Haber Detayı
Su riski karbonu geride bırakacak
Türkiye merkezli su teknolojisi girişimi Blueit Kurucusu Hülya Tomak, “Önümüzdeki dönemde suyun karbondan da kritik bir sürdürülebilirlik başlığı haline geleceğini düşünüyorum. Çünkü karbon emisyonları azaltılabilir ancak suyun alternatifi yok. Kullanılabilir su kaynakları ise hızla azalıyor. Su risklerini tespit etmek ve veriye dayalı bir yönetim modeli kurmak çok önemli” diyor
FERZAN ÇAKIR Su kaynakları, iklim krizi, artan nüfus ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle giderek daha kritik bir varlık haline geliyor.
Türkiye’de su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’i tarımda, yüzde 20’si sanayide ve yüzde 10’u hanelerde kullanılıyor.
Uzmanlar mevcut eğilimlerin sürmesi halinde Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda su fakiri ülke kategorisine girebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye merkezli su teknolojisi girişimi Blueit, geliştirdiği yazılım ve yapay zekâ çözümleriyle sanayi tesisleri ve ticari yapılardaki su ve atık su süreçlerinin dijital olarak izlenerek verimliliğinin artırılmasını hedefliyor.
Ege Üniversitesi Biyokimya mezunu Hülya Tomak’ın kurduğu girişimin hikâyesi Antakya’da yaşanan su kesintilerinden doğdu.
Tomak ile su yönetiminde dijitalleşmeyi ve artan su risklerini konuştuk: Su artık öncelikli bir konu “Blueit’in çıkış hikâyesi memleketim Antakya’ya dayanıyor.
Antakya’da özellikle yaz aylarında günlük hayatı zorlaştıran su kesintileri yaşanıyor.
Ege Üniversitesi Biyokimya bölümünde okurken girişimcilikle tanıştım.
Gerçek bir probleme odaklanmak istediğimi fark ettiğimde aklıma su meselesi geldi.
İklim ve çevre konularına olan ilgimle girişimciliği birleştirince Blueit fikri ortaya çıktı.
İlk başta odağımız hanelerde su tasarrufunu teşvik eden bir modeldi.
Ancak zamanla bu fikir gelişti ve bugün Blueit olarak endüstriyel tesisler ve ticari yapılarda su ve atık su süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren, yöneten ve optimize eden yazılım ve yapay zekâ çözümleri geliştiriyoruz.
Blueit’in fikir olarak ortaya çıktığı 2020 yılında ve şirketleştiğimiz 2021’de bu mesele birçok kurum tarafından henüz bir problem olarak bile görülmüyordu.
Ancak bugün geldiğimiz noktada su konusu çok daha görünür ve öncelikli bir başlık haline gelmeye başladı.
Bunun birkaç nedeni var.
Birincisi, özellikle sanayi tarafında global müşteriler ihracat yapan firmalardan su tüketiminin ölçülmesi, raporlanması ve denetlenmesine yönelik çeşitli kriterler talep etmeye başladı.
İkinci olarak, artan su kesintileri doğrudan sanayi üretimini etkilemeye başladı.
Bir diğer önemli faktör ise regülasyonlar.
Hem Türkiye’de hem Avrupa Birliği’nde su yönetimine yönelik yeni düzenlemeler gündeme geliyor.” “Mavi Mutabakat” kavramı giderek daha fazla konuşuluyor “Önümüzdeki dönemde suyun karbondan da kritik bir sürdürülebilirlik başlığı haline geleceğini düşünüyorum.
Çünkü karbon emisyonları azaltılabilir ancak suyun alternatifi yok.
Kullanılabilir su kaynakları ise hızla azalıyor.
Aslında dünyadaki su döngüsü devam ediyor.
Su buharlaşıyor ve yağış olarak geri geliyor.
Ancak toprak geçirgenliğinin azalması nedeniyle yağış suları yeterince yer altına karışmıyor.
Yani su döngüsündeki doğal denge giderek bozuluyor.
Öte yandan varolan su hem azalıyor hem de ciddi şekilde kirletiliyor.
