Haber Detayı

Sevda şiirleri
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
27/03/2026 04:00 (1 saat önce)

Sevda şiirleri

Daha üzerinden gün geçmedi, adam cebinden çıkardığı tabancayı yılların eşine çevirip tetiğe bastı.

Daha üzerinden gün geçmedi, adam cebinden çıkardığı tabancayı yılların eşine çevirip tetiğe bastı.

Başından geçen tüm olayların dibinde bilgisizlik, her şeyi darmadağın etme güdüsü yatıyor!

Tetiğe basan, onunla da kalmıyor, olay yerinden çıkıp kahramanlığını polise anlatmaya gidiyor...

Oysa atalarımız nerelerden gelip Anadolu topraklarına yerleşmiş, orada kısa sürede davranışlarından erdem fışkıran analar babalar, bilgeler, yazdıkları günümüzde de dilden düşmeyen, bellekte hemen canlanan duyarlıklı şairler yetişmiş.

ŞAİRLER DİZGESİ Yunus Emre: “Girdim aşkın denizine bahrılayın yüzer oldum Geştediben denizleri Hızır’layın gezer oldum Cemalini gördüm düşte çok aradım yazda kışta Bulamadım dağda taşta denizleri süzer oldum” Orhan Veli Kanık: Edith Almera “ İhtimal ki şu an o,/ Brüksel’e yakın/ Bir gölün kenarında/ Edith Almera’yı düşünmektedir./ Edith Almera/ Kafeşantanlarda muhabbet toplayan/ Bir Çigan orkestrasının/ Birinci kemancısıdır/O, kendisini alkışlayanlara/ Selam verirken/ Gülümser/ Kafeşantanlar güzeldir/ İnsan,/ Orada çalışan kemancı kızlara/ Âşık olabilir...” Nâzım Hikmet: Aşk Mönüsü “Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin/ Sen ülkemin yaz geceleri gibisin/ Saadetten haber getiren atlı kapını/ çaldığımda/ beni unutma/ ah! saklı gülüm/ sen hem zor hem güzelsin” Melih Cevdet Anday: Seni düşünüyorum Emilia “Çocukluğunu düşünüyorum Emilia,/ Deniz boyundaki ıssız yolu sabahleyin,/ Hani saçların, atkın uçuşurdu rüzgârda/ Kokusunu duyuyorum bembeyaz gömleğinin,/ Seni kucağıma alıyorum Emilia/ Ben büyüttüm seni, ben yetiştirdim/ Bugüne bu sevdaya/ Toprağım, ekmeğim, kitabım, şiirim/ Sen, ne varsa iyiden, doğrudan yana/ Gözümün nuru, başımın tacı, efendim.” Özdemir Asaf : Lavinia. “Sana gitme demeyeceğim./ Üşüyorsun ceketimi al./ Günün en güzel saatleri bunlar./ Yanımda kal./ Sana gitme demeyeceğim./ Gene de sen bilirsin./ Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,/ İncinirsin./ Sana gitme demeyeceğim,/ Ama gitme, Lavinia./ Adını gizleyeceğim/ Sen de bilme, Lavinia.” Cahit Külebi: Hikâye “Senin dudakların pembe/ Ellerin beyaz,/ Al tut ellerimi bebek/ Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde/ Ceviz ağaçları yoktu,/ Ben bu yüzden serinliğe hasretim/ Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde/ Buğday tarlaları yoktu,/ Dağıt saçlarını bebek/ Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri/ Akşamları eşkıyalar basardı./ Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem/ Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde/ Kuzey rüzgârları eserdi/ Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır/ Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!/ Benim doğduğum köyler de güzeldi,/ Sen de anlat doğduğun yerleri,/ Anlat biraz!” DUYARLIK EĞİTİMİ İlkokulda, ortaokulda duyarlığı geliştiren derslerin adı vardır ama ne acıdır ki uygulanması yoktur.

Şiir de bayramlarda bağırarak okutulan söz kalabalığına dönüştürülmüştür.

Oysa bizim o yalın dilimizle söylendiğimiz “Ağaç yaşken eğilir” atasözümüzü kavrayabilirsek çocukları daha ilk günlerde iyi işlere, gerçek yaratılara alıştırmak gerektiğinin kaçınılmaz olduğu eğitimin temel amacı olduğu anlaşılacaktır.

İlgili Sitenin Haberleri