfus artış hızı da binde 13,3’ten binde 3,4’e düştü.Bu sadece bir istatistik değil.Bu, 10 yıl sonra okula başlayacak çocuk sayısının yaklaşık yüzde 30 daha az olacağı anlamına geliyor.Eğitim sistemi daralmaya hazırlanmalı.5 YIL SONRA YÜZDE 21 DÜŞECEKMevcut doğum verileri temel alındığında, yalnızca 5 yıl sonra yani 2030’da ilkokula başlayacak öğrenci sayısının yaklaşık yüzde 21 daha düşük olacağı öngörülüyor.Bu tablo, eğitim sisteminin çok kısa bir süre içinde büyüme değil, daralma gerçeğiyle karşı karşıya kalacağını gösteriyor.Eğer bu değişim doğru yönetilmezse;*Bazı bölgelerde okul ve derslikler atıl kalabilir,*Öğretmen planlamasında ciddi dengesizlikler oluşabilir,*Eğitim yatırımları verimsiz hale gelebilir.Bugün hâlâ yeni okul yapımı, yeni kapasite artışı konuşuluyor.Oysa bazı bölgelerde mesele artık kapasite artırmak değil, mevcut kapasiteyi doğru yönetmek.Türkiye yaşlanıyor, sistem aynı kalıyorDemografik dönüşümün ikinci boyutu ise yaşlanma.Bugün Türkiye’de her 10 kişiden biri 65 yaş üzerindeyken, 2050’de bu oran her 5 kişiden biri olacak.Bu, yalnızca sosyal güvenlik sistemini değil, eğitim anlayışını da doğrudan etkiliyor.Çünkü artık eğitim sadece çocukluk dönemine ait bir süreç değil.İnsan ömrü uzuyor.65 yaşındaki bir bireyin önünde ortalama 18 yıl var.Bu gerçek, “yaşam boyu öğrenme”yi bir tercih değil, zorunluluk haline getiriyor.

ÜNİVERSİTEYE TALEP NEDEN DÜŞÜYOR?

Raporun ortaya koyduğu bir diğer önemli veri, yükseköğretime olan talepteki değişim.YKS başvuruları son iki yılda yaklaşık 1 milyon azaldı.2023’te 3,5 milyon olan başvuru sayısı 2025’te 2,5 milyon seviyesine geriledi.Bu düşüş yalnızca demografiyle açıklanamaz.Gençlerin üniversiteye bakışı değişiyor.Üniversite mezunu işsizlik oranı yüzde 9.1 ile genel işsizlik oranının üzerinde.25–34 yaş grubundaki işsizlerin yaklaşık yarısı yükseköğretim mezunu.Üniversite artık eskisi kadar güçlü bir “gelecek garantisi” olarak görülmüyor.Artan yaşam ve barınma maliyetleri de bu tabloyu ağırlaştırıyor.Eğitim artık nüfus politikasının parçası.Raporda altı çizilen kritik başlıklardan biri de erken çocukluk eğitimi.Nitelikli ve erişilebilir okul öncesi eğitim yalnızca çocuk gelişimi açısından değil, aynı zamanda bir nüfus politikası aracı olarak değerlendiriliyor.Çünkü;Çocuk bakım yükünü paylaşır,Kadınların istihdamda kalmasını sağlar,Ailelerin çocuk sahibi olma kararını etkiler.Bu nedenle eğitim politikaları ile nüfus politikaları artık birbirinden ayrı düşünülemez.

SON SÖZ Türkiye hazırlık yapmak zorunda.

Türkiye bugün sessiz ama çok güçlü bir kırılma yaşıyor.Çocuk sayısı azalıyor.Toplum yaşlanıyor.Gençlerin eğitim ve gelecek algısı değişiyor.Ama sistem hâlâ eski reflekslerle çalışıyor.TEDMEM raporu bu nedenle önemli bir uyarı yapıyor:Eğitim sistemi, demografik projeksiyonlara dayalı yeni bir planlama anlayışıyla yeniden kurgulanmalı.Çünkü mesele sadece eğitim değil.Mesele, Türkiye’nin gelecekte nasıl bir toplum olacağı.Ve bu kez karar vermek için çok fazla zaman yok.

İlgili Sitenin Haberleri