Suyun arıtılması ise kimyasal ve enerji yoğun bir süreç.
Örneğin deniz suyunun arıtılması gibi teknolojilerden bahsediliyor ama bunlar oldukça maliyetli çözümler.
Bu nedenle Avrupa Birliği’nde karbon için geliştirilen Yeşil Mutabakat’a benzer şekilde ‘Mavi Mutabakat’ kavramı da giderek daha fazla konuşuluyor.
Ayrıca su dünyada eşit dağılmış bir kaynak değil.
Sınır aşan sular dediğimiz Fırat ve Dicle gibi nehirler bir ülkede doğup başka bir ülkede akabiliyor.
Bu nedenle su yönetimi aynı zamanda jeopolitik bir mesele haline geliyor.
Tüm bu sebeplerle su yönetimi önümüzdeki dönemde çok daha sıkı regülasyonlara tabi olacak.
Bu noktada en önemli şeylerden biri su risklerini tespit etmek ve veriye dayalı bir yönetim modeli kurmak.” Su krizinden en çok gıda, içecek, çimento ve tekstil etkilenecek “Su yönetiminde en hızlı dönüşümün suyu yoğun kullanan sektörlerde gerçekleşmesini bekliyoruz.
Başta gıda ve içecek, çimento ve tekstil geliyor.
Bu sektörlerde bazı tesislerin günlük su tüketimi 600-1000 metreküp seviyesine ulaşabiliyor.
Su, gıda sektöründe üretimin hammaddesi konumundayken, çimentoda özellikle soğutma süreçlerinde yoğun kullanılıyor.
Bu nedenle suyun iyi yönetilememesi üretim kesintileri ve ekonomik kayıplar anlamına da gelebiliyor. 27 Aralık 2024’te Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Su Verimliliği Yönetmeliği, verimliliği kentsel alanlar, endüstri ve tarım olmak üzere üç ana başlıkta ele alıyor.
Yerel yönetimler, kampüsler, havalimanları ve AVM’ler kentsel kategoriye girerken, sanayi tesisleri ve organize sanayi bölgeleri endüstri kapsamında değerlendiriliyor.
Bizim teknolojimiz özellikle bu iki alana yönelik çözümler sunuyor ve pilot çalışmalarımızı bu alanlarda artırıyoruz.
Küresel ölçekte su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’i tarımda gerçekleşiyor.
Kalan yüzde 30’un yaklaşık yarısı sanayi, yarısı ise haneler tarafından kullanılıyor.
Bu tablo su yönetiminin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve operasyonel bir konu haline geldiğini gösteriyor.
Son yıllarda bu alandaki farkındalık da hızla arttı.
Farkındalık arttıkça regülasyonlar devreye girdi ve kurumlar da bu alanda adım atmaya başladı.
Bununla birlikte finansman ve teşvik mekanizmaları da gelişiyor.” Blueit su yönetimini nasıl dijitalleştiriyor?
Ölçüm: Tesislerdeki tüm sayaçlardan toplanan verilerle su tüketimi gerçek zamanlı ve konum bazlı olarak izleniyor.
Analiz: Su akış şemaları yazılıma entegre edilerek tesis genelindeki su kullanımı ISO ve uluslararası standartlara göre analiz ediliyor.
Raporlama: ISO standartlarına uygun doğrulanabilir su ayak izi hesaplamaları yapılabiliyor ve belirlenen dönemlerde raporlanabiliyor.
İyileştirme: Temiz üretim uygulamaları (MET/BREF) kapsamında verimsiz su kullanım noktaları belirlenerek iyileştirme önerileri sunuluyor.
Yapay zekâ ile trend analizi: Sayaç ve proses bazlı veriler yapay zekâ ile analiz edilerek tüketim eğilimleri ve risk alanları tespit ediliyor.
Anomali bildirimi: Akıllı algoritmalar sayesinde tesis genelinde oluşabilecek olağandışı su tüketimi veya kaçak gibi durumlar anlık olarak tespit edilerek kullanıcıya bildiriliyor